Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
20 Mayıs, 2015 13:54 tarihinde yayınlandı
0

Asıl Ağlaması Gerekenler Utansın!

Spor Toto Süper Lig’de 8 sezonda üçüncü kez ligden düşen Kardemir Karabükspor’un idmanında duygusal anlar yaşandı. Fanatik Karabükspor taraftarı engelli Ayşenur Acar gözyaşlarına boğuldu
Spor Toto Süper Lig’de 8 sezonda üçüncü kez ligden düşen Kardemir Karabükspor’un idmanında duygusal anlar yaşandı.
Fanatik Karabükspor taraftarı engelli Ayşenur Acar gözyaşlarına boğulurken, Acar’ı Traore teselli etmeye çalıştı.
Kardemir Karabükspor, Spor Toto Süper Lig’in 33. haftasında evinde oynayacağı Sivasspor maçının hazırlıklarına başladı. Çamlık Spor Tesisleri’nde teknik direktör Yılmaz Vural yönetiminde gerçekleştirilen antreman yaklaşık 1,5 saat sürdü. Isınma hareketleriyle başlayan idmanda futbolcular, koşu, pas ve ayak tenisi çalıştı. Sakatlığı süren Emre Güngör’ün katılmadığı idmanda, Aykut Özer, Onur Ayık, Viola, Yiğit İncedemir, Traore ve Furkan Özçal’ın fizyoterepist eşliğinde çalıştı. Kaleci Boy Waterman ve Domi Kumbela’nın teknik direktör Yılmaz Vural tarafından, alt yapıya gönderildiği ve çalışmalarına burada devam ettikleri öğrenildi.
İdman sırasında saha kenarında bir kız çocuğunun ağladığını gören İdari Menejer Cenk Özcan, çocuğun kendisinden Ahmet İlhan Özek ile görüşmek istemesi üzerine, çocuğu futbolcunun yanına götürdü. Futbolcu ile bir süre konuşan kız çocuğu, Özek ile hatıra fotoğrafı çektirdi.
Öte yandan koyu bir Karabükspor taraftarı olan engelli Ayşenur Acar’ın gözyaşlarına boğulduğunu gören Traore, genç kızın yanına gelerek teselli etmeye çalıştı. Uzun süre taraftarın elini bırakmayan Traore, kafasını önüne eğerek ağlamamak için kendini zor tuttu. Genç kızın yanından ayrılan tecrübeli futbolcu Traore, saha kapısının yanında bir süre sessizce oturdu.
Gözyaşları içinde gazetecilerin sorularını cevapla Ayşenur Acar, “Biz elimizden geleni yaptık. Yapacak bir şey yok. Ölene kadar takımımı destekleyeceğim” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin