AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Uygur: “Vesayetçilerin anayasasından kurtularak yeni, sivil ve katılımcı bir anayasayı bu millete borçluyuz” - Karabük Haber Postası
ak parti genel baskan yardimcisi uygur vesayetcilerin anayasasindan kurtularak yeni sivil ve katilimci bir aZgM8TM6 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Eylül, 2024 08:30 tarihinde yayınlandı
0
0

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Uygur: “Vesayetçilerin anayasasından kurtularak yeni, sivil ve katılımcı bir anayasayı bu millete borçluyuz”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı MYK Üyesi Belgin Uygur, yeni, sivil ve katılımcı bir anayasayı bu millete borçlu olduklarını söyledi.

AK Parti Genel Merkezi tarafından “Kastamonu İçin Her Daim Birlikte Özümüzden Geleceğe Türkiye Buluşmaları” toplantısı gerçekleştirildi. Kastamonu’da bir düğün salonunda yapılan toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı MYK Üyesi Belgin Uygur, “Bugün AK Parti Genel Merkezi’nin düzenlediği ve Türkiye’nin 81 ili ile tüm ilçelerini kapsayan ’Türkiye Buluşmaları’ kapsamında evliyalar şehri Kastamonu’da bulunuyoruz. Kastamonu’ya gelmek bana daha öncesinde kısmet olmamıştı. Ama bugün şehrin tarihi dokusunu olduğu gibi koruyan o manevi iklimi iliklerimize kadar hissettiğimiz, insanı ve insanının gönlünün güzel olduğu bu şehirde yoğun programlar gerçekleştirdik. Hem merkezde hem de 10 ilçemizde farklı illerden gelen milletvekillerimiz de vardı. Bütün milletvekillerimiz ve MYK üyelerimiz, teşkilatımızla birlikte programlar gerçekleştirdi. Milletimizin her bir ferdi ile bundan önce olduğu gibi hemhal olmaya bugün de devam ettik. İnşallah Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bundan sonrada yine milletimizle birlikte ve beraber olmaya devam edeceğiz” dedi.

“AK Parti gücünü milletten alıyor”

AK Parti’nin gücünü milletten aldığını belirten Uygur, “Milletin kurduğu bir parti bizler sadece tabelasını astık. Milletin taleplerine göre yolunu çizen parti. Dava anlayışımızda, istişare kültürümüzde son derece önem veren, istişareyi hiç eksik etmeyen partimiz, hem sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile milletimizin her bir ferdi ile her daim birlikte olmaya, hemhal olmaya gayret eden, bunu düstur eden bir siyasi harekettir. Bu doğrultuda milletimizin güçlü desteği ile 3 Kasım 2002’den itibaren girdiğimiz seçimlerde milletimiz güçlü desteğini hem Sayın Cumhurbaşkanımıza hem partimize hem Cumhur İttifakı olarak gösterdi ve göstermeye de devam ediyor” diye konuştu.

“Vesayetçilerin anayasasından kurtularak yeni, sivil ve katılımcı bir anayasayı bu millete borçluyuz”

Vesayetçilerin anayasasından kurtularak yeni, sivil ve katılımcı bir anayasayı millete borçlu olduklarını söyleyen Uygur, “Hak ve özgürlükler anlamında 28 Şubat sürecinden bu zamana kadar vesayetle mücadele ederek hep ifade ettiğimiz gibi gittiğimiz yol dikensiz değil. Vesayetle mücadele ederek, partimize açılan kapatma davasıyla, 367 darbesiyle, e-muhtıralarla, Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık yargı darbesiyle, en sonunda vatanımıza, milletimize ve istiklalimize kast eden 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünü akamete uğratarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın ’Ben milletin iradesi üzerinde bir irade tanımadım bu zamana kadar’ demesiyle milletimizin hem kendi iradesine hem seçilmiş hükümetine, vatanına, bayrağına ve toprağına, istikbaline ve istiklaline sahip çıkmasıyla mücadele ederek o vesayet günlerine son verdik. İnşallah bundan sonraki süreçte de o darbecilerin, cuntacıların yapmış olduğu o anayasasından da kurtularak yeni, sivil ve katılımcı bir anayasayı bu millete borcumuz bulunuyor. O anayasayı da en geniş mutabakatla inşallah gerçekleştirmek bize nasip olacak. Heybemiz dolu bir şekilde hep hak ve özgürlükler noktasındaki kazanımlarımızla her alanda savunma sanayimizle, sağlıktan, ulaşımdan, milli eğitimden, gençlik spordan bütün hizmetlerimizi o yaşadığımız pandemiye, doğal afetlere, 11 ilimizi etkileyen o büyük depreme, Kastamonu’muzun de en derin şekilde etkilendiği sel felaketine rağmen güçlü bir şekilde devletimizin, kurumlarımızın, bakanlıklarımızın bütün imkanlarını milletimizin emrine vermek ve milletimizin o sıkıntılarının giderilmesi noktasında ilk andan itibaren devletimizin bütün kuruluşlarıyla birlikte her daim milletimizin yanında olarak güçlü bir şekilde sizlerin desteğiyle 14 ve 28 Mayıs’ta yine o güçlü destekle yolumuza devam ettik. Milletten gelen sese, milletin iradesine her daim başımızın üzerinde dedik ya, tabii ki de milletten gelen sese, milletimizin bizlere vermiş olduğu mesaja da kulaklarımızı asla tıkamıyoruz. Milletimizin iradesi sandığa tecelli ettiği andan itibaren, milletin iradesi ne gerektiriyorsa, millet bizlere hangi mesajları verdiyse onları en doğru şekilde okuyup inşallah yine milletimizle birlikte güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Toplantıya AK Parti Kastamonu Milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci ile AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu, AK Parti MYK Üyesi Hülya Terzioğlu ile çeşitli illerden gelen AK Partili 20 milletvekili ve sivil toplum kuruşu temsilcileri katıldı. Toplantı basına kapalı olarak devam etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay