Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Ağustos, 2024 16:00 tarihinde yayınlandı
0

800 yıllık Selçuklu medresesi ayağa kaldırılacak

Çorum’da Anadolu Selçuklu dönemine ait tarihi medresenin yeniden ayağa kaldırılacak. Çorum Valisi Doç. Dr. Zülkif Dağlı, medresenin önemine değinerek, “Anadolu Selçuklulardan bugüne kadar Çorum’da ayakta kalan tek medrese” dedi.

Çorum’da, Cumhurbaşkanlığı onayıyla kentte devam eden arkeolojik kazılar içerisinde yer alan ve Anadolu Selçuklu döneminin önemli kentlerinden birisi olan, Alaca ilçesine bağlı Mahmudiye köyünde bulunan Kalehisar ören yerinde arkeolojik çalışmalar devam ediyor. Vali Zülkif Dağlı, Selçuklu döneminde kervan yolları geçiş güzergahında bulunan ve dönemin önemli yerleşim merkezi konumundaki Kalehisar kazı alanı ve ören yerindeki 800 yıllık geçmişe sahip bulunan medresede incelemelerde bulundu. Vali Dağlı, Kazı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Kemal Şahin ile birlikte tarihi medreseyi gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Kalehisar’da hem bilinen hem bilinmeyen bir kent olduğunu dile getiren Kazı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Kemal Şahin, Kalehisar’ın Türk tarihi açısından çok önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Kalıntıları günümüze ulaşan medresede, çökme tehlikesine karşı çelik konstrüksiyon yapılması gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Şahin, medresenin koruma altına alınmasıyla birlikte içerinde ve çevresinde temizlik ve restorasyon yapabileceklerini söyledi. Şahin, medrese ayağa kaldırıldıktan sonra kültür ve turizm hayatına kazandırılabileceğini ifade etti.

Şahin, medresenin Anadolu Selçuklu Devletine ait Çorum’daki tek medrese olduğunu vurguladı.

“Anadolu Selçuklular’dan Çorum’da ayakta kalan tek medrese”

Kalehisar’ın Türk tarihi açısından çok önemli bir yer olduğunu vurgulayan Vali Zülkif Dağlı, “Anadolu Selçuklular’dan bugüne kadar Çorum’da ayakta kalan tek medrese. Anadolu Selçuklulardan günümüze kadar ulaşan tek medrese olduğu için bizim için önemli. Burayı ayağa kaldırmak için Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve üniversitelerimizle birlikte çalışmalarımızı hızlandıracağız. Rutin süreçlerin dışında burada daha hızlı nasıl çalışma yapabiliriz hocalarımızla bunun planlamasını yapıyoruz. Bu süreçte Vakıflar Genel Müdürlüğü, İl Özel İdaremiz ve belediyelerimiz en önemli paydaşlarımız olacak” dedi.

Medresenin ayağa kaldırılması için öncülük edeceklerinin altınız çizen Dağlı, “Burası ülkemiz için önemli, kadim medeniyetimiz için önemli. Kadim medeniyetimizin bir eseri. Burayı hep birlikte ayağa kaldıracağız. Kalehisar Medresesi, açık avlulu, iki eyvanlı tek katlı medreseler grubu içerisine giren yapı bu yönüyle önem taşıyor” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
sww
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
09 Haziran, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BİRİ ŞU DENSİZE HADDİNİ BİLDİRSİN ARTIK, BU KAÇINCI ?

Tom Barrack, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye-Irak Özel Temsilcisi olarak yaptığı açıklamada; Türkiye, Irak ve Suriye’yi Orta Doğu’nun istikrarı için dengelenmesi gereken ortak bir stratejik eksen olarak nitelendirdi. Bizi, kurumsal devlet yapısı kırılgan ve istikrarsız durumdaki Irak ve Suriye ile aynı kefeye koydu.

Donald Trump tarafından hem Ankara Büyükelçiliği hem de Suriye-Irak Özel Temsilciliği görevine getirilen Tom Barrack, yaptığı bölge değerlendirmesinde aynen şu ifadeleri kullandı; “Irak, Suriye ve Türkiye Orta Doğu’da kalıcı bir istikrarın üzerinde dönmesi gereken stratejik bir eksendir. Bu üç ulusu dengelemek, aşiret, din veya mezhep farklılıklarını aşan tek ve istikrarlı bir Amerikan temas ve kaldıraç noktası gerektirir.”

Bu hadsiz sefir Türkiye’yi, uzun yıllardır devam eden iç savaşlar ve otorite boşlukları nedeniyle “başarısız devlet” (failed state) olarak nitelendirilen Irak ve Suriye ile aynı kırılganlık seviyesinde görüyor.

Sefir efendinin, üç ülkeyi de “ABD tarafından dışarıdan dengelenmesi ve kaldıraçla yönetilmesi gereken aktörler” olarak tanımlaması, Türkiye’nin egemenlik haklarına ve bölgedeki merkezi gücüne yönelik açık bir saygısızlıktır. Bu açıklama, Ankara’nın son 20 yıldır bölgede geliştirdiği bağımsız oyun kurucu tezini çöpe atmayı hedefleyen yeni bir ABD dizaynıdır.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, göreve başladığı Mayıs 2025’ten bu yana, özellikle Türkiye’nin yönetim yapısı, Ortadoğu politikaları ve egemenlik haklarına yönelik diplomatik teamülleri zorlayan açıklamaları nedeniyle kamuoyunda ve siyasette çok sert tepkilere neden oldu.

Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, büyük elçinin her densiz açıklamasından sonra, gazetemdeki köşemden en sert ifadelerle tepkimi ortaya koydum. Kendisi ilgili benim kadar yazan sanırım yoktur.

Büyükelçinin Türkiye’de infial yaratan ve muhalefet liderleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından “Sömürge Valisi” gibi davranmakla suçlanmasına yol açan en kritik açıklamalarını hatırlatmakta yarar var;

1. Antalya Diplomasi Forumu’ndaki “Monarşi ve Güçlü Liderlik” Açıklaması (Nisan 2026)
Nisan 2026’da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşma, görev süresi boyunca aldığı en büyük tepkiyi doğurmuştu. Barrack, Ortadoğu’da ayakta kalabilen yegâne hükümetlerin monarşik yapılı ve “güçlü liderlik rejimleri” (otoriter yönetimler) olduğunu savunmuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve cumhuriyetçi değerlerini hedef aldığı gerekçesiyle siyasi partilerden çok sert yanıtlar gelmişti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette monarşinin övülmesini “hadsizlik” olarak nitelendirmiş ve Barrack’ın derhal “persona non grata” (istenmeyen kişi) ilan edilmesi gerektiğini belirtmişti. SOL Parti, Saadet Partisi ve BTP gibi partiler de açıklamayı Türkiye’ye rejim biçme ve iç işlerine müdahale olarak yorumlamıştı.

2. “Erdoğan’a Meşruiyeti Biz Verdik” İddiası (Nisan 2026)
Yine aynı dönemde, Türkiye’deki mevcut yönetimin meşruiyet zeminine ilişkin üstü kapalı ve yönlendirici ifadeleri Ankara’da büyük bir diplomatik kriz yaratmıştı. Siyasi çevreler bu sözleri, ABD’nin Türkiye’nin iç siyasetine ve ulusal egemenliğine doğrudan bir müdahalesi olarak yorumlamıştı. Barrack gelen tepkiler üzerine bu sözlerini özür dilemek yerine, “on yıllara dayanan gözlemlerine” bağlayarak savunmaya çalışmıştı.

3. “Hazar’dan Akdeniz’e Bölgesel Uyum” ve SDG Ortaklığı Açıklamaları (Kasım 2025)
Barrack, Suriye Özel Temsilciliği görevinin de etkisiyle, ABD’nin terör örgütü YPG/PKK’nın omurgasını oluşturduğu SDG ile olan ortaklığını savunmuş ve “Hazar’dan Akdeniz’e bölgesel uyum göreceksiniz” diyerek bölge haritası ve sınır güvenliği üzerinden tartışmalı mesajlar vermişti. Türkiye’nin sınır güvenliğini ve üniter yapısını tehdit eden bu projeksiyonlar, emekli askerler ve ulusalcı platformlar tarafından büyük bir tehdit olarak algılanmıştı.

4. “Türk Askerinin Gazze’de Olması En Parlak Fikir” Çıkışı (Aralık 2025)
Aralık 2025’te katıldığı bir yayında, Ortadoğu’daki sıcak çatışma bölgelerine yönelik konuşurken “Türk askerinin Gazze’de olmasının en parlak fikir” olduğunu ileri sürmüştü. Bu açıklama, Türk askerini ABD ve Batı çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’daki ateş çemberine sürmeye yönelik bir “diplomatik dayatma ve yönlendirme” olarak görülmüş, kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yaratmıştı.

Tom Barrack’ın diplomatik sınırları aşan bu tarz hamleleri son olarak Mayıs 2026’da Ankara’daki ABD Büyükelçiliği önünde kitlesel protestolara neden olmuştu. Siyasi parti temsilcileri ve emekli komutanların katıldığı eylemlerde, Barrack’ın Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal ettiği vurgulanarak “Ya evine dön ya da Suriye’ye git” sloganları atılmıştı.

Sefir efendi, tepki çeken açıklamalarından sonra, kurnazca, Cumhur Başkanı Erdoğanı ve icraatlarını öven açıklamalarda da bulunuyor.
Türkiye’nin bölgesinde büyük bir güç olduğunu, bulaşılacak bir ülke olmadığını sık sık vurguluyor.
Bunlara bakarak haddini aşan ifadelerini görmezden gelemeyiz.
Büyük elçilerin görev tanımlamaları bellidir.

Bana göre çoktan geldiği yere gönderilmeliydi.
“Persona non grata” kararı alma yetkisi tamamen Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın uhdesindedir.
Göndermediklerine göre vardır bir bildikleri!

İlyas Erbay