Karabük’te bedensel ve konuşma engelli Ömer Tümer, ikinci katta bulunan evine yapılan asansörün 8 aydır bozuk olması nedeniyle eve hapsoldu.
Karabük Köyü Mahallesi'nde oturan Nurettin Tümer, küçük yaşlardayken geçirdiği havale sonrası yürüme ve konuşma engeli bulunan oğlu Ömer (40) için 20 yıl önce evine asansör kurdurdu. Tümer’in yıllardır rahat bir şekilde dışarıya çıkmasına yardımcı olan asansör 8 ay önce arızalandı. Maddi imkansızlıktan arızanın giderilmemesi nedeniyle Ömer Tümer, 8 aydır eve hapsoldu.
“Baba nereye gidiyorsun?' dediğinde üzülüyorum”
Baba Nurettin Tümer, 2002 yılında yapılan asansör yardımıyla oğlunu rahatça dışarıya çıkartabildiğini belirterek, “Çarşılarda gezip geliyorduk. 8 ay önce asansör bozuldu. Bozulduğundan dolayı Ömer'i aşağı yukarı çıkaramıyorum. Balkona bağlı kaldı. Ben de üzülüyorum. Ben dışarıya çıktığımda ‘Baba nereye gidiyorsun?' dediğinde üzülüyorum” dedi.
Asansörü yaptırmaya gücü yetmediğini ifade eden Tümer, “Gücüm yetmediğinden dolayı böyle kalıyor. Allah rızası için yardım bekliyoruz. Asansör bozulunca Karabük'te gereken yerlere, birimlere, herkese söyledim ama bize kimse el uzatıp yardım etmedi” diye konuştu.
Tümer, malzemeleri Sakarya’dan bir firmanın gönderdiğini, o malzemeleri taktırmaya da gücü olmadığını aktararak, “Kimse gelip takmıyor. Baba olarak ben de üzülüyorum. Çocuğum merdivenlerden nasıl inip çıkıyor diye” dedi.
Karabük Üniversitesi (KBÜ) Kamil Güleç Kütüphanesi Konferans Salonu’nda “Nübüvvetin İspatı” konulu söyleşi programı gerçekleştirildi. Programa konuşmacı olarak Ali Yeşilyurt katıldı.
Çok sayıda öğrencinin yanı sıra akademik ve idari personelin de ilgi gösterdiği programda, İslamiyet’in insan, aile ve toplum hayatına bakışı ile peygamberliğin delilleri farklı başlıklar altında ele alındı.
Açılış konuşmasında bu tür programların dini meseleleri anlama ve sorgulama açısından önemli bir zemin oluşturduğunu belirten Yeşilyurt, Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) hayatının tarihi ve ahlaki yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Peygamberliğin yalnızca bir inanç meselesi olmadığını vurgulayan Yeşilyurt, bunun aynı zamanda insanlığa sunulan hakikatlerin güvenilirliği anlamına geldiğini söyledi.
Mağara hadisesine de değinen Yeşilyurt, zorlu şartlar altında gösterilen teslimiyet ve kararlılığa dikkat çekerek, “Lâ tahzen, innallâhe me‘anâ.” sözünü hatırlattı. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı boyunca doğruluk ve güvenilirlik vasfıyla tanındığını belirten Yeşilyurt, toplum tarafından “El-Emin” olarak nitelendirildiğini dile getirdi. Hz. Aişe’nin “O’nun ahlakı Kur’an’dı.” sözünü paylaşan Yeşilyurt, peygamberlik anlayışının ahlaki temellerine vurgu yaptı.
Konuşmasında iman kavramına da değinen Yeşilyurt, “Kâinatta en yüksek hakikat imandır. İmandan sonra namazdır.” ifadelerini kullandı.
Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.