Karabük Postası tarafından
10 Şubat, 2016 15:47 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

AK Parti’li Kadınlardan Kılıçdaroğlu Hakkında Suç Duyurusu

AK Parti Karabük Kadın Kolları üyeleri, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Karabük Adliyesi'ne partisinin il yönetimi ve kadın kolları üyeleriyle birlikte gelen AK Parti Karabük Kadın Kolları Başkanı Av. Hülya Uğur Kocakavak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 'Cumhurbaşkanına Hakaret' ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Kocakavak yaptığı basın açıklamasında, "Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu CHP 35. Olağan Genel Kurultayında ve CHP Grup Toplantısı'nda ülkemiz siyasetinin geleceği açısından son derece talihsiz açıklamalarda bulunmuştur" dedi. "CHP'NİN KURULUŞ DEĞERİ OLAN 6 OKUN MADDELEİRNİ AYAKLAR ALTINA ALDI" Kılıçdaroğlu'nu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı yaptığı hakaretlere son vermeye ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm kutsal değerlerine saygılı olmaya davet ettiklerini ifade eden Kocakavak, "Yüzde 52'lik oy oranıyla milyonların desteğiyle, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk seçilmiş Cumhurbaşkanına yapılan hakaret ile sadece ona oy verenler rencide edilmemiştir. Onun şahsında yüce devletimiz, aziz milletimiz ve bin yıllık kadim devlet geleneğimiz ağır hakaretlere maruz kalmıştır. Türkiye Cumhuriyetini ve vatandaşlarını yani cumhuru en üst noktada temsil eden yüce değerimize saldırı asla kabul edilemez. Bu üslubuyla Sayın Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisinin kuruluş değerleri olan, altı okun maddelerini de ayaklar altına almıştır" diye konuştu. "Hakaret ederken kullandığı 'Namus ve Şeref' kavramlarının halkımız için ne kadar hassas değerler olduğunu, bu ülkede siyaset yapan her sorumlu insan bilir" diyen Kocakavak açıklamasını şöyle sürdürdü: "Ancak Sayın Kılıçdaroğlu kendi koltuğunu garanti altına almak için, türlü senaryolarla hazırlandığı kongresinde ve ardından bir arada tutamadığı partisinin grup toplantısında, yetersizliğini örtbas etmek için kendine çirkin bir yol olan hakareti seçmiştir. Kendisine bu yöntemden vazgeçmesini ve milletimizin karşısına temiz bir dil ile çıkmasını öneriyoruz. Buradan soruyoruz bugüne kadar tanıdığımız hangi ana muhalefet lideri, devletimizin ve milletimizin değerlerine bu ölçüde hakaretlerde bulunmuştur? Başka devletlerin büyüklerine gösterilen tazimin, hiç olmazsa benzerini bu millet de hak etmektedir. Sayın Kılıçdaroğlu bir gün cumhurbaşkanımıza, diğer bir gün başbakanımıza, hatta bir başka günde kendi partisinin vekiline bile 'Tabloyu kim indirdi?' diyerek haksız saldırılarda bulunabilmekte. Kendisine tavsiyemiz artık bir ana muhalefet liderine ve devlet adamlığına yakışan bir duruş ile siyaset yapmasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu bahse konu olan hakaretleriyle; Anayasa, Türk Ceza Kanunu ve Uluslararası Sözleşmelerle güvence altına alınan; kişinin maddi ve manevi değerlerinden oluşan toplum nezdindeki şeref ve haysiyetiyle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın saygınlığını korumaya yönelik Türk Ceza Kanunu'nun 299'uncu maddesinde hükmü bulunan 'Cumhurbaşkanı'na hakaret' suçunu işlemiştir. Sayın Kılıçdaroğlu'nu bir dünya lideri olan, Kurucu Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a karşı yaptığı hakaretlere son vermeye ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm kutsal değerlerine saygılı olmaya davet ediyoruz."

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.