Adil Öksüz’ün Kardeşi hakkında karar verildi - Karabük Haber Postası
Reklam Alanı — Gövde Üst Bu alana reklam ver
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
21 Ağustos, 2017 06:36 tarihinde yayınlandı
0
0

Adil Öksüz’ün Kardeşi hakkında karar verildi

Karabük’te, FETÖ/PDY davasında tutuklu yargılanan FETÖ firarisi Adil Öksüz’ün kardeşi Ahmet Öksüz 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı
FETÖ/PDY davasında 6’sı tutuklu, 1’i firari 16 akademisyenin yargılanmasına Karabük Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Firari sanık Halil İbrahim Demirci dışında tüm sanıklar karar duruşmasında hazır bulundu. ‘Silahlı terör örgütüne üye olmak´ suçundan haklarında 5 ile 10 yıl arası hapis cezası istenen sanıklardan FETÖ firarisi Adil Öksüz´ün kardeşi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Öksüz, daha önce yaptığı savunmasını tekrarlayarak, her zaman devletinin yanında olduğunu, ailesine de sevgiyi ve barışı tavsiye ettiğini, bu zamana kadar herhangi bir terör örgütüne üyeliğinin bulunmadığını söyledi.
“MÜEBBET HAPİS CEZASINA RAZIYIM”
Kendi el yazısıyla yazdığı yaklaşık 5 sayfalık savunmasında önündeki en büyük engelin ağabeyi Adil Öksüz olduğunu savunan Ahmet Öksüz, “Ağabeyim darbe girişimine adı karışmış. Vatana ve millete ihanet etmiş bir kişiyi korumam veya ona yardımcı olmam asla mümkün değildir. Tutuklandıktan hemen sonra darbeci olan bir kişiyle aynı soyadını taşımamak için ve öylesi bir soyadı bana zul geldiği için soyadımı değiştirmek için mahkemeye dava açtım. Ancak süreç nedeniyle şimdilik reddedildi. Ben, ağabeyim olan bu kişinin darbeye karıştığını medyadan öğrendim. Hiçbir şekilde görüşmedim. Haberleşmem olmadı. Bu kişinin o günlerde kimlerle görüştüğü haber yapıldı. HTS kayıtlarımda görüldüğü gibi görüşmedim. Eğer görüştüğüm ispatlansın, müebbet hapis cezasına razıyım. Bu kişinin Almanya’ya gittiğine dair haber vardı. Almanya’da görgü tanıklarının ifadeleri var. Dolayısıyla bir bakımdan yeri de belirlenmiş oluyor. Türkiye de bu konuda nota verdi. AB’den sorumlu bakan Ömer Çelik Bey, bu konuda açıklamalar yaptı. Oranın Dışişleri Bakanlığı ile yazışmalar olmuş öğrendiğim kadarıyla” dedi.
Kaçma planının olmadığını da söyleyen Öksüz, tahliyesini talep ederek şunları söyledi:
“Her zaman bu isim benim önüme çıkıyor. Çocuklarım eğitimlerine devam ediyorlar. Çocuklarımın eğitimi benim için en önemli görevdir. O nedenle adresim sabit. Kaçma planım asla olamaz. Serbest bırakılsam da, tutuklu kalsam da inanın hiçbir yere kaçmam ve kaçamam. Yaşlı annem ve babam tek başlarına yaşam mücadelesi veriyorlar. Sağlık sorunlarıyla ilgilenmem için benim onların yanında olmam gerekiyor. Çok zor şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Tarafsız ve bağımsız Türk adaletinden hakkımda en doğru kararın verileceği inancını tüm samimiyetimle korumak istiyorum. Beraatimi talep ediyorum” dedi.
Diğer sanık ve avukatlarının savunmalarının ardından verilen ara sonra kararını açıklayan mahkemeye heyeti, sanıklardan Alaattin Yılmaz, Cahid Özdeveci, Mahmut Çelik, Mustafa Kurt, Serkan Esen ve Turgay Türker hakkında karar vermeye yetecek düzeyde delilerin henüz toplanmadığından dosyalarının tefriki ile yeni bir esasa kaydına karar verdi.
Heyet ayrıca, Firari Adil Öksüz’ün kardeşi akademisyen Ahmet Öksüz’e sabit görülen ‘Silahlı Terör Örgütü’ suçundan 5 yıl hapis cezasına, bu cezanın yarı oranında arttırılarak 7 yıl 6 ay hapis ile cezalandırılmasına verilen cezanın ise 1/6 oranında indirim yapılarak 6 yıl 3 ay hapis ile cezalandırılması hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Sanıklardan, Hakan Suvak, Hasan Hüseyin Çevik, Hüseyin Cinoğlu, Salih Yıldırım’a 6 yıl 3’er ay, Süleyman Semiz’e ise 6 yıl 10 ay 15 gün hapis ile cezalandırılarak tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Erdal Biber, Ruveyda Kılıçbay ve Seymen Kahraman’a da ‘Silahlı Terör Örgütü’ üyeliği suçlarından 6’şar yıl 3’er ay hapis cezası ve adli kontrollerinin devamına karar verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
300 yillik kullanima mudahale tepki cekti FFDpQrZW
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Nisan, 2026 16:07 tarihinde yayınlandı
0
0

300 yıllık kullanıma müdahale tepki çekti

Karadeniz’de yüzyıllardır sürdürülen yaylacılık faaliyetleri, son dönemde alınan mera ve kiralama kararlarıyla yeni bir tartışmanın odağına yerleşti. Giresun’un Eynesil ilçesinden Gümüşhane’nin Kazıkbeli Yaylası’na bağlı Aksu, Barak, Apsaha, Dikme ve Davunlu obalarına giderek yaylacılık yapan vatandaşlar, uygulamaya karşı bir araya gelerek duruma tepki gösterdi.

Gümüşhane sınırları içinde yer alan ancak uzun yıllardır Giresunlu yaylacılar tarafından kullanılan 36 yayla yerleşim alanına ilişkin alınan idari kararlar Giresun’da tepkilere neden oldu. Gümüşhane İli Mera Komisyonu’nun söz konusu yaylalarla ilgili aldığı ve Giresunlu üreticilerin kullanımını sınırlandıran kararların, ciddi sosyo-ekonomik ve hukuki mağduriyetlere yol açtığı belirtildi. Bu durumun “kadim kullanım hakkı” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

4342 sayılı Mera Kanunu çerçevesinde uzun yıllara dayanan kullanımın korunmasının esas olduğunu belirten Giresun Eynesilli yaylacılar, yaklaşık 300 yıldır kullandıkları yaylaların kullanım dışı bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu savundular.

Konuyla ilgili düzenlenen toplantıda konuşan yaylacılar, atalarından gelen ve yaklaşık 300 yıllık geçmişe sahip kullanım haklarının yok sayıldığını belirterek yaylaların “mera alanı” olarak değerlendirilmesi ve ardından kiralama bedeli talep edilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirdiler. Katılımcılar, bu sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir kırılma anlamına geldiğini vurguladılar.

“Yaylacıların bölgede bulunmadığı kış döneminde obalar ‘boş alan’ olarak gösterildi ve mera statüsüne alındı” iddiası

İddialara göre, Gümüşhane-Kürtün Beytarla Köyü Muhtarlığı tarafından geçtiğimiz kasım ayında alınan kararla söz konusu obalar ‘boş alan’ olarak gösterildi ve mera statüsüne alındı. Kararın, yaylacıların bölgede bulunmadığı kış döneminde askıya çıkarıldığı ve bir ay süreyle ilan edildiğini ancak bu süreçte yeterli bilgilendirme yapılmadığı öne sürdüler. Yaylacılar, yaylacılık faaliyetlerinin yürütülmediği bir dönemde ve köylerde vatandaşların bulunmadığı sırada yapılan tebligatlarla kararın kesinleştirildiği iddia ettiler.

Yaylacılar bu yaklaşımı eleştirerek yaylaların kış aylarında doğal olarak boş kalmasının “kullanım dışı” anlamına gelmeyeceğini ifade ettiler. Hatta kış aylarında Beytarla köyünün de boş olduğunu belirten yaylacılar, “Muhtar bile kışın 6 ay Espiye ilçesinde dururken bu alınan karar hukuki değildir” ifadelerini kullandılar.

“Bu yaylalar bize dedelerimizden miras”

Bölgede uzun yıllardır hayvancılık yapan Eynesilli yaylacı Bahri Sofu, toplantıda yaptığı açıklamada, “Bu yaylalar dedelerimizden bize miras. 15-17 obadan oluşan bu alanların tamamı aktif olarak kullanılmaktadır. Buna rağmen ‘boş’ denilerek kiraya verilmek istenmesi kabul edilemez” dedi.

“Bu karar geri çekilmeli, gerçek hak sahipleri korunmalı”

Toplantıda söz alan bir diğer yaylacı Faruk Bodur ise konunun hukuki boyutuna dikkat çekerek “Yerleşik kullanım, geçmişten gelen haklar ve fiili durum dikkate alınmadan yapılan bu tür uygulamalar ciddi hukuki sorunlar doğurur. Bu iş sadece bugünle ilgili değil, yüzlerce yıllık bir düzen söz konusu. Bu karar geri çekilmeli, gerçek hak sahipleri korunmalı. Aksi hâlde hem doğal denge zarar görür hem de yaylacılık kültürü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır” diye konuştu.

Toplantının ardından yaylacılar, kararın yeniden gözden geçirilmesi ve geleneksel kullanım haklarının korunması için yetkililere çağrıda bulundu. Yöre halkı, hem üretimin sürdürülebilirliği hem de yüzyıllardır devam eden yaylacılık kültürünün geleceği açısından sürecin dikkatle ele alınmasını istedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin