Artvin’de bin 200 rakımlı Kafkasör Yaylası’nda organize edilen 7. Uluslararası Off-Road Yarışları nefes kesti.
Artvin Off-Road Kulübü tarafından düzenlenen yarışlara; Azerbaycan, Gürcistan, İran ve Irak’ın yanı sıra, Erzurum, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve ilçelerinden 35 ekip katıldı.
Araçların motor gücüne göre S1, S2, S3 ve S4 kategorilerinde yarışan ekipler, zorlu parkurda dereceye girmek için kıyasıya mücadele etti. Sürücüler, tümsek ve çukurlarla zorlaştırılan 2 bin 500 metre uzunluğundaki 34 engelden oluşan parkurda zaman zaman zorlu anlar yaşanırken, parkuru bitiremeyen araçlar iş makinesi eşliğinde pistten çıkarıldı. Çok sayıda kişinin de ilgiyle izlediği organizasyonda, ufak çaplı kazalar da meydana geldi.
S2 kategorisinde bir yarışçı orman etabında ağaca çarparken, bir sürücü ise lastiğinin çıkmasına rağmen jant üzerinde parkuru tamamlaması büyük ilgi gördü. Yarışlarda dereceye giren sürücülere para ve çeşitli hediyeler takdim edildi.
Artvin Off-Road Kulübü Başkanı Zafer Sinir, yarışlarda güvenlik önlemlerini üst seviyede tuttuklarını söyledi. Rize, Trabzon ve Erzurum da ekiplerin katıldığını aktaran Sinir, “Özellikle Artvinli vatandaşlarımız coğrafi şartlardan dolayı off-roada alışkın. Biz de kulüp olarak bu yıl 7.’si düzenlediğimiz yarışlara oldukça ilgi yoğun oldu. Çeşitli ülkelerden gelen yarışçılarımız etaplarda izleyicilere de heyecan dolu anlar yaşattılar” dedi.
Yarışlardan elde edilen gelirin SMA hastası Deniz Günay için bağışlanacağını kaydeden Sinir, “Bu yıl Deniz bebek için bu organizasyonu yapıyoruz. Katılım gayet iyi oldu vatandaşlarımızın duyarlılığından dolayı da teşekkür ederiz” diye konuştu.
Off-Road Kulübü adına parkurda yarışan Artvin Vali Yardımcısı Dilara Şenoğlu, adrenalin sporları ile ilgilendiğini ancak off-road tutkusunun farklı olduğunu dile getirdi. Şenoğlu yarış sonrası yaptığı açıklamada, “Çok farklı bir heyecan yaşadım. Keyifliydi, deneyimli hocalarımız ile birlikte yapmak çok daha keyif verdi. Emeği geçenlere teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.


Artvin’de bin 200 rakımlı Kafkasör Yaylası’nda off-road heyecanı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

