9 Asırdır Çürümeyen Ayaklar Ziyarete Kapatıldı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Aralık, 2014 10:32 tarihinde yayınlandı
0
0

9 Asırdır Çürümeyen Ayaklar Ziyarete Kapatıldı

KASTAMONU ‘da yaklaşık 9 asırdır Aşıklı Sultan’ın teşhir edildiği çürümeyen bedenini vatandaşlar, artık göremeyecek.
12. yüzyıl başlarında Kastamonu Kalesi’nin fethi sırasında şehit olan Aşıklı Sultan için yapılan türbedeki çürümemiş bedenin ziyareti vatandaşlara kapatıldı. Honsalar Mahallesi Kümbet Sokak üzerinde yer alan ve türbeye de adını veren Aşıklı Sultan’ın camekan içerisinde çürümeyen bedeninin gösterilmesi, dinen uygun olmadığı gerekçesiyle ziyarete kapatıldı. Hazreti Pir Şeyh Şabanı Veli Türbesiyle birlikte Kastamonu’nun en çok ziyaret edilen mekanlarının başında gelen Aşıklı Sultan Türbesi, durumu ilginç bulan ziyaretler tarafından çürümeyen bedeni görmek için Türkiye’nin dört bir yanından ziyaret ediliyor. Halk arasında ‘Ayağı Yanık Sultan’ olarak ta bilinen Aşıklı Sultan’ın çürümeyen bedeniyle ilgili ilim adamları ise açıklama yapmakta zorlanıyor.
“9 ASIRDIR ÇÜRÜMEYEN BEDEN, ZİYARETE GELENLERE İBRET VESİKASI OLUYORDU”
Aşıklı Sultan Türbesi Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Nihat Sofuoğlu, Kastamonu’da en fazla ziyaret edilen türbelerin başında Aşıklı Sultan Türbesi’nin geldiğini söyledi.
Sofuoğlu, şehre gelen ziyaretçilerin büyük bir bölümünün türbedeki 9 asırdır çürümemiş bedeni görmek istediklerini belirterek, Kastamonu’nun 17 bin evliyanın geçtiği bir yer olması nedeniyle Evliyalar Şehri olarak ta bilindiğini kaydetti.
Türbeye de adını veren Aşıklı Sultan’ın bu kadar çok ziyaret edilir kılan sebebinin bu zatın bedenin çürümemiş olmasının yattığını ifade eden Sofuoğlu, “Gerçekten de on yıllardır, camekan içerisinde teşhir edilen ve insanlara ibret olması umulan Aşıklı Sultan’ın aşık kısmı etiyle, kemiğiyle asırlardır durmaktadır. Aşıklı Sultan, Kastamonu’nun fethi için buralara gelen Selçuklu ordusundaki komutanlardan birisidir. 1185-1200 yılları arasında cereyan eden fetih mücadelesi esnasında şehit düşmüş ve şehit olduğu yere defnedilmiştir. Bedeni tam 9 asırdan fazla zamandır hiç çürümeden durmakta ve adeta kendisini ziyarete gelenlere ibret vesikası olmuştur” dedi.
“1976 YILINDA RESTORE EDİLEN TÜRBEDEN KÜLLER ATILDI”
Cumhuriyet yılları döneminde Tekke ve Zaviyeler Yasası’nın ardından çevresinde bulunan müştemilatın tamamının bir şekilde parsellendiğini anlatan Dernek Başkanı Nihat Sofuoğlu, “Şu anda bulunan binanı içersine girmek için bir metrelik koridor dışında hiçbir şekilde başka bir şey kalmıyor. 1976 yılından başlayıp 1979 yılına kadar türbede süren restorasyon çalışmaları esnasında kurulan Aşıklı Sultan Türbesi Yaptırma ve Yaşatma Derneği’nin ilk başkanı rahmetli hacı babam Tevfik Sofuoğlu döneminde başlayan çalışmalarla, dışarıda bulunan bütün müştemilatların istimlakını yaparak buralar temizlendi. 1979 yılında da taş olan iç kısımları ile sandukaların bulunduğu alt kısımlarından hatırı sayılacak şekilde pislikler bulunuyordu. Tabutlarda çok uzun ve yüksekti. Bu yüzden sandukaların hepsini dışarıya çıkartmaya karar verdik. İlk tabutu kaldırdığımız zaman vücudu bozulmadan duran bir zatın olduğunu gördük. Bu sandukalardan ilkinde Mağribli Mehmet Ağa, ikincisinde de Recül-i Şüheda ve üçüncü sandukada da Aşık Sultan’ın yattığı bilinmektedir. Bu tabutların içersinde vücutları bozulmadan ama kesinlikle mumya olmadan zatlar yatmaktadır.
4’üncü ve 5’inci tabutlarda kimlerin yattıkları bilinmemekle birlikte tabutların içerisindeki meftunların kemikleri vardır. Tabutları dışarıya mescide alarak, alt kısımlarının temizliğini yaptık, üst kısmının da tıraşlama yapılarak sıvası yapıldı. Sandukaların bulunduğu yerin restorasyonu tamamlandıktan sonra sandukaların içerisinde yatan zatların, mevcut kefenlerini bozmadan üzerini yeniden kefenledik. Saç fırçasıyla dikkatli ve düzgün bir şekilde tahriş yapmadan temizliğinin yapılmasını sağladıktan sonra kefenlerin açık olan kısımlarından sandukanın içerisinde yatan zatların vücutlarının bozulmadan durduğuna bizzat şahit oldum” diye konuştu.
“1116 YILINDAN BU YANA GELEN BİR GELENEK”
Geçtiğimiz yıl türbede yeni bir dizayna gidildiğini aktaran Sofuoğlu, “Bununla birlikte türbede dizayn bakımından Kastamonu’da en güzel mekanlardan biri haline geldi. Fakat restorasyon çalışmalarının hemen akabinde zatların toprağa defnedilmesi gündeme geldi. Daha öncesinden Aşıklı Sultan’ın yattığı sandukanın ayak kısmında camekan içerisinde zatın çürümeyen ayak kısmı görülebiliniyordu. Fakat ayaklarının görünme kısmının teşhir konumuna geleceği ve dinimize uygun halde toprağa defnedilmesi gündeme geldi. Bunun ise, bir doktorumuzun facebook ta yazı yazması üzerine ortaya çıktığını öğrendik. Bunun üzerine Vakıflar Bölge Müdürlüğümüzden, dernek başkanı olarak beni çağırdılar ve bana ‘ne yapmamız’ gerektiği yönünde soru sordular.
Aşıklı Sultan, 1116 yılından bu yana bu şekilde geldi. Biz, 1116 yılından bu yana olan bir hadiseyi bugün değiştirmenin yanlış olacağına inanıyoruz. Kaldı ki, bizim burası Etnografya Müzesi değil. Mehmet Akif Ersoy başta olmak üzere, türbeye yaklaşık 300 metre uzaklıkta Bediüzzaman Said Nursi hazretleri kaldı. Yaklaşık 7 yıl boyunca Kastamonu’da bulundu. Bunun dışında Kastamonu’nun yetiştirdiği büyüt zatlardan Mehmet Feyzi Efendi’nin de türbeyi ziyaret ettiği biliniyor.
Bütün bu büyük zatların da Aşıklı Sultan Türbesine gelerek camekandan teşhir edilen Aşıklı Sultan’ın çürümeyen ayağına baktıkları biliniyor ve bunu da iyimser karşıladıkları söyleniyor. Bunların birkaçına şahsen bende şahit olmuşumdur. Türbeyi ziyaret eden zatların, bu konuyu gerçekten çok olumlu buldukları ve olayı irşad olarak değerlendirdikleri ifade ediliyor” ifadelerini kullandı.
“BU ZATI GÖRENLER DEĞİŞİYOR, BUNUN DEVAM ETMESİNİ İSTİYORUZ”
Aşıklı Sultan Türbesini ziyaret edenlerin çürümeyen bedeni gördükten sonra farklı davranışlar gösterdiklerine şahit olduklarını vurgulayan Nihat Sofuoğlu, “Buraya türbeyi görmeye gelenler bilhassa Aşıklı Sultan’ın çürümeyen ayaklarına bakmak isteyenler, burada ilham alarak inanılmaz şekilde insanların değişiklik gösterdikleri ve olumlu davranış içerisinde bulunduklarına şahit olduk. Bu yüzden bu güzel olayın devamının bu açıdan son derece önemli ve yaralı olduğunun kanaatindeyim. Yetkililerde bu konuda gerekli çalışmaları yapacağına inanıyoruz. İnşallah olması gereken şeklinde tekrar eski haline dönüştürülür. Çünkü amaç vesiledir, amaç görevdir, amaç insanların Allah’ın ‘biz öyle yaptık, böyle yaptık, böyle oldu’ şeklinde kısaca belirttiği ayetlerde ‘bu böyledir’ Yoksa insanların kendi mücadelesi içerisinde bunu başarmasının mümkün olamayacağı kesindir, alenidir ve nettir” şeklinde konuştu.
“YANGIN ÇIKINCA VALİ’NİN RÜYASINA GİRİP, YARDIM İSTEMİŞ”
Aşıklı Sultan Türbesi’nde Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında yangın olduğunu aktaran Dernek Başkanı Nihat Sofuoğlu, şöyle devam etti: “Rivayetlere baktığımız zaman burada bir yangın olduğu kesindir. Çünkü restorasyon çalışmalarında biz, sandukaların altından çok fazla dışarıya kül attık. Aşıklı Sultan’a halk arasında “Ayağı Yanık Sultan”da denilen olay menkıbelerde şöyle anlatılmaktadır; Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Aşıklı Sultan’ın türbesinin yakınında bir yangın çıkar. Bu olay sırasında Aşıklı Sultan Hazretleri, o zamanın mülkiye amirinin rüyasına girer ve der ki; “Burada yangın çıktı, türbem yanıyor, gelin beni kurtarın” Devrin mülkiye amiri uyandıktan sonra o mahalleye koşar, bakar ki türbe ve civarı yangından zarar görmüş, ama Aşıklı Sultan’ı ateş yakmamıştır. Yangın söndürülür sadece, tabut ayak ucundan alev almıştır. Tabutun yanan kısmından içerisi de görünür hale gelir ve Aşıklı Sultan’ın bedenin çürümediği bu sayede anlaşılır.
Böylece Aşıklı Sultan’ın dünyadan ayrıldıktan sonra kerametinin devam ettiği böylelikle anlaşılır.
Halk arasında “Ayağı Yanık Sultan” olarak ta bilinen Aşıklı Sultan’ın ayağı yanık halini görmek için türbeye gelen kişiler, camekanı kapalı gördükleri anda tabiri caizse sükut bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Birazda serzenişte bulunarak geri gittiklerine de maalesef şahit oluyoruz”
ÇÜRÜMEYEN BEDENİN TEKRAR GÖSTERİLMESİNİ İSTİYORLAR
Honsalar Mahallesi Muhtarı Hüseyin Aksoy da, şöyle konuştu: “Yakın bir zamanda buranın restorasyonu yapıldı. Emeği geçendeler teşekkür ediyoruz.
Fakat bizim, şu anda buraya ziyaretçimiz gelmiyor. Aşıklı Sultan Türbesi’nde bulunan ayağı yanık şeklindeki zatın, çürümeyen bedeninin teşhiri ziyarete kapatıldı. Bu yüzden türbeye gelen ziyaretçiler azaldı. Bunun eski haline dönmesini yetkililerden talep ediyoruz”
“AŞIKLI SULTAN’IN AYAĞI, BİLGİSAYAR ORTAMINDA GÖSTERİLECEK”
Vakıflar Bölge Müdürü Yavuz Yücebıyık ise Aşıklı Sultan Türbesinin 2013 yılında restorasyonuna başladıklarını ve bu yıl içerisinde restorasyon çalışmalarını tamamladıklarını ifade ederek, “Restorasyon esnasında çevre düzenlemesini tamamladık. Türbenin etrafında düzenlemeler yaptık. Türbenin arkasında bulunan tuvaletler bulunuyordu. Buralar özel mülkiyetti. Bu yüzden buraları restore ettiremedik. Ama ileri ki dönemlerde buraları tekrar yapmaya gayret edeceğiz” şeklinde konuştu.
Aşıklı Sultan’ın ayağının gösterilmesiyle ilgili olarak kurumlarına çok fazla şikayetlerin geldiğini anlatan Yücebıyık, “Ayağının gösterilmesinin doğru olmadığını hatta bilgi edinmeye sürekli mailler atıldı. Bunun üzerine bir araştırmaya gidildi.
Bu konu hakkında bizim yeterli bilgiye sahip olmadığımız için İl Müftülüğümüze görüşü soruldu. İl Müftülüğümüzde, Diyanet İşleri Başkanlığına yazdılar.
Oradan gelen cevapta, kapatılmasının doğru olacağını ve İslam dini açısından gösterilmesinin uygun olmayacağını belirttiler.
Dolayısıyla biz, buranın sandukanın açık olan bölümünü kapatıp aynı şekilde yine türbenin içerisine ziyaretler devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Ayrıca inanç turizmi açısından Aşıklı Sultan’ın ayağının gösterilmesi gerektiğini söyleyen çok sayıda mail aldıklarını aktaran Yücebıyık, şunları söyledi: “Uzak yerlerden Kastamonu’ya gelip insanlar, göremeyince tabi hayal kırıklığı oluyor. Çünkü bu yıllardan beri gelen bir alışkanlık olduğu için insanlar, buraya gelirken bunu arzuluyor. Bizde, bunu nasıl çözebiliriz diye kendi içimizde düşünüyoruz. En sonunda Kastamonu, ahşap bir şehir olduğu için ahşap ferforje karışımı bir düzenleme yapacağız. Bunun üzerine bir bilgisayar monte etmeyi düşünüyoruz. Bilgisayarda hem diğer ziyaret mekanlarını göstereceğiz hem de Aşıklı Sultan’ın daha önceki görüntülerini anlatan ve ayağının resimlerini gösteren bilgi ve belgelerini bilgisayara yerleştirip, insanlara bu şekilde sunmayı düşünüyoruz. Planlamamız içerisinde bunlar bulunuyor. Bunu yapabilirsek daha faydalı olacağının inancındayım. Bana göre de kapatılmasının doğru olacağını düşünüyorum. Kurumumuz olarak şu anda çürümeyen bedenlerin fetvada belirtildiği gibi toprağa defnedilmesi gibi bir düşüncemiz bulunmuyor”
“TOPRAKTAN GELDİK, TOPRAĞA GİDERİZ”
Kastamonu İl Müftüsü Osman Aydın, Vakıflar Bölge Müdürlüğünün vatandaşlardan gelen şikayet ve istek üzerine kendilerine uzman görüşü sorduğunu belirterek, “Biz de, konuyu Diyanet İşleri Başkanlığına sorduk. Diyanet İşleri Başkanlığımız da, konunun hassasiyeti bakımından fetvaya sordu. Fetva da, ‘Topraktan yaratılan insanın öldüğünde yine toprağa verilmesi İslami bir esastır.
Cenazenin kabre defnedilmeyip teşhiri şeklindeki uygulama, İslam’ın cenazelerin defni ile ilgili hükümlerine aykırıdır’ şeklinde görüş bildirdi. Bunun üzerine bizde, Vakıflar Bölge Müdürlüğümüzü fetvanın verdiği cevabı üst yazıyla bildirdik” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
tasarim18
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
03 Nisan, 2026 16:39 tarihinde yayınlandı
0
0

KUTLAMALARDA PROTOKOL VAR, HALK YOK

Karabük Demir Çelik Fabrikalarının temellerinin atılışı ve Karabük’ün kuruluş tarihi olan 3 Nisan, Yenişehir Atatürk Anıtında düzenlenen törenle kutlandı. Törene; sadece protokol üyeleri katılırken, halktan katılım olmadı3 Nisan Demir Çelik Fabrikalarının temellerinin atılışı ve Karabük’ün kuruluşunun 89. yıl dönümü etkinlikleri, Yenişehir Atatürk Anıtı’nda düzenlenen çelenk sunma töreniyle başladı. Törende, Kutlama Komitesi adına Vali Oktay Çağatay tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından program konuşmalarla devam etti.

Kardemir Genel Müdürü Niyazi Aşkın Peker, konuşmasında Karabük’ün ve Kardemir’in Türkiye’nin ağır sanayi tarihindeki önemine dikkat çekti. Peker, “Türkiye’nin sanayileşmesi tarihinde çok özel bir anlam taşıyan Kardemir ve Karabük’ün kuruluşunun 89. yıl dönümünü idrak etmenin gururunu yaşıyoruz. 3 Nisan 1937’de Karabük’te yalnızca bir fabrikanın temeli atılmamış, aynı zamanda ülkemizin ağır sanayi hamlesinde tarihi bir adım atılmıştır. O gün yakılan ilk ateş bugün hala Karabük’ü ve ülkemizin üretim vizyonunu aydınlatmaya devam etmektedir” dedi.

Kardemir’in sadece bir üretim tesisi olmadığını belirten Genel Müdür  Peker, “Kardemir aynı zamanda bir okul, bir kültür ve bir hafızadır” dedi.

Peker, “Burada yetişen insan kaynağı ve oluşan bilgi birikimi ülkemizin dört bir yanına yayılmıştır. 1939 yılında ilk Türk demirinin burada dökülmesi, bir milletin kendi gücüyle ayağa kalkma iradesinin simgesidir” dedi.

Son yıllarda yapılan yatırımlarla üretim kapasitesinin 2,5 milyon tona yaklaştığını ifade eden genel Müdür  Peker, hedefin 3 milyon ton olduğunu söyledi. Peker, konuşmasında  Kardemir’in Türkiye’nin tek ray, demir yolu tekeri ve ağır profil üreticisi olduğunu hatırlatarak  “Bu güç yalnızca şirketimizin değil, ülkemizin yerli ve milli sanayi kabiliyetinin açık bir göstergesidir” şeklinde konuştu.

Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, yaptığı konuşmada kentin Cumhuriyet dönemindeki sanayi atılımındaki önemine dikkat çekti. Çetinkaya, Türk ağır sanayisinin temellerinin atıldığı bu şehirde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Karabük’ün kuruluşunda emeği geçen devlet büyüklerini ve işçileri rahmet ve minnetle andı.

Karabük’ün yalnızca sanayiyle anılmadığını da vurgulayan Çetinkaya, kentin sahip olduğu mirası daha ileriye taşımayı hedeflediklerini belirtti. Eğitim, turizm ve doğa alanlarında yapılacak çalışmalarla Karabük’ün çok yönlü bir kimliğe kavuşacağını ifade eden Çetinkaya, birlik ve beraberlik içerisinde şehri geleceğe hazırlamaya devam edeceklerini söyledi.

Vali Oktay Çağatay da konuşmasında 3 Nisan 1937’nin yalnızca bir temel atma tarihi olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin sanayileşme yolunda attığı en önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı. Karabük’ün Cumhuriyetin vizyonuyla çeltik tarlalarından doğarak ülkenin sanayi gücünün simgesi haline geldiğini ifade eden Çağatay, kentin “kurtuluşunu değil kuruluşunu kutlayan şehir” olma özelliğiyle Türkiye’nin modernleşme sürecinde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

3 Nisan’ın “Sanayi Günü” olarak ilan edilmesinin bu tarihi mirasın tescili anlamına geleceğini dile getiren Çağatay, Karabük’ün sanayi gücünü Safranbolu’nun kültürel mirası, Yenice, Ovacık ve Eflani’nin doğal zenginlikleri, Hadrianopolis Antik Kenti’nin tarihi değeri ve üniversitenin bilimsel katkılarıyla birlikte değerlendirdi.

Konuşmasının sonunda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere emeği geçenleri rahmet ve minnetle anan Vali Çağatay, üretime katkı sunan işçilere, sanayicilere ve tüm Karabüklülere teşekkür etti.

Program, 3 Nisan etkinlikleri kapsamında düzenlenen yarışmalarda dereceye giren şiir ve kompozisyonların okunmasının ardından, öğrencilere ödüllerinin Vali Oktay Çağatay tarafından verilmesiyle sona erdi.

Törene; AK Parti Karabük Milletvekilleri Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç, AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt, Mehmet Ceylan Kardemir Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ceylan, Karabük İl Emniyet Müdürü Ahmet Canver, Karabük İl Jandarma Komutanı İsmail Gökçe, MHP Karabük İl Başkanı Cenk Gedikoğlu, CHP Karabük İl Başkanı Vedat Yaşar, İYİ Parti Karabük İl Başkanı Şaban Şahin, TSO Başkanı Fatih Çapraz, Çelik-İş Sendikası yönetimi, Karabük Gaziler Derneği üyeleri, Kardemir işçileri katıldı.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin