Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
27 Nisan, 2019 13:23 tarihinde yayınlandı
0

“Ata Tohumu Ata Toprağında” proje tanıtım toplantısı yapıldı

Karabük’e ait yerel çeşitlerin tanıtılması korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlayan ‘Ata Tohumu Ata Toprağında’ projesi için açılış töreni düzenlendi.
100. Yıl Kongre Merkezi’nde gerçekleşen proje açılışı ve tanıtım toplantısına Karabük Valisi Fuat Gürel, AK Parti Karabük Milletvekili Niyazi Güneş, Tarım ve Orman İl Müdürü Çetin Ayvalık, 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Arslanoğlu, kurum müdürleri, çiftçiler ve öğrenciler katıldı.
Karabük Valiliği tarafından desteklenen proje kapsamında Karabük’te yetiştiricilik alanı giderek azalan tür ve çeşitleri yerinde korumak ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Üreticilerin ellerinde bulunan yerel tohumlar bu proje bünyesinde toplanarak Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerince toplanarak kayıt altına alınacak.
“ATA TOHUMUNU ATA TOPRAĞI İLE BULUŞTURALIM”
Tanıtım filminin ardından açılış toplantısında konuşan AK Parti Karabük Milletvekili Niyazi Güneş, toprağın her zaman verimli olduğunu, hizmet edenin yüzünü güldürdüğünü belirterek, “Toprakla meşgul olmalıyız. Topraklarımızı boş bıraktık, ekmez olduk. Köyümüze önem vermiyoruz. Tabi bunun vebali de var. Bize ağır faturaları da var. Patates domates bizim tarlalarımızda olmayan şeyler değil ama bizler toprağa önem vermeyince toprakta bize iyi bakmıyor. Hiçbir gelecek geçmişinden beslenmeden ne inşa edilebilir ne ihya edilebilir. Ata tohumu ata toprağında. Atalarımızın bize bıraktığı mirası unutmamamız lazım. O mirasa sahip çıkmamız lazım. Şu ata tohumunu ata toprağı ile buluşturalım” dedi.
Vali Fuat Gürel ise, bütün dünyada bitki çeşitlerinin genel haritasının çıkartılıp geleceğe taşınması için çok büyük gayretler sarf edildiğini hatırlatarak, “Ülkemizde son yıllarda bununla ilgili çalışmalar gündeme getirildi. Özellikle cumhurbaşkanlığımızın önderliğinde bununla ilgili önemli faaliyetler icra edildi. İlimizde de Tarım ve Orman Müdürümüz Çetin Bey ekibiyle beraber bu güzel hazırlık yapıldı ve tanıtımı için başlanması için böyle bir toplantı tertip edildi. İsmi de güzel seçilmiş tebrik ediyorum. ‘Ata tohumu ata toprağında’ bu isimle bunun tutmasını devam etmesini sağlayacak boyutta bir proje. Çocukluğumuzda bir kısım tatlar kokular vardı. Ancak hibrit tohumlarla daha fazla ürün elde etmek adına bir kısım ürünlerimizden vazgeçtikten sonra maalesef o kokuları hissetmez olduk. Yanılmıyorsam ilimizde şimdilik 11 çeşitle ilgili çalışma yapılıyor ama bu arttırılabilir. Bu tohumların tespit edilmesi ve üretilmesi ile alakalı inşallah önümüzdeki süreçte Tarım ve Orman Müdürlüğü öncülüğünde çalışmalar devam edecek. Bizlerde elimizden gelen gayreti destek mahiyetinde ne gerekiyorsa yapacağız” diye konuştu.
Vali Gürel, insanların sabit bir gelir elde etmek adına köylerden şehirlere göç ettiğini ve insanların şehirlerde çalıştığı için köylerin boşaltıldığını belirterek, bu sorunun tüm Türkiye’de yaşandığını söyledi.
“BU ÜRÜNLERİ GELECEĞE TAŞIMAMIZ GEREKİYOR”
“Bu toplantı önemli bir toplantı, bunun milat olmasını diliyorum” diyen Vali Gürel, “Yöremizin kültürel varlığı olarak Safranbolu gibi geleceğe taşıması adına çok büyük gayretler içerisindeyiz. Çok büyük emekler sarf edilmiş ve övünerek de diyoruz ki Osmanlı Devletine böyle bir şehir kurulmuş ve günümüze kadar bizlerin gayreti ile gelmiş diyoruz. Ama diğer taraftan da kültürel değerlerimizi ve bu tür ürünlerimizi çok kolay harcayabiliyoruz. Onun için bir taraftan bu tür kültür miraslarımızı koruyarak diğer taraftan atalarımızdan kalan bu ürünleri geleceğe çocuklarımıza taşımamız gerekiyor. Çünkü o ürünler bu yörede yıllarca üretildiği için bu yörenin özelliklerini taşıyan, bu yörenin topraklarında olabilen ürünler” ifadelerini kullandı.
“UZUN SOLUKLU BİR PROJEDİR”
Karabük’ün bitkisel çeşitlilik açısından oldukça önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Tarım ve Orman İl Müdürü Çetin Ayvalık, “Ilıman iklim özelliklerine sahip meyve ve sebze çeşitleri ilimizde rahatlıkla yetiştirilebilmektedir. Günümüzde her ne kadar kültüre alınmış standart çeşitler ekonomik olarak tercih edilse de tat ve lezzet açısından yerel çeşitliliğin yerini tutmamaktadır. Bizler bu farkındalığın bilinci ile Safranbolu Safranı, Safranbolu Çavuş Üzümü, Safranbolu Maniye domatesi gibi yerel çeşitleri hep gündem de tutmaya çalıştık. Bunlarla ilgili bazen festivaller bazen şenlikler ve hemen hemen her yıl tarla günleri yaptık. Bu ürünlerin kültürel mirasta yer alması ve rahatlıkla pazar olması doğru yolda olduğumuzun göstergesidir. Projemiz, tıpkı örneklerde olduğu gibi farklılıklar oluşturmayı hedeflemektedir. Uzun soluklu bir projedir” ifadelerine yer verdi.
“TOHUMLARI KAYIT ALTINA ALACAĞIZ”
Ayvalık, 2020 ve 2022 yıllarının bu projenin uygulama zamanları olduğunu belirterek şunları söyledi:
“İl ve ilçe müdürlüklerimizce bu süre zarfında tüm üreticilerimize ulaşmayı hedeflemekteyiz. Üreticilerimizin ellerinde bulunan tohumları bir şekilde bizlere getirmelerini sağlayacağız. Aynı zamanda meyve türlerinin tespitini yapıp onlarında çoğaltılması yönünde ayrı bir projeye adım atacağız. Bize gelen tohumları kayıt altına alacağız. Bir dizi eğitimler yapılacaktır. Yapılacak olan bu eğitimlerde kalıntısız ve güvenilir ürünler yetiştirilmesi sağlanacak.”
Konuşmaların ardından 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Arslanoğlu tarafından biyolojik çeşitlilik üzerinde konferans verildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin