Amasra, UNESCO Dünya Miras Yolunda - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
09 Mayıs, 2014 07:35 tarihinde yayınlandı
0
0

Amasra, UNESCO Dünya Miras Yolunda

BARTIN Amasra’da ‘UNESCO Dünya Miras Yolunda’ çalıştayı yapıldı. Amasra’nın UNESCO Dünya Miras Asil Listesi’ne girebilmesi için Bartın Üniversitesi öğretim üyelerinin akademik destek verdiği ‘UNESCO Dünya Miras Yolunda Amasra’nın Stratejik Eylem Planının Oluşturulması’ projesi kapsamında UNESCO Dünya Miras Yolunda Amasra Çalıştayı düzenlendi. Çalıştaya Amasra Kaymakamı Mehmet Yıldız, Bartın Belediye Başkan Vekili Hüseyin Fahri Fırıncıoğlu, Bartın Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Azize Toper Kaygın, İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Ayşegül Yaylı, öğretim üyeleri ve üniversite öğrencileri katıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Bartın Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Azize Toper Kaygın, “Ülkemizin geçmişten günümüze pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış tarihi ve kültürel önemli yerlerinden biri de Amasra olup onu değerli kılan dokusunun korunması ve yaşatılması ulusal ve evrensel görevlerimizden birisidir. Bu nedenle Ukrayna’nın UNESCO Dünya Miras Geçici Listesinde yer alan ‘Ceneviz Ticaret Yolunda Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Kale ve Surlu Yerleşimleri’ başlıklı adaylık dosyasına Amasra’nın 15 nisan 2013 tarihi itibariyle eklenmiş olmasından dolayı büyük mutluluk duymaktayız. Doğal, tarihi ve kültürel değerleri bakımından önemli bir bölgede kurulmuş olmanın bilinciyle ülkemizin sayılı ve köklü fakültelerinden biri olan ve 20 yılı aşkın geçmiş olan Orman Fakültemizle birlikte 7 fakülte bir yüksekokul 2 meslek yükseokulu 3 enstitü 6 uygulama ve araştırma merkezi, 10 bine yakın öğrencisi, 650 akademik ve idari personeli ile üniversitemiz bilim dünyasına önemli katkılar sunmaktadır” dedi. BARTIN ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK PERSONELİ VE ÖĞRENCİLERİ SÜRECE KATKI SAĞLADI Amasra’nın geçici miras listesine alınması sürecinde de üniversitenin ilgili fakülte ve birimlerindeki akademisyenlerinin sürece katkı sunmak amacıyla birçok faaliyette bulunduğunu belirten Prof. Dr. Azize Toper Kaygın, “Amasra ve yakın çevresi için ürettiğimiz çalışmalar derlenerek bir rapor halinde sunuldu. Üniversitemiz akademik personeli ve yakın geçmişte öğrencilerimiz birçok farkındalık çalışmasıyla sürece katkı sağladı. Batı Karadeniz Kalkınma Ajansına sunulan UNESCO Dünya Miras Yolunda Amasra’nın Stratejik Eylem Planının Oluşturulması” başlıklı projesine proje ortağı olarak katkı sunduk ve alınan destekle akademisyenlerimizin konuya olan katkılarını somutlaştırdık. İlgili öğretim üyesi arkadaşlarımız Bartın Valiliği, Amasra Kaymakamlığı, Amasra Belediyesi Ve İl Kültür Ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda düzenli olarak yer aldılar. Projeye destek olan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. Daha sonra konuşan Amasra Kaymakamı Mehmet Yıldız, “Amasra kesinlikle bir dünya kültür mirasıdır. Amasra’mız gerçekten bunu çok hak ediyor. Bu çalıştayla çok değerli hocalarımız bize ışık tutacaklar ve bize bir yol haritası çizecekler” dedi. 3 gün sürecek olan çalıştayda Bartın Üniversitesi arkeoloji ve sanat tarihi-planlama, tasarım, restorasyon-alan yönetimi-sivil toplum kuruluşları- kamu kurumları – sosyal araştırmalar ve halkla ilişkiler konularında projeye akademik destek verecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fq23333
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
21 Nisan, 2026 15:00 tarihinde yayınlandı
0
0

ÜLKESİ LÜBNAN’DA İSRAİL KATLİAM YAPIYOR, SEFİR EFENDİNİN DERDİ TÜRKİYE’NİN YÖNETİM MODELİ !

ABD nin Türkiye büyükelçisi, dolar milyarderi, Lübnan asıllı, 79 yaşındaki Thomas J Barrack şimdi de, Türkiye’ye monarşi güzellemesi yapıyor. Daha önce de İzmir’e yaptığı bir konuşmada Osmanlı millet sistemini önermişti.
Monarşi, siyasi yetkinin kral, padişah, imparator gibi tek bir kişinin (monark) elinde bulunduğu, yönetimin genellikle soyağacı (babadan oğula/kıza) yoluyla geçtiği bir yönetim biçimidir. Bu sistemleri önermesinin ardındaki niyet bellidir. Türkiye’nin kendi kontrollerinde bir kukla devlet olmasını istiyorlar.

1 yıl kadar önce Türkiye’ye ayak bastığı anda bir konuşma yapmıştı. O konuşma iyi analiz edildiğinde, sefirin karakteri ve niyeti ile ilgili bana göre net ifadeler içeriyordu.
Kendisi ile ilgili ilk yazımı o gün yazmıştım. Daha sonraki süreçte her konuşmasını takip edip, bu hadsiz sefirle ilgili 3 yazı daha yazdım.
İlk yazımın başlığı ” Sn. Büyükelçi lütfen daha açık konuşun” idi.

O yazımı, Türkiye’ye ayak bastığında hava alanında yaptığı konuşmaya tepki olarak yazmıştım. Konuşmasının orijinali aynen şuydu;

“I come with a simple message from President Trump, which is his desire to raise the level of the alliance between Türkiye and the United States to the level that it deserves. We’ve always had a great relationship, but it should be an extraordinary relationship.”

Türkçesi;
Başkan Trump’tan basit ( net ) bir mesajla geliyorum, bu da Türkiye ve ABD arasındaki ittifak seviyesini hak ettiği seviyeye yükseltme arzusu. Her zaman harika bir ilişkimiz vardı, ama bu olağanüstü bir ilişki olmalı. – Büyükelçi Thomas J. Barrack

Kendisine hitaben,
“Her zaman harika ilişkimiz vardı!” Öyle mi? demiş ve devam etmiştim.
Mr. Barrack, ilişkilerimizin sizin açınızdan bakıldığında harika olduğuna hiç şüphe yok! Bizim açımızdan bakıldığında ise tam tersi.
Belli ki, Türkiye’yi ve Türk halkını yeteri kadar tanımıyorsunuz. Bakınız, ben anlatayım size o harika olarak tanımladığınız ilişkilerimizi;

Türk milleti sizi PKK’ya destek veren fetö terör örgütüne kucak açan Türkiye’deki darbelerde parmağı olan ülke olarak tanıyor ve güvenmiyor!
Biz, müttefik olmanın gereğini, her koşulda, büyük bedeller ödemek pahasına ( mesela Kore’de ) yerine getirirken, siz ne yaptınız? Yüzümüze güldünüz hep sırtımızdan vurdunuz.
Sizin ne kadar değerli (!) bir dost (!) olduğunuzu biz çocukluğumuzdan biliriz.. Marshall yardımı diye; gönderdiğiniz o berbat süt tozlarını unutmadık.
Silah yardımı diye kakaladığınız hurdaları da unutmadık. Onları neden gönderdiğinizi de çok iyi biliyoruz.
Tarımımızı, sanayimizi bitirmek için; Gerçek müttefikiniz olan İsrail ile oynadığınız bütün oyunların farkındayız. Bir şekilde satın aldığınız içimizdeki vatan hainleri ile işbirliği yaparak bu ülkenin hep önünü kestiniz.
Uçak üretmeye başlamıştık,
“Biz size çok daha ucuza veririz, kapatın fabrikanızı dediniz. İçimizdeki o vatan hainlerini de kullanarak kapattırdınız.
Eliniz hep eğitim sistemimizin üzerinde oldu. Köy Enstitülerini hayata geçirmiştik, onu’da kapattırdınız.
GAP da oynadığınız oyunları da biliyoruz.
Bu ülkenin düşmanlarıyla hep iş birliği içerisinde oldunuz. PKK ya PYD ye eğitimler verdiniz, binlerce tır silah gönderdiniz. Uyarılarımızı hiç bir zaman dikkate almadınız.
Fetö elebaşını ülkenizde himaye ettiniz. Defalarca istedik vermediniz.
70 yıldır Türkiye’nin önünü kesmek için uğraşıyorsunuz.
İkide bir ekonomimizi mahvetmekle, yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyorsunuz. Müttefikliğe yakışıyor mu bu tavrınız?
Daha neler var neler, bu liste uzar gider.

Bu mudur mükemmel olan ilişkimiz.? Sayın büyükelçi, tüm bu gerçekler ortada iken İlişkilerimizi olağan üstü bir seviyeye taşımaktan ne anlamalıyız? Lütfen daha açık konuşur musunuz?

Bizim Bülent’in bir sözü var “Fevkaladenin fevkinde” kastettiğiniz böyle bir şey mi acaba? Yani ilişkilerimizi harikadan olağan üstüne taşırsak, bugüne kadar yaptıklarınızdan çok daha beterini mi göreceğiz?

“Bu saydıklarınızdan bizden önceki yönetimler sorumlu. Trump’ın Başkanlığı döneminde müttefiklik ilişkilerimizde bu tür yanlışlıklar asla olmayacak diyebiliyor musunuz? O halde, önce gerçek bir öz eleştiri yaparak, ülkeniz adına Türk halkından özür dileyin.
Sonra, çok hevesli iseniz ilişkilerimizi olağanüstü bir seviyeye taşımak için yeni bir sayfa açarsınız. Bizde 80 yılın verdiği tecrübe ile bunu ihtiyat çerçevesinde değerlendiririz.

Bu adamla ilgili 11 mayıs 2025 tarihinde yazdığım İlk yazı bu idi.
Sonrasında,
17 temmuz 2025 tarihinde “Bu Adama Dikkat” başlığı ile ikinci yazımı,

6 Kasım 2026 tarihinde “Türkiye’nin İzleyeceği Politikaya Sen Mi Karar Vereceksin” başlığı ile üçüncü yazımı

9 Aralık 2025 tarihinde “Bu Adam Çizmeyi Çok Aştı” başlığı ile dördüncü yazımı yazmıştım.

Anadolu basınının amatör bir yazarı olarak, anlı şanlı yazarlarımız dururken bu hadsiz herife her konuşmasından sonra tepki göstermek bana kalmıştı. Ben ilk günden itibaren tam 4 yazı yazdım, bu beşincisi.

Şimdi bakıyorum da bizim meşhur kalemler anca farkettiler Lüblanlı bu amcanın kim olduğunu. Nihayet tepkiler ardı ardına gelme başladı.
Günaydın beyler.
Geçte olsa uyandınız. O’da güzel.

Değerli okurlarım, sefirle ilgili ilk yazıma burada özellikle tekrar yer verdim. Konunun özünün, yani ABD nin gerçek yüzünün unutulmaması açısından önemlidir. Sefirle ilgili diğer yazılarımı merak edenler, yukarıda verdiğim başlıklarla aratarak arşivlerden ulaşabilir.

İlyas Erbay