Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
31 Temmuz, 2023 14:46 tarihinde yayınlandı
0

Akaryakıt Zammı Fırtınası Dinmiyor

Seçimlerin ardından zam üstüne zam yağan akaryakıt fiyatlarına  yeniden  bir zam geliyor. Seçimlerden bu güne kadar zam üstüne zamla katlanarak artan akaryakıt fiyatlarında motorine 1 TL 7  Kuruşluk bir zam daha geldi

Akaryakıt fiyatları yerinde durmuyor. Bu gece yarısından itibaren motorinin litre fiyatına 1,07 TL zam uygulanacak. Motorin fiyatlarına son olarak geçtiğimiz hafta 1,45 TL tutarında zam uygulanmıştı. Yapılacak olan 1,07 TL’lik motorin zammı sonrasında bu geceden itibaren motorinin litresi 36 TL’yi aşacak.

Akaryakıta yapılan üst üste zamlar nedeniyle  hem üretim hem de nakliye maliyetleri artarken,  vatandaşlar da   bu zamdan hem doğrudan hem de çarşı, pazar ve raf fiyatlarındaki artışlar nedeniyle  dolaylı olarak etkileniyor. Ayrıca akaryakıt fiyatlarındaki artışın enflasyonun da artmasına neden olduğu ifade ediliyor.

EKONOMİ HER GEÇEN GÜN KÖTÜYE GİDİYOR

Akaryakıt fiyatlarındaki artışın iğneden ipliğe zam olarak yansıdığını ifade eden vatandaşlar, bu zamlara bir de döviz kurundaki artış eklendiğinde alım gücünün her geçen gün daha düştüğünü söylediler.

Bu zamlara artık dur denilmesi gerektiğini belirten vatandaşlar, “Ekonomik şartlar, ülkenin durumu belli zaten ama umarım bir çözüm bulunur. Bu şekilde devam ederse insanlar daha çok zora girer. Bu duruma bir an önce çözüm bulunması gerekiyor” dedi.

ESNAF DA VATANDAŞL DA ZOR DURUMA DÜŞTÜ

Yapılan bu zamların altından hem esnafın hem de vatandaşın kalkmasının zor olduğu belirten vatandaşlar,  “Bu fiyatlarla esnafımız marşa basamaz duruma gelir. Çünkü bu fiyatlar tüm ürünlere yansıyacaktır. Tarladan sofraya her ürüne yeniden zam gelecek. Bu da vatandaşın alım gücü düşürecek, Enflasyonu artıracaktır” şeklinde görüş beyan ettiler.

ZAMLAR KARŞISINDA ENFLASYON NASIL DÜŞECEK?

Öte yandan akaryakıta yapılan zamlar ve döviz kurundaki artışlar başta gıda ürünleri olmak üzere her kalemde artışa neden olurken, enflasyonun ise bu artışlar karşısında nasıl düşürüleceği merak ediliyor. (Haber Merkezi)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay