Artvin’de atıl durumda bulunan 300 metre uzunluğundaki Oruçlu Tüneli, istiridye mantarı üretim tesisi olarak ekonomiye kazandırıldı. Artvin İli Mantar Üreticileri Birliği’nin girişimiyle hayata geçirilen proje, bölgedeki mantar üreticilerine hem ekonomik hem de lojistik kolaylık sağlıyor.
2012 yılında hizmete giren Deriner Barajı’nın inşaatı sırasında Artvin-Yusufeli karayolunun güzergâhı değiştirilmiş, bu süreçte teknik sorunlar nedeniyle 2019 yılında kullanımdan kaldırılan Oruçlu Tüneli atıl durumda kalmıştı. Ancak tünel, sahip olduğu uygun altyapı sayesinde mantar üretimi için bir merkez haline getirildi.
Tünelin 150 metrelik bölümü, kompost üretimi, kurutma, soğutma ve paketleme gibi işlemler için kullanılırken, diğer 150 metrelik kısmında özel odalar yapılarak istiridye mantarı üretimi gerçekleştiriliyor. Böylece tüm üretim süreçleri entegre bir şekilde tünel içinde yürütülüyor.
Artvin Valisi Dr. Turan Ergün, tesisi ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı. İncelemeleri sonrasında konuşan Vali Turan Ergün, tünelde yılda yaklaşık 45 ton istiridye mantarı üretildiğini belirterek “Daha önce üreticilerimiz kompostu il dışından temin ediyordu, bu da hem maliyeti artırıyor hem de sürdürülebilirliği zorlaştırıyordu. Şimdi ise üreticilerimiz kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyor ve daha fazla üretim yapabiliyor. Artvin’de toplam 29 mantar üreticimiz var. Hepsi seralarında üretimlerini sürdürüyor ve hiçbir pazarlama sorunu yaşamıyorlar. Üretilen mantarlar ulusal marketlere ulaştırılıyor. Bu tesis, yıllık yaklaşık 7,5-8 milyon liralık bir ekonomik değer sağlıyor” dedi.
Artvin İli Mantar Üreticileri Kooperatifi Başkanı Fuat Beyaz ise tünelin mantar üretimi için uygun koşullara sahip olduğunu ifade ederek “Burası daha önce karayolu tüneli olarak planlanmıştı ancak yol güzergâhında yaşanan sorunlar nedeniyle iptal edilip atıl vaziyette kalmıştı. Daha sonra burayı mantar üretimi için değerlendirdik. Tünelin 150 metrelik kısmında kompost üretimi, kurutma, soğutma ve paketleme işlemlerini yapıyoruz. Diğer 150 metrelik kısımda ise özel odalar kurarak üretimi artırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Bölgedeki 29 üreticinin seralarında yapılan üretim, Artvin’i istiridye mantarı üretiminde bölgesel bir merkez haline getiriyor. Proje, yerel kalkınmaya ve ekonomik büyümeye önemli katkı sağlıyor.


Artvin’de atıl kalan tünel mantar üretim merkezi oldu
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

