Aksoy; “Her Festivalin Safranbolu’ya Bıraktığı Bir Hediye Olacak” - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Ekim, 2014 14:48 tarihinde yayınlandı
0
0

Aksoy; “Her Festivalin Safranbolu’ya Bıraktığı Bir Hediye Olacak”

Festival Komite Toplantısı yapıldı

Bu yıl 15.’si düzenlenen Uluslar arası Altın Safran Belgesel Film Festivalinin komite toplantısı yapıldı. Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy’un Başkanlığında Belediye Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıda,  15.  Uluslar arası Altın Safran Belgesel Film Festivali’nde gerçekleştirilen etkinlikler ve bir sonraki festivalde ne gibi çalışmalar yapılacağı üzerine fikir alış verişinde bulunuldu.

Her festivalin Safranbolu’ya bir hediye bırakacağını ifade eden Aksoy; “ Geçen sene tapu senedi mezar taşları ile mezarlık da düzenlemeler yapıldı, ondan önceki sene hamamı bıraktık, hamamı baştan sona restore ettik. Daha önceki sene 8 çeşmeyi restore ettik, musluklarından su akıttık ve akmaya devam ediyor. Bu sene ustaya saygı dedik, çarşıdaki tabela olayını gerçekleştirdik” dedi.

“BU FESTİVALİMİZİN DAHA ETKİLİ OLDUĞU KONUSUNDA HEM FİKİRİZ”

Festival komitesi ile düzenlenen toplantıda üyelerin fikirlerini alan Aksoy, 15.’si düzenlenen festivalin diğer festivallere göre daha güzel ve etkili olduğu konusunda hem fikir olduklarını kaydederek şöyle konuştu; “Önümüzdeki yıl düzenlenecek olan festival ile ilgili iki nokta bulunmaktadır. Birincisi festivalin iyi bir tanıtımı yapılmalı. İkincisi uluslar arası katılım olmasıdır. Eğer bu festivalimizin adını uluslar arası festival olarak yapıyorsak, bizde bu anlamda uluslar arası katılımı sağlamak zorundayız. Festivalin, yarışmalar ile etkinlikler ile jüri üyeleri ile birçok alanda genişletilmesi lazım. Bu festivalimizin mutlaka sponsorlara ihtiyacı var. Devletimizden aldığımız miktarlar belli, bu festivalimize güçlü sponsorlar ile gittiğimizde çok daha büyük noktalara ulaşabiliriz. Festivalimizin çıtasını daha da yükseltmek istiyorsak sponsor bulmamız gerekiyor. Ulaşımı bir firmaya, konaklamayı bir firmaya, yiyecek içecek olayını bir firmaya sponsor bulabilirsek festivalimizi daha etkili hale getirebiliriz. Kardeş şehirlerimizi ziyaret ederek yöneticilerinde katılım anlamında destek isteyebiliriz. Sadece protokol değil, yarışmacı anlamında katılım sağlanabilir.”

“SAFRANBOLU’DA YÖREMİZİN KÜLTÜRÜNÜ ANLATAN GECELER DÜZENLEYEBİLİRİZ”

Her yörenin kendine ait oyunlarının, eğlencelerinin, kültürlerini yansıtan faaliyetlerinin olduğunu belirten Aksoy, “Folklor bizim kültürümüzü yansıtan ve geleceğe taşıyan en önemli unsurlardan birisidir. Folkloru temel aldığımızda ayırt edilen birçok hususiyetimiz var. Örneğin hacı uğurlaması, hacı karşılaması, sünnet, cenaze, düğün bunlar bizim folklorik özelliklerimiz. Safranbolu’da da düğün etkinliğini başlatabiliriz. Doğu’da, Güneydoğu’da sıra geceleri düzenleniyor. Bizde kendi yöremize ait bu örf ve adetlerimizi uygun bir şekilde yapabiliriz. Bu da şehrimize bir ayrıcalık, bir farkındalık katar. İki saatlik bir Safranbolu gecesi bence çok güzel bir çalışma olur. Bunu hafta sonları ya da hafta içi düzenleyebiliriz. Güzel bir etkinlik olur. Yöremizi daha iyi anlatırız. Bir nevi tiyatro oyunu gibi çok anlamlı ve güzel bir çalışma yapılabilir” diye konuştu.

Festival Komitesi ile düzenlenen toplantının ardından katılımcılara teşekkür eden Aksoy, fikir alışverişi konusunda da düzenlenen toplantının çok verimli geçtiğini söyledi.

 

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…