Mustafa Kemal Atatürk’ün Kastamonu’ya gelişi ile Şapka İnkılabının 98’inci yıl dönümü kutlamaları, kortej yürüyüşü ile başladı.
Kastamonu Valiliği ve Kastamonu Belediyesi tarafından düzenlenen merasimlerle Atatürk’ün Kastamonu’ya gelişi ile Şapka İnkılabının 98’inci yıl dönümü kutlanmaya başlandı. Mustafa Kemal Atatatürk’ün kente geldiğinde karşılandığı Olukbaşı mevkiinde kortej yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüş Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. Yürüyüşe Vali Meftun Kollu, Kastamonu Milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, Belediye Lideri Galip Vidinlioğlu ile kamu kurum ve kuruluş müdürleri ile vatandaşlar katıldı. Yürüyüşün akabinde Atatürk ve Şehit Şerife Bacı Büstüne çelenk sunuldu.
Halk oyunları takımının şovları ile devam eden programda, Atatürk’ün Kastamonu ziyareti sırasında çekilen ve Kastamonu’nun eski fotoğrafları sergilendi.
Serginin açılışında konuşan Vali Meftun Kollu, “Kastamonu’muz, yurdumuzun işgal görmemiş bir yeridir. Hem Çanakkale Savaşında hem de Kurtuluş Savaşında çok fazla da şehit vermiştir. Ayrıyeten İnebolu’dan İstiklal Yolu dediğimiz yol güzergahından Kurtuluş Savaşında Karadeniz üzerinden gelen mühimmatın naklinde çok büyük bir rol oynayarak Kurtuluş Gayretinin zafere ulaşmasında da Kastamonu’muzun çok özel bir yeri vardır. Ulu Lider Atatürk’te bunu bildiği için Kastamonu’dan kendisine davet gelince bir manada Kastamonu’yu ödüllendirerek ziyarete gelmiştir. Tıpkı vakitte da Şapka İnkılabını ve Kıyafet İnkılabını buradan başlatmıştır. Bu da Kastamonu için ayrıyeten övünülecek, gurur duyulacak bir tarihi olay olmuştur. Bende misyona yeni başlamış Kastamonu Valisi olarak bende 3-4 gün sonra bu türlü bir aktiflikte yer almanın memnunluğunu yaşıyorum. İnşallah Kastamonu’muza geçmişten gelen o vizyonla hizmet etmeye devam edeceğiz daima birlikte, vekillerimizle, belediye liderimizle, öteki müdürlerimizle. Allah mahcup etmesin. Programımız devam ediyor, İnebolu’ya kesinlikle gideceğiz. Vaktimiz uygun olursa başka ilçelerdeki programlara da katılacağız. 30 Ağustos’ta bu programı tamamlayacağız. Daday’da da at yarışlarımız olacak. Oraya da inşallah iştirak göstereceğiz” dedi.
Atatürk’ün Kastamonu’ya gelişi ile Şapka İnkılabının 98’inci yıl dönümü çerçevesinde, kentte 30 Ağustos’a kadar çeşitli etkinlikler düzenlenecek.


Atatürk’ün Kastamonu’ya gelişinin yıl dönümü coşkuyla kutlandı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

