Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
06 Ekim, 2023 20:48 tarihinde yayınlandı
0

Acılı anne her gün yolunu gözlüyor: İşe gitmek için evden ayrılan genç kız bir aydır kayıp

Kastamonu’nun Tosya ilçesinde işe gitmek için evden ayrıldıktan sonra bir daha dönmeyen 17 yaşındaki genç kızın bulunması için arama çalışmaları sürüyor. Her gün evinin önünde oturan acılı anne ise kızından gelecek mutlu haberi bekliyor.

Kastamonu’nun Tosya ilçesinde 7 Eylül perşembe günü işe gitmek için evden ayrılan Elif Kocadere’den (17) bir daha haber alınamadı. Ailesinin durumu polise bildirmesi üzere 17 yaşındaki genç kızı bulmak için başlatılan arama çalışma çalışmaları devam ediyor. Annesi Aynur Kocadere, evinin kapısında oturarak kızından gelecek mutlu haberi bekliyor.

Aynur Kocadere, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, markette çalışan kızının işe gitmek için evden ayrıldığını belirterek, kendisinden bir daha haber alamadıklarını söyledi.

“Kızımın hiçbir sorunu yoktu”

Kızını görenlere seslenen anne Kocadere, “Kızım 1 ay önce ’Anne ben çalışmak istiyorum, ekmeğimi elime almak istiyorum’ dedi. Biz de ilçede bir markete satış elemanı olarak yerleştirdik. İşe başlayalı daha beş gün olmuştu. Kızımın hiçbir sorunu yoktu. İşe başladığından 5 gün sonra aniden kayboldu. Kızımın gidebileceği her yere baktık, arkadaşlarını aradık, arayıp sorabileceğimiz nere varsa aradık, ancak kızımdan bir haber alamadık. Cep telefonu da kapalı, bunun üzerine polis merkezine gidip kayıp başvurusunda bulunduk. Kızımızı gören ya da yerini bilenlerden Allah rızası için yardımlarını bekliyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin