Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
29 Nisan, 2019 13:45 tarihinde yayınlandı
0

3.Ulusal Safranbolu Ekonomi Öğrencileri Kongresi başladı

Karabük Üniversitesi İktisat Kulübü ev sahipliğinde düzenlenen ve 30 Nisan’a kadar sürecek olan 3. Ulusal Safranbolu Ekonomi Öğrencileri Kongresi’nin açılış oturumu gerçekleştirildi.

Karabük Üniversitesi İktisat Kulübü ev sahipliğinde düzenlenen “3. Ulusal Safranbolu Ekonomi Öğrencileri Kongresi” başladı. Kongrede öğrenciler ekonomi ve sosyal bilimler alanında bilimsel, kültürel ve sosyal faaliyetlerin geliştirilmesi amacıyla bilgilerini paylaşıyor.

Kongrede, iki gün boyunca sosyal bilimlerin farklı sorunları, ekonomi bağlantıları ile ele alınacak.

Karabük Üniversitesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Safranbolu Bilim ve Sanat Akademisi’nde düzenlenen kongrenin açılışına KBÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdullah Karakaya, Kuveyt Türk Karabük Şube Müdürü Murat Sezek, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

“KARABÜK ÜNİVERSİTESİ, İNSAN KAYNAKLARI VE AR-GE ALTYAPISI PROJELERİ İLE STRATEJİK BİR KURUMDUR”

Programın açılışında konuşan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdullah Karakaya, Karabük Üniversitesinin insan kaynakları, Ar-Ge altyapısı projeleri ve paydaşlarıyla birlikte stratejik bir kurum olduğunu belirterek konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Üniversiteler var olan bilgiyi yaymanın yanı sıra, yeni bilgiler üretmek ve biriktirmekle de görevlidirler. Bu kongrenin olumlu fikir çarpışmaları ve yönetişim ile bilimsel bilgi birikimini bir damla da olsa artırması, kendi mütevazı sınırları içerisinde Fecri Ati’ye (geleceğin aydınlığı) müjdeci olması önemli beklentilerimizdendir.”

Programda konuşan Kuveyt Türk Karabük Şube Müdürü Murat Sezek dünyada iki yüzden fazla İslami Bankacılık yapan finansal kuruluş olduğunun altını çizerek, “Devletimizin son yıllarda sektörü desteklemek amacıyla üç yeni katılım bankasının kurulmasına izin vermesi ile bu sayı ülkemizde altıya yükselmiştir. Şu an için sektörde yüzde 6’ya yakın payı bulunan katılım bankalarının önümüzdeki on yıl içinde bu payı yüzde 15’e çıkarması beklenmektedir. Mevduat bankalarının 150 yıllık geçmişinin bu payda etkisi unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.

Programda konuşan İktisat Kulübü Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdülkadir Atar da Karabük ve Safranbolu’nun Türkiye’nin iktisadi durumunu anlayabilmek için eşsiz bir bölge olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Safranbolu bir Osmanlı taşrasının tüm unsurlarını taşırken, genç Cumhuriyet’in ilk demir-çelik fabrikası ise sanayileşme hamlesinde önemli bir vazifeyi yüklenmiştir. Yani geçmiş ve şimdi aynı anda tüm canlılığıyla burada var olmaktadır. Bu örneği vermemdeki amaç, iktisadi olayların sadece iktisadi yönleriyle kalmayışı kentleşme, sosyoloji, psikoloji, ekoloji gibi tüm yönleri etkileyen bir özelliğe sahip oluşunu ortaya koymaktadır.”

Kongre Başkanı İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü son sınıf öğrencisi Gizem Yıldız ise kongrenin başarılı geçmesi temennisinde bulunarak, “Kongrenin gerçek toplumsal sorunlara değinilmesi ve doğru çözüm önerileri getirmesi dolayısıyla toplumsal refaha katkı sağlaması bizim burada önemli beklentilerimizdendir. Bizim beklentimiz doğru sorunlara, doğru çözüm önerileri bulmaktır.” diye konuştu.

Açılış törenin ardından bildiri sunumları ile devam eden “3. Ulusal Safranbolu Ekonomi Öğrencileri Kongresi”, 30 Nisan’da son bulacak. Kongrede sunulan bildiriler eşliğinde Türkiye ekonomisi, uluslararası ilişkiler, uluslararası iktisat, işletme, iktisat ve katılım bankacılığı alanında oturumlar gerçekleştirilecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin