Samsun’da yaz sezonu boyunca görev yapan 85 cankurtaran, 293 boğulma vakasına müdahale etti. Atakum sahilinde toplanan cankurtaranlar, yaptıkları tatbikat ile sezonu kapattı.
Samsun’da denize giren vatandaşların boğulmasını önlemek amacıyla bu yıl Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı 85 cankurtaran görev yaptı. Yaz sezonunu kapatan cankurtaranlar, Atakum İskelesi mevkiinde toplanarak tatbikat yaptı.
Akabinde cankurtaranlar adına konuşma yapan Samsun Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Arama Kurtarma Dalgıç Amiri Mustafa Doğru, “Samsun’da doğuda Terme Miliç, batıda Yakakent olmak üzere 204 kilometrelik alanda 21 kilometre sorumluluk alanımız var. 85 cankurtaran ile biz görev aldık. 15 Haziran’dan bu yana 293 tane boğulma vakasına müdahale ettik. Vatandaşlara RIP akıntısı anlatmaya çalıştık. Daha çok çevre illerden boğulma vakaları aldık. Bunlar Tokat, Çorum, Amasya olmak üzere başı çekiyor. Deniz dip tabanın kumlu yapıda olmasından dolayı şiddetli rüzgar ve dalganın oluşturduğu RIP akıntısının dibe doğru değil açığa doğru sürüklediğini anlattık. Burada cankurtaranlarımız ATV, jetski ve botla birlikte müdahale ettiler. Çok özverili çalıştılar. Burada son günümüz. Güzel bir etkinlik yapmaya çalışıyoruz. 293 boğulma vakasında sadece 1 kişi hayatını kaybetti” dedi.
İtfaiye Daire Başkanlığı Sualtı Arama Kurtarma personeli Cüneyt Gelgeç ise “Benim bölgem 55 kilometre civarındadır. 3 bölgeye bakıyorum. 16 kurtarma vakası yaşandı. Sorumluluk alanımızda ölüm vakası olmadı. Sezonu da güzel bir şekilde bitirdik” diye konuştu.


293 boğulma vakasına müdahale eden cankurtaranlar sezonu kapattı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

