Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Mart, 2022 14:51 tarihinde yayınlandı
0

Akyel ” Aidatları İşçiye Geri Döndüreceğiz”

(Haber Merkezi) Özçelik-İş Sendikası Genel Başkan Adayı Recep Akyel; “Aidatlarınızı size işçiye geri döndüreceğiz, burada ve tüm işyerlerimizde sosyal sendikacılık nasıl yapılır bunu herkese göstereceğiz.” dedi

 

Özçelik-İş Sendikası Genel Başkan Adayı Recep Akyel ve Genel Başkan Yardımcısı Ferhan Öner, İstanbul Avrupa Havacılık Şubesini ziyaret etti.  Uzun zamandır sürdürdüğü seçim çalışmaları kapsamında her geçen gün emekçilerin desteğini arkasına alan Akyel, Havacılık Şubesinde coşku, mutluluk ve sevinçle karşılandı.

Akyel ve Öner ziyarette, havacılık şubesi tüm üst kurul delegeleriyle bir araya geldi.

Program açılışını yapan şube başkanı Hakan Kamaş; “Ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek, zorlu seçimde sonuna kadar beraberiz ifadeleriyle Akyel’e desteklerini dile getirdi.

Zorlu yolculukta Genel Başkan Adayı Akyel ile omuz omuza veren Özçelik-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Ferhan Öner ise; “Genel başkan adayımız Sn. Recep Akyel ile yola çıktıklarını ve bu yolda yol arkadaşını asla yalnız bırakmayacağını, bu yol’un kutlu bir yol olduğunu, emek için emekçiler için çıktıklarını ifade etti.  Tezahüratlar eşliğinde söz alan Akyel; “Burada yaşanan sıkıntıları biliyoruz ve bu sıkıntıları birlikte çözmek için adayız.” dedi.

Akyel; “Bizim anlayışımızda; seçilmişlere değer vermek var, seçilmişlerle birlikte süreci ve sendikayı yönetmek var, gerek toplu sözleşmelerde gerek sendikayı ve çalışanı ilgilendiren tüm konularda sahanın sesini dinlemek var, tabandan ve alınterinden aldığımız güçle yürümek var diye ifade etti.

Genel Başkan Adayı Recep Akyel; “Ben havacılık sektörüyle alakalı buradan içinizden gelen Genel Başkan Yardımcısını, havacılık şube başkanlarımızı ve yönetimlerini dinlemeden asla bir karar vermeyeceğimden hiç şüpheniz olmasın diyerek tüm üst kurul delegeyi içten, samimi bir şekilde selamladı ve tüm üst kurul delegesinin sevgisini ve desteğini tam anlamıyla kazandı.

Ayrıca, Avrupa Havacılık Şube Başkanının sürecin en başından beri kendisine verdiği destekten dolayı mutluluğunu ifade ederek Başta Şube Başkanı Hakan Kamaş ve Şube Sekreteri Oğuzhan Acar olmak üzere yönetimine teşekkürlerini dile getirdi.

Sonrasında, Üst kurul delegelerle yapılan sohbette ise, aidatlarınızı size işçiye geri döndüreceğiz, burada ve tüm işyerlerimizde sosyal sendikacılık nasıl yapılır bunu herkese göstereceğiz ve ilk işimiz Özçelik-İş Sendikasını kurumsallaştırmak adına ciddi adımlar atacağız ve başaracağız diye net, kararlı bir şekilde ifade etti.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay