Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
13 Haziran, 2023 10:17 tarihinde yayınlandı
0

300 yıldır muhafaza edilen Kur’an-ı Kerim’in kapağındaki zincirler dikkat çekiyor

Elazığ’da tarihi bir camide yaklaşık 300 yıldır muhafaza edilen altın yıldız işlemeli el yazması Kuran-ı Kerim’in kapağına bağlı zincirler dikkat çekiyor.
Elazığ’ın en eski mahallerinden olan Hüseynik’te bulunan tarihi Hüseynik Kariyesi Camisinde, asırlık Kur’an-ı Kerim’ler muhafaza ediliyor. Dönemin hayırseverleri, Hüseynik Beyleri ve Harput’taki keşşafzadeler tarafından asırlık camiye Kur’an-ı Kerim’ler hediye edildi. Altın yaldızlı el yazması Kur’an-ı Kerim’ler, o dönemden beri muhafaza ediliyor. Bilgisayar yazısından farksız pürüzsüz bir incelikle yazılan Kur’an-Kerim’lerin kapağındaki zincirler ise dikkat çekiyor. Teknolojinin olmadığı ve el emeğinin büyük önem taşıdığı o dönemde el yazması Kur’an-ı Kerim’lerin az olması ve cami dışına çıkarılma riskini de artmasına karşın böyle bir yöntemin oluşturulduğunu belirten Cami Dernek Başkanı Hakan Palutoğlu, bu durumun önüne geçmek amacıyla Kur’an-ı Kerim kapağına zincir takılarak çekmecelere monte edilip, korunması amaçlandığını kaydetti.
Öte yandan, tarihi camide ilk kullanılan İran kilimleri de korunurken, Hz. Muhammed’in (sav) sakalı şerifi ve ilk dönemlere ait Kabe örtüsü de bulunuyor.

”Kur’an-ı Kerim’deki zinciri görenler şaşırıyor”
Kur’an-ı Kerim’lerin tarihçesi ve üzerindeki zincirler hakkında bilgi veren Dernek Başkanı Hakan Palutoğlu, ”Elimde bulunan Kur’an-ı Kerim ortalama 300 yıllıktır ve el yazması ile yazılmıştır. Ayrıca altın yaldız ile süslenmiş ve dışı da bir zincir ile caminin bir tarafına monte edilmiştir. Çünkü o zamanlarda Kur’an-ı Kerim el yazısı ile yazıldığı için pahalı ve herkes ulaşamıyor. İnsanlar da camiye gelip Kur’an-ı Kerimi okuyup giderlermiş. Bu Kur’an-ı Kerim’in de böyle bir özelliği var. Biz de bunu koruma altına aldık ve camimizde duruyor. Genelde bu Kur’an-ı Kerim’deki zinciri görenler şaşırıyor. Çünkü insanlar günümüzde buna çok rahat ulaşabiliyorlar. O zaman el yazması ve emek verildiği için gelip camilerde okuyor gidiyorlardı” dedi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin