4 Aralık Dünya Madenciler Günü - Karabük Haber Postası
Reklam Alanı — Gövde Üst Bu alana reklam ver
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
04 Aralık, 2015 08:40 tarihinde yayınlandı
0
0

4 Aralık Dünya Madenciler Günü

ZONGULDAK Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, Yönetim Kurulu adına bir basın açıklaması yaparak 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nü kutladı.
Demirci açıklamasında şöyle dedi:
“4 Aralık tarihi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de “Dünya Madenciler Günü” olarak kutlanmaktadır. 4 Aralık tarihi, Roma İmparatorluğu döneminde babasının gazabından kaçarak, madencilerin çalışmakta olduğu bir mağaraya sığınan ve madenciliğin piri olarak kabul edilen Santa Barbara’ya adanmıştır. Madenciler tarafından azize kabul edilen Santa Barbara’nın aynı zamanda İzmit’te yaşamış olması ve efsanenin geçtiği mekânların Anadolu olmasının da ayrı bir önemi vardır. 4 Aralık tarihi önce Anadolu’da daha sonra Avrupa ve tüm dünyada “Dünya Madenciler Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır. Zonguldak taşkömürü, yüksek kalorisi nedeniyle çimento fabrikaları, şeker fabrikaları, çay fabrikaları, ateş tuğla ve diğer sanayi alanlarında kullanılırken, koklaşabilir özelliği nedeniyle de demir-çelik sektöründe kullanılır. Önce Kardemir’in, sonra Erdemir’in Zonguldak bölgemize kurulmasının en önemli nedeni, koklaşabilir özellikteki taşkömürünün bu bölgede bulunmasıdır. Taşkömürü ülkemizin demir-çelik sektörü açısından tek güvencesidir. Türkiye’nin ihtiyacını uzun yıllar karşılayabilecek rezerv ise Zonguldak’ta mevcuttur. Özellikle 1990 sonrası izlenen yanlış ekonomik ve siyasi politikalar sonucu kurumun üretimi, azalan işçi sayısı ile birlikte düşmeye başlamıştır. Ülke ihtiyacı artarken, kömür üretimi azalmış ve ithalat artmıştır. Demir-çelik sanayisi enerji hammaddesi olarak dışa bağımlı hale gelmiştir. Bugün, Erdemir ve Kardemir; koklaşabilir kömür ihtiyacı karşılanamadığı için ithal kömür kullanmaktadır. Yine bölgede üretilen kömürün atıklarını değerlendirmek amacıyla kurulan ÇATES, yeterli kömür verilemediği için bir ünitesini çalıştıramamaktadır. Bölge kömürünü kullanma gerekçesiyle kurulan özel sektör termik elektrik santralleri de ithal kömür ile çalıştırılmaktadır. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) tarihinin en düşük işçi sayısıyla en az üretimini yapıyor. Ülkemizin yıllık 25 milyon tona yakın taşkömürüne ihtiyacı varken, biz bunun ancak, kamu ve özel sektör olarak yaklaşık 2 milyon tonunu üretebiliyoruz. Ülkemiz her yıl taşkömürü ithalatına 4 milyar dolar civarında para öder hale gelmiştir. İthalata harcanan bu paranın önemli bir miktarının ülkemizde kalması mümkündür. Biz, 167 yıldır havzada taşkömürü üreterek ülkemiz ekonomisine kazandırma mücadelesinde 5 bin şehit veren, yerin yüzlerce metre altında canı pahasına emek harcayan madenciler olarak bu tablonun değişmesi için mücadele veriyoruz. Biz, ülkemizin yeniden üretim ekonomisine dönmesini istiyoruz. Biz, TTK’nın 5 milyon ton üretmesi için nelerin yapılması gerektiğini her fırsatta anlatıyoruz. Biz, daha sağlıklı, daha güvenli ve daha verimli üretim yapmak için çalışıyoruz. Türkiye’nin Zonguldak’a ihtiyacı var. Çünkü Zonguldak’ta kömür var. Üstelik dün silah zoruyla maden ocaklarına sokulan bölge insanı, bugün gönüllü olarak çalışmaya hazır.
İşçi açıklarının giderilmesi durumunda Türkiye Taşkömürü Kurumu, süratle üretimi artırabilecek durumdadır.
TTK’nın işçi açıkları acilen giderilmeli ve kurumun norm kadro ile istikrarlı şekilde çalışması sağlanmalıdır.
TTK’ya sahip çıkmanın; Zonguldak’ta istihdam yaratacağının, ekonominin canlandırılacağının, cari açığın önemli faktörlerinden olan taşkömürü ithalatının ve ithalata ödenen paranın azalacağının tüm kamuoyuna anlatılması herkesin görevidir. Bu düşüncelerle tüm madencilerimizin ve bölgemiz halkının Dünya Madenciler Günü’nü kutlarız.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
dqdqdqdq
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
26 Nisan, 2026 14:33 tarihinde yayınlandı
0
0

Doğruyu Söylemek Yetmez

Yıllardır aynı şeyi konuşuyoruz aslında.
Safranbolu’ya gelen turist pahalı diyor, hizmetten şikâyet ediyor, ama bir türlü bu mesele çözülemiyor.
Yeni bir konu değil yani.
Herkes biliyor, herkes konuşuyor…
Ama iş çözmeye gelince ortada ciddi bir boşluk var.
Geçtiğimiz günlerde Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’nin Antalya’daki turizm kongresinde yaptığı açıklamalar da bu yüzden bu kadar ses getirdi.
Çünkü aslında yeni bir şey söylemedi… ama doğruyu, yanlış yerde söyledi.
Şimdi kimse kusura bakmasın, “her doğru her yerde söylenmez” diye bir gerçek var.
Evet, esnafla ilgili söyledikleri sertti.
Ama tamamen yanlış mı?
Değil.
Bu şehirde yıllardır konuşulmuyor mu bu meseleler?
Fiyatlar yüksek, hizmet kalitesi tartışmalı, turist memnuniyeti parçalı bulutlu…
O zaman neden şimdi herkes bir anda rahatsız oldu?
Asıl mesele şu: Doğruyu söylemek kolay, zor olan o doğruyu düzeltmek.
Sayın Başkan’a sormak lazım;
Bu esnafla kaç kez oturup konuştunuz?
“Arkadaşlar bu iş böyle gitmez” dediniz mi?
Bir yol haritası çizdiniz mi?
Çünkü yönetmek sadece eleştirmek değil, çözüm üretmektir.
Ama işin bir de diğer tarafı var.
Safranbolu esnafı da kusursuz değil.
Çünkü, Safranbolu sıradan bir yer değil aksine dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir UNESCO şehirden bahsediyoruz.
Turist geliyor diye fiyatı şişirirsen, hizmeti ikinci plana atarsan…
O turist bir daha gelmez.
Şu an ortada net bir tablo var:
Belediye Başkanı Elif Köse başka bir Safranbolu hayal ediyor,
Esnaf başka bir Safranbolu’da yaşıyor.
İkisi arasında ciddi bir kopukluk var.
Ve bu kopukluk büyürse, zarar hepimize, hepinize…
Unutmayalım ki; Karabük’ün turizm yükünü Safranbolu çekiyor.
Bu yükü hafifletmek istiyorsak, herkes elini taşın altına koymalı ve de koymak zorunda
Ama en kritik mesele şu:
Safranbolu’ya gelen turist giderken yüzü gülerek memnun mu ayrılacak..?
Eğer güldüremezseniz…
O meşhur söz tersine döner: “Bir gelen bir daha gelmez.”
İşte o zaman esnaf kepenkleri tamamen kapatmak zorunda kalır.