ZONGULDAK ‘ın Alaplı ilçesinde Esnaf ve Sanatkar Odası tarafından ‘Çalışma Hayatında Milli Seferberlik” programı kapsamında bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Alaplı Kültür salonundaki toplantıda konuşan İş-Kur Zonguldak İl Müdürü Gönül Demirsu, toplantının amacı işsizliğin azaltılması, üretim ve istihdamın arttırılması olduğunu söyledi. Toplantıya katılan herkese teşekkür eden Demirsu, “Yeni teşvik kapsamında uygulamaya ilişkin temel noktalarımız şunlardan ibarettir. Teşvik uygulamasından özel sektör işverenleri de yararlanacaktır. İşverenler, 31/12/2017 tarihine kadar 2016/Aralık ayına ilişkin prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave aldıkları her bir sigortalı için dolayı bu teşvikten yararlanacaklardır. İşverenlerin 01/12/2017 tarihinden itibaren mevcut çalışanlarına ilave alacakları sigortalıların; İŞKUR’a kayıtlı işsiz olmaları ve işe alındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları gerekmektedir. Bu gün için bir çalışanın işverene maliyeti 2 bin 177 TL’dir. SGK tarafından uygulanan 5 puanlık prim indirimi sonrasında işveren maliyeti 2 bin 88 lira 56 TL olmaktadır. Uygulanacak teşvikle işverenler, mevcut çalışanlarına ilave olarak işe alacakları her 1 sigortalı için sadece 1404 TL ödeyecek olup, geriye kalan 773 TL tutarındaki prim ve vergi yükümlülükleri devlet tarafından karşılanacaktır. Başka bir deyişle, ilave istihdam edilen her 1 kişi için işverenlerin maliyeti 773 TL azalacaktır. Teşvik uygulaması 31/12/2017 tarihine kadar geçerli olacaktır. Bu teşvikten yararlanacak işverenler, aynı sigortalı için aynı dönemde diğer sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaklardır” dedi. Alaplı Esnaf ve Sanatkar Odası Başkanı Muharrem Gelgeç’de, toplantını çok faydalı geçtiğini ifade etti.


Alaplı’da “Çalışma hayatında milli seferberlik” toplantısı gerçekleştirildi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


