Erhan Altaylı
•Ordu Belediye Başkanı, BİR ZAHMET GÖREVİNİZİ YAPIN!! AMASYA BELEDİYE BAŞKANLIK MAKAMI YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR!! HALKIN SESİNE KULAK VERİN VE TÜM SOKAK KÖPEKLERİNİ AMASYA’DAN TOPLAYIN VE BÖYLECE HALKIN GÖNLÜNDE TAHT KURUN!!
Ordu’nun Altınordu ilçesinde bir kişi, yürüdüğü esnada sokak köpeklerinin saldırması sonucu bacaklarından yaralandı.
Altınordu ilçesinde yaşayan Hüsnü Kabataş (70), 3 gün önce kızının yanından dönerken yolda sokak köpeklerini gördü. Yürümeye devam eden Kabataş, bir köpeğin ani bir şekilde saldırması sonucu 2 bacağından ısırıldı. Hastaneye giden ve tedavi olan Kabataş, kuduz aşısı yaptırdı. Toplamda 4 kez kuduz aşısı yaptıracak olan Kabataş, Altınordu’da sokak köpeklerine bir çözüm bulunması gerektiğini söyledi.
“Sokak köpekleri çoğaldı”
Olayı anlatan Hüsnü Kabataş, “Kızımın yanından gelirken sokak ortasında sokak köpeğinin saldırısına maruz kaldım. Küpesi olmayan ve sahipsiz köpeği gördüm, arkadan gizlice geldi ve bacaklarımdan ısırdı. Hemen hastaneye gittim, kuduz aşısı yapıldı, bugün yeniden aşı yapılacak. Artık Altınordu’da köpekler çok fazla olmaya başladı, buna önlem alınması için yetkililerden yardım bekliyorum. Şu anda mahallemizde her sokağın başında 5-6 tane köpek var ve yabancı köpekleri de oraya yaklaştırmıyorlar. Bence bunlar toplanıp barınaklara koyulmalı” dedi.
“Sokak köpekleri gece ve sabah saatlerinde korkutuyor”
Mahallelerinde çok fazla köpek olduğunu aktaran Hüsnü Kabataş’ın kardeşi Mehmet Kabataş ise, “Sabah ve akşam saatlerinde sokak köpeklerinden dolayı yollarda yürünmüyor. Eşim ya da çocuklar bir yere gittiklerinde biz araçla gidip alıyoruz. Bu konuda toplum olarak hepimiz suçluyuz, köylerden şehirlere geldik, yanımızda bulunan köpeklerin hepsi de mecburen şehirlere indi. Artık kırsalda yiyecek bulamıyorlar. Bu nedenle saldırabiliyorlar, hepimiz suçluyuz” ifadelerine yer verdi.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kanserin biyolojik olarak yaşlanma süreciyle ilişkili olduğunu belirterek, "Bugün şunu biliyoruz ki yaşayan her hücrenin sonu kanser. Sadece hangi organ ve ne zaman ortaya çıkacağını bilmiyoruz" dedi.
Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaşayan her hücrenin potansiyel olarak kansere dönüşebileceğini vurgulayarak, kansere yakalanma yaşının genetik faktörler, sigara ve çevresel etkenlerle değiştiğini belirtti. Prof. Dr. Özkaya, insan ömrünün 150-170 yaşına kadar uzaması halinde, başka bir hastalıktan hayatını kaybetmeyen bireylerde mutlaka kanser gelişeceğinin öngörüldüğünü ifade etti. Bir kişinin kansere yakalanma yaşının genetik olarak kodlandığını dile getiren Özkaya, sigara ve kanserojen maddelere maruziyetin bu süreci erkene çektiğini söyledi. Özkaya, "Örneğin 150 yaşında akciğer kanseri gelişecek bir kişi, sigara içiyorsa bu yaş 100’e düşebilir. Ailede kanser öyküsü varsa bu yaş daha da erkene çekilebilir ve 45 yaşından sonra her an kanser gelişme riski ile karşı karşıya kalınabilir" diye konuştu.
"Yeni vakaların yüzde 37’si önlenebilir"
Prof. Dr. Özkaya, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından küresel analize dikkat çekerek, "Bugün elimizde çok net veriler var. 2022 yılında dünyada görülen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yani yaklaşık 7,1 milyon vaka aslında önlenebilir nedenlerle ortaya çıkmış. Bu son derece çarpıcı bir oran. Demek ki her üç kanserden birinden fazlasını doğru politikalar ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla engellememiz mümkün. 185 ülkeden ve 36 kanser türünden elde edilen verilerin incelendi. Çalışmada tütün, alkol, yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği, ultraviyole radyasyon ve enfeksiyonlar dahil 30 önlenebilir risk faktörü değerlendirildi. Tütün kullanımı tek başına tüm yeni kanser vakalarının yüzde 15’inden sorumlu. Enfeksiyonlar yüzde 10, alkol ise yüzde 3 oranında etkili. Yani sigara hâlâ açık ara birinci sırada" şeklinde konuştu.
"Erkeklerde önlenebilir risk daha yüksek"
Kanser türlerine de değinen Özkaya, "Akciğer kanseri büyük oranda sigara ve hava kirliliğiyle ilişkili. Mide kanseri çoğunlukla helicobacter pylori enfeksiyonuna bağlanabiliyor. Rahim ağzı yani serviks kanseri ise neredeyse tamamen insan papilloma virüsünden (HPV) kaynaklanıyor. Bu da bize aşılama ve enfeksiyon kontrolünün ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Verilere baktığımızda erkeklerde yeni kanser vakalarının yüzde 45’i önlenebilir nedenlerle ilişkiliyken, kadınlarda bu oran yüzde 30. Erkeklerde sigara kullanımı tek başına yüzde 23’lük bir paya sahip. Enfeksiyonlar yüzde 9, alkol yüzde 4 oranında etkili. Kadınlarda ise enfeksiyonlar yüzde 11 ile ilk sırada, sigara yüzde 6 ve yüksek vücut kitle indeksi yüzde 3 oranında karşımıza çıkıyor. Bu tablo, yaşam tarzı değişikliklerinin özellikle erkekler açısından çok daha kritik olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte akciğer, mide ve serviks kanserlerinin hem erkeklerde hem kadınlarda önlenebilir kanserlerin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu üç kanser türüne odaklanmak bile milyonlarca insanın hayatını kurtarabilir" ifadelerini kullandı.
"Kanserle mücadelede üç aşama var"
Türkiye’de kanserle mücadelenin üç temel aşamada yürütüldüğünü ifade eden Özkaya, şöyle devam etti:
"Birinci aşama korunma. Sigara ve alkolden uzak durmak, kanserojen maddelere maruziyeti azaltmak, sağlıklı beslenmek ve hareketli bir yaşam sürmekle kansere yakalanma riskimizi ciddi şekilde düşürebiliriz. Risk faktörlerini azalttıkça, kansere yakalanma yaşını ileriye öteleriz. İkinci aşama erken tanıdır. Tarama programları sayesinde kanseri erken evrede yakaladığımızda, çoğu zaman cerrahiyle tamamen tedavi edebiliyoruz. Toplumda ‘kanser bıçak değerse yayılır’ gibi yanlış bir inanış var. Eğer kanser erken evrede yakalanmışsa, ameliyatla tamamen kurtulmak mümkündür. Bu nedenle korkmadan tedavi sürecine girmek gerekir. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri ile KETEM birimleri ücretsiz hizmet veriyor. Vatandaşları tarama programlarına katılmaya davet ediyorum."
"İleri evrede hedefimiz yaşam süresini ve kalitesini artırmak"
Kanserle mücadelenin üçüncü aşamasının ileri evre hastalar olduğunu belirten Dr. Özkaya, sözlerini şöyle tamamladı:
"Maalesef ülkemizde birçok hastaya ileri evrede tanı koyuyoruz. İleri evre kanserlerde olağanüstü bir tedavi yok. Ancak artık genetik analizlerle hastayı kanserle buluşturan moleküler mekanizmaları tespit edebiliyoruz. Hedefe yönelik ve kişiye özel tedavilerle hastalarımızın yaşam süresini uzatabiliyor, yaşam kalitelerini artırabiliyoruz. İleri evrede amacımız hastalığı tamamen yok etmekten çok, onu kontrol altında tutarak hastamıza daha uzun ve konforlu bir yaşam sunmak."
Erhan Altaylı
•Ordu Belediye Başkanı, BİR ZAHMET GÖREVİNİZİ YAPIN!! AMASYA BELEDİYE BAŞKANLIK MAKAMI YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR!! HALKIN SESİNE KULAK VERİN VE TÜM SOKAK KÖPEKLERİNİ AMASYA’DAN TOPLAYIN VE BÖYLECE HALKIN GÖNLÜNDE TAHT KURUN!!
Erhan Altaylı
•ORDU Belediye Başkanı, BİR ZAHMET GÖREVİNİZİ YAPIN!! ORDU BELEDİYE BAŞKANLIK MAKAMI YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR!! HALKIN SESİNE KULAK VERİN VE TÜM SOKAK KÖPEKLERİNİ ORDU’DAN TOPLAYIN VE BÖYLECE HALKIN GÖNLÜNDE TAHT KURUN!!
Avukat Hilmi
•sokak köpekleri tarafından ısırılan tüm vatandaşlarımız, öncelikle geçmiş olsun. tavsiyem iyi bir avukat tutmanız ve anayasada yer alan “idari hizmet kusuru” kanuna dayanarak belediye ve valilik hakkında yüklü bir tazminat davası (500.000 EURO tazminat alan mağdurlarımız var) açmanızdır. bu sizin kanuni hakkınızdır. alacağınız tazminatla zengin bile olabilirsiniz.
HASAN UMUT
•AKP 20 yıl bu sokak köpeklerini toplamadı, iktidardan düşmesi yakınlaştığı için, “GÖSTERMELİK” bir şekilde, bu işin yapılmayacağını bile bile (!!), işi BELEDİYELERE yükledi… Mama lobisinden, AKP kadar çıkarı olan CHP yönetimi de “BİZ SOKAK KÖPEKLERİNİ TOPLAMAYACAĞIZ” diyerek yasaya karşı çıktı!!
Yasa var ama YÜRÜTME VE YARGI yok!! Yasaya karşı çıkan belediyelere suç duyurusunda bulunması gereken devlet savcıları İŞİNİ YAPMIYOR… Özetle, bu yasanın uygulanmayacağını bile bile, AKP ve CHP perde arkasında işbirliği yaparak, EL ELE, bu senaryoda yer aldılar… Olan yine millete oldu… YAZIK BU MİLLETE!!