Artvin’in Arhavi ilçesinde şiddetli yağış sonrası Kapisre Deresinin yükselmesiyle 17 köyü etkileyen Ortancalar karayolu çökerken, yolda dolgu çalışması başladı. Vatandaşlar ise yaşanan o anları anlattı.
Artvin’in Arhavi’nin ilçesi dün etkili olan şiddetli yağışlar sonrası yaşanan sel ve su taşkınlarını sonrası bazı köy yolları ulaşıma kapandı. Dereüstü, Üçler, A. Şahinler, Kireçlik, Kestanealan, Güneşli, Gürgencik, Dikyamaç, Ortacalar, Arılı, Küçükköy, Başköy, Yıldızlı, Dülgerli, Soğucak, Boyuncuk, Tepeyurt ve Kestanealan köylerinin ulaşıma kapandığı karayolu çökmesiyle ulaşıma kapandı. Kentte yağış devam ederken Devlet Su İşleri ekipleri Kapisre Deresinde çöken yolda dolgu çalışmalara başladı.
Arhavi Belediye Başkanı Turgay Ataselim yaptığı açıklamada, “Aldığımız resmi kaynakların verilerine göre metrekareye 198 kilogram yağış düştü. Bundan kaynaklı bir afet yaşadık. Devlet Su İşleri sayesinde olabilecek riskleri atlatmış olduk. Köy yollarımızda büyük tahribat var. Okullarımızda taşımacılık eğitimi 2 günlüğüne durdurulmuş halde. Fakat ilçemizde eğitime ara vermedik. Şehir merkezinde ufak tefek su taşkınları oldu ama büyük bir sıkıntımız yok. Maddi hasarımız da yok. Bütün kurumlar burada bütün ekipler burada . Olabilecek bütün ani müdahaleleri yapıyorlar. Süreç şu anda stabil durumda akşam 8’de kadar risk devam ediyor. İnşallah 2. bir afet yaşamadan atlatacağız” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Hopa-Borçka karayolu üzerinde bulunan Sundura Deresinin taşmasıyla, Yanmış Köprü mevkide karayolunda çökme meydana geldi. Yol tek yönlü ulaşıma kapanırken, ekipler güvenlik önlemleri alarak çalışmalarına devam ediyor.


Arhavi Belediye Başkanı Turgay Ataselim: “Köy yollarımızda büyük tahribat var”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

