Reklam
Reklam
ajetin rotar rekoru kirdigi ucusta yolcu olan rizeli tepkisini boyle dile getirdi CTVgWLtR jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Eylül, 2024 04:07 tarihinde yayınlandı
0

AJet’in rötar rekoru kırdığı uçuşta yolcu olan Rizeli tepkisini böyle dile getirdi

Türk Hava Yolları’na ait bölgesel havayolu şirketi olan AJet’in, İstanbul-Rize seferinde peş peşe 6 kez rötar meydana geldi. Rötarlı uçuşun yolcularından Mehmet Tüysüz, yaşadıkları mağduriyeti anlattı.

AJet’in, Pazartesi gerçekleştirdiği ve saat 11.00 olarak belirlenen İstanbul-Rize seferinde peş peşe 6 kez rötar meydana geldi. Saat 11.00’da gerçekleşmesi planlanan Rize-Artvin Havalimanı uçuşunun önce 17.30, ardından 18.10, sonra da 18.30’a ertelendiği öğrenildi. Ancak uçuş saati tekrar değişti ve 18.30 olan uçuş saati 19.30’a, daha sonra ise saat 22.00’ye ertelendi. Yolcular, sürekli değişen uçuş saatleri nedeniyle hava yolu şirketine tepki gösterdi. O anlar bazı yolcular tarafından cep telefonu kamerasıyla kayıt altına alındı. Saat 22.00’de Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan kalkış yapan uçak saat 23.45 sıralarında Rize-Artvin Havalimanı’na inişini gerçekleştirdi. Rötar yapan uçağın yolcularından olan Mehmet Tüysüz, biraz zaman geçtikten sonra Rize’ye gitmek için başka bir uçaktan bilet aldı. Geç saatlere kadar bekleyen Tüysüz, artık mecbur kalmadıkça AJet’ten bilet almayacağını söyledi.

“Bundan sonra mecbur kalmadıkça AJet’ten bilet alacak değilim”

Yolcuların büyük bir mağduriyet yaşadığını ifade eden Mehmet Tüysüz, “Pazartesi günü eşime bilet aldım. Ben arkadaşımla beraber karayolu üzerinden gelecektim. Bu sefer benim karadan gelme işim iptal olunca ben de aynı uçaktan bilet almak istedim. AJet’te aynı uçakta yer yoktu. Eşimi Sabiha Gökçen Havalimanına götürdüm. Yarım saat sonra eşim beni aradı. Uçağın 17.30’a ertelendiğini söyledi. Ben de şaşırdım. Bu kadar saat nasıl ertelenir. Ben de biletimi aldım. Baktım ki benim biletim eşimle aynı uçakta. Saat 13.30’da bana bir mesaj geldi ve uçağımın 18.30’a ertelenmiş. Yine bekliyorduk, bu sefer 19.00’a ertelendi. Bu uçağın neden bu kadar ertelendiğini öğrenmek istedim. Görevlilerle görüştüğümde uçağın yurt dışından geleceğini, ’burada bakımı yapılıp Rize’ye inecek’ dendi. Orada bir görevli vardı. ’17.20’deki uçağında kalkması garanti değil’ dedi. Ben de ’19.00’da kalkacak uçağın garantisi var mıdır’ diye sordum. Ona da ’yok’ dedi. Ben de başladım gülmeye. Biraz mücadele sonucu benim biletlerim değiştirildi. 17.20’deki uçağa binebildim. Buraya geldik. Telefonuma sürekli mesaj geliyor. Uçağınız 20.00’ye ertelendi, 21.00’e ertelendi ve sonrasında 22.00’ye ertelendi diye mesaj gelmiş. Bundan sonra mecbur kalmadıkça AJet’ten bilet alacak değilim. Bu kadar insan mağdur edilmez. Oradaki vatandaşlar çok mağdur oldu. Ben kurtardım. Benden önce olmuş. Benim hanım oradayken baya tepki olduğunu söylemişti. Bütün hemşerilerime de söylüyorum. Mecbur kalmadıkça o firmayı kullanmayın” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay