Karabük Postası tarafından
04 Mayıs, 2021 10:14 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Atıl durumdaki 350 dekar tarım arazisine Ayçiçeği ekildi

Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması için Milli Tarım Projesi kapsamında Karabük' te her karış toprak tohumla buluşacak. Eskipazar İlçesi Yazıkavak Köyünde tarım ve hayvancılıkla uğraşan Şahin ailesinin talepleri doğrultusunda İmanlar köyünde 350 dekar atıl durumda bulunan tarım arazisinde Karabük’ün  bitkisel üretim ürün desenine yeni bir ürün olan yağlık ayçiçeği demonstrasyon ekimi gerçekleştirildi. %75 Hibe tohum desteğiyle yağlık ayçiçeği tohumları toprakla buluştu. Aynı zamanda bitkisel üretimi daha kolay hale getirmek için alet ve ekipman konusunda da Karabük İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak 1 adet pnömatik ekim mibzeri ve 1 adet ara çapa makinesi alınarak  çiftçilerin hizmetine sunuldu. Karabük İl Tarım ve Orman Müdürü Çetin Ayvalık yaptığı açıklamada;  "Bakanlığımızca yürütülen Milli Tarım Projesi kapsamında atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması için Eskipazar İlçesi İmanlar köyündeyiz. Bugün burada 350 dekar arazide ayçiçeği ekimini gerçekleştireceğiz. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğümüzün desteğiyle çiftçilerimize hububat ve yem bitkisi tohumları başta olmak üzere birçok üründe tohum desteği sağlayarak tohum açığımızı kapatmış olduk. Bu yıl da üreticilerimizin talebi doğrultasında alternatif ürün deseni için yeni projeler geliştirerek 100 dekar alanda kuru fasulye tohuma ve 350 dekar alanda ayçiçeği ekimi için tohum desteği sağlamış olduk.  Bununla beraber 1 adet pnömatik ekim mibzeri ve 1 adet ara çapa makinesi alımı gerçekleştirerek İlimize kazandırdık. Amacımız atıl tarım arazilerini 2021 yılı için %5 oranında azaltmak ve üretime kazandırmak.  Bu kapsamda özellikle sonbahar ekimi için hububat tohumlarını üreticilerimize dağıtarak atıl durumdaki tarım arazilerinin değerlendirilmesi üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız” dedi.  

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.