Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen: "Yaklaşık 1 milyon 620 bin dava dosyası ’uzlaşma’ ile olumlu sonuçlandı" - Karabük Haber Postası
adalet bakanligi ceza isleri genel muduru ali ozturkmen yaklasik 1 milyon 620 bin dava LbER4HmI jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
02 Mart, 2024 00:36 tarihinde yayınlandı
0
0

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen: “Yaklaşık 1 milyon 620 bin dava dosyası ’uzlaşma’ ile olumlu sonuçlandı”

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen, son dönemde yaklaşık 1 milyon 620 bin dava dosyasının ’uzlaşma’ ile olumlu sonuçlandığını söyledi.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından “Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yollarının Geliştirilmesi Projesi” çerçevesinde, onarıcı adalet ve uygulamaları ile ilgili temel ilkelerle birlikte uzlaştırma mekanizmasının uygun şekilde uygulanmasına ilişkin konuların ele alınması, uzlaştırma kurumunda bilgi ve farkındalığın artırılması ile uzlaştırma sürecinin en önemli aktörleri olan hâkim, Cumhuriyet savcısı ve uzlaştırmacı arasındaki işbirliği yollarının değerlendirilmesine yönelik olarak Trabzon’da bir seminer düzenlendi.

Gerçekleşen seminere Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen, Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Yalçın, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Hasan Küçükosman ve davetliler katıldı.

Seminerin açılış konuşmasını yapan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen, “Vatandaşlar, işletmeler, tüzel kişiler ile diğer kurum ve kuruluşlar için daha hızlı bir uyuşmazlık çözümü sağlayarak adalet sisteminin etkinliğinin geliştirilmesi hedefi çerçevesinde ’Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yollarının Geliştirilmesi Projesi’ 17 Aralık 2020 tarihinde imzalanmış ve faaliyetlerine başlamıştır. Bu proje Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa olarak finanse edilmektedir. Genel Müdürlüğümüz açısından projenin özel hedefleri küçüklerin, mağdurların ve faillerin korunması, uzlaştırmacıların, hukukçuların, uzlaştırma bürosunda sorumlu Cumhuriyet savcılarının yanı sıra personelin beceri uzmanlıklarının artırılması, bu şekilde uzlaştırmanın kapsamlı uygulanması ve geliştirilmesiyle etkili bir şekilde uygulanması amaçlanmaktadır” dedi.

Daha önce Mardin ve Antalya’da gerçekleşen uygulayıcılara yönelik düzenlenen eğitim seminerlerinin 3.’sünün Trabzon’da gerçekleştirildiğini belirten Öztürkmen, “Sonunda uzlaştırma kurumunun başarılı ve etkin bir şekilde uygulanmasında önemli role sahip olan ve ülkemizin dört bir yanından katılım gösteren hakim ve Cumhuriyet savcılarımız bulunmaktadır. Bugün rakamlara baktığımız zaman yaklaşık 1 milyon 620 bin dosyanın uzlaşma ile olumlu sonuçlandığını görmekteyiz. Gelinen süreçte belli bir kalite ve seviyeye gelmesi noktasında bir takım hedeflerin yerleştirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda projenin hedeflerinden biri olan uzman uzlaştırmacı konusunda Adana’da pilot bir uygulama başlattık. Buna yönelik çalışmalarımız devam etmektedir” diye konuştu.

“Onarıcı adalet anlayışının amacı; fail ve mağdur arasındaki cezai uyuşmazlığın barışçıl yol ile onarılması ve ortadan kaldırılmasıdır”

Uzlaştırma kurumunun dayanağını oluşturan onarıcı adalet anlayışının amacının fail ve mağdur arasındaki cezai uyuşmazlığın barışçıl yol ile onarılması ve ortadan kaldırılması olduğunu ifade eden Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik, “Uzlaştırmanın temelini oluşturan onarıcı adalet anlayışı tam olarak anlaşılmadan, kurumun ceza adalet sistemi içerisinde benimsenmesi, uygulanması ve önemli bir yere gelmesi mümkün değildir. Bunun için hakim, Cumhuriyet savcısı ve uzlaştırmacıların eğitimine çok önem verilmeli ve bu kurumun asıl amacının cezai uyuşmazlıkların tarafların özgür iradeleriyle barışçıl bir şekilde ortadan kaldırılması ve bu şekilde sosyal barışın sağlanması olduğunun iyi anlatılması gerekmektedir. Özellikle de sahada olan ve taraflarla uzlaştırma sürecini yürüten uzlaştırmacıların eğitimi çok önemli olup uzlaştırma kurumunu benimsemeleri ve görevlerini severek yerine getirmeleri kurumun başarısı için olmazsa olmaz bir durumdur. Uzlaştırmacıların, bu sayede sosyal barışın ve kamu düzeninin sağlanmasına katkı sunarak adaletin tesisine hizmet ettikleri bilinciyle görev yapmaları sağlanabilecektir. Bu da uygulamada, uzlaştırmacıların başarısına etki edecek ve olumlu sonuçlanan uzlaştırma dosyalarının sayısını artıracaktır. Tarafların özgür iradeleri ile cezai uyuşmazlığın ortadan kaldırılması mümkün olduğundan uzlaştırma kurumu en barışçıl ve en güzel alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından birisidir. Taraflar arasındaki cezai uyuşmazlık yine tarafların özgür iradeleri ile belirledikleri hukuka ve ahlaka uygun bir edimle veya edimsiz olarak ortadan kaldırılarak toplumsal barışa ve kamu düzeninin sağlanmasına katkı sunulmaktadır. Bu sayede hem taraflar arasındaki husumetler barışçıl bir yöntem ile ortadan kaldırılmakta hem de toplumsal uzlaşı kültürü artırılarak toplumsal barış sağlanmaktadır” şeklinde konuştu.

“Uzlaştırma kurumu olumlu dosya sayısı yıllık 7 binden 250 bin dosya sayısına ulaştı”

2005 yılında ceza adalet sistemimize dahil olan uzlaştırma kurumu yıllık ortalama 7000 olumlu sonuçlanan dosya sayısından 2023 yılı itibariyle yıllık yaklaşık 250.000 dosyaya ulaşmış bulunmaktadır” diye sözlerine devam eden Çelik, “Emekleme ve yürüme dönemini başarıyla tamamlayıp rüştünü ispatlayan uzlaştırma kurumu, önündeki bazı engeller kaldırıldığında ve uygulama alanı daha da genişletildiğinde adeta koşmaya başlayacak, çok daha başarılı sonuçlar alınacak ve toplumsal barışa çok daha fazla katkı sunulacaktır” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay