Artvin’de 300 yıllık su değirmeni kullanılmaya devam ediyor - Karabük Haber Postası
artvinde 300 yillik su degirmeni kullanilmaya devam ediyor UQDWuyKM jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Eylül, 2024 12:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Artvin’de 300 yıllık su değirmeni kullanılmaya devam ediyor

Artvin’in Şavşat ilçesine bağlı Meydancık köyünde yaklaşık 300 yıllık olduğu tahmin edilen tarihi su değirmeni, köylüler tarafından kullanılmaya devam ediyor. Köyde yetiştirilen mısırlar, imece usulüyle seçildikten sonra sırayla aileler tarafından bu tarihi değirmende öğütülüyor.

Artvin’in “Sakin Şehir” ünvanlı Şavşat ilçesine 35 kilometre uzaklıkta bulunan Meydancık köyünde geleneksel yaşam devam ediyor. Mimarisi, kültürü ve doğasıyla dikkat çeken Maydancık köyü tescilli yöre motifli ahşap evleriyle sakin şehrin gözde köylerinden biri.

Tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlayan köy halkı, kışlık yiyeceklerini imece usulü hazırlıyor. 300 yıllık olduğu tahmin edilen tarihi su değirmeni, köylüler tarafından kullanılmaya devam ediyor. Köyde yetiştirilen mısırlar, imece usulüyle seçildikten sonra sırayla aileler tarafından bu tarihi değirmende öğütülüyor. Köy halkı, değirmenin anahtarını kapının yanına bırakıyor. İhtiyacı olanlar, diledikleri zaman gelip işlemlerini tamamlayıp, temiz bırakarak değirmeni kullanıyor. Görevlisi olmayan değirmen, bu düzenle köylülerin ortak kullanımı için hizmet vermeyi sürdürüyor.

Artvin’in doğal ve kültürel zenginliklerinden biri olan bu tarihi su değirmeni, köyde sürdürülen geleneksel tarım yöntemlerinin bir parçası olarak yaşatılmaya devam ediyor.

Köyde yapılan değirmenlerin ustasının olmadığını köy halkının birlikte yaptığını ifade eden yöre halkından Onur Ekin “Köyde her evde bir değirmen kullanan usta olur. Bizim evde babaannem kullanır. Ben de babaannemden öğrendiğim kadarıyla mısır öğütmeye çalışıyorum. Köy halkının bu zamana kadar aktardığı kültürü gelenekleri bizde nesilden nesille aktarmaya çalışıyoruz. Köy değirmeninin 300 yıllık olduğu söyleniyor. Köydeki ev halkı sırayla değirmendeki mısırını öğütüp kışlık yiyecekleri hazır edip hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay