Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Eylül, 2018 14:00 tarihinde yayınlandı
0

27 Eylül Dünya Turizm Günü ve Safranbolu

Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Fatih Ürkmezer, 27 Eylül Dünya Turizm Günü nedeni ile bir mesaj yayınladı.

Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerini taşıyan, önemli bir korumacılık örneği sergileyerek bu günlere kadar bozulmadan gelebilmiş bir kent olan Safranbolu’nun gerek ülke gerekse dünya turizmi için oldukça önemli bir yer teşkil ettiğini vurgulayan Safranbolu kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Fatih Ürkmezer; “ Bilindiği üzere Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütünün (UNWTO) 1979 yılında İspanya’nın Torremolinos şehrinde düzenlediği toplantıda aldığı kararla 1980 yılından bu yana her yıl 27 Eylül “Dünya Turizm Günü” olarak kutlanıyor.

Safranbolu’muzda kültürü, tarihi, geleneksel el sanatları, muhteşem doğası, han, hamam ve tarihi evleri ile Cennet vatanımızın nadide kentlerinden birisi.  Kendini korumayı bilmiş, ‘Korumanın Başkenti’ olarak anılan ilçemizde her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlamaktayız.

Bu bağlamda ilçemizin en büyük getirilerinden birisi olan turizm için, Kaymakamlık ve Belediye olarak gerek kamu kurumlarımız gerek sivil toplum kuruluşlarımız gerekse turizm konusunda kendisini yetiştirmiş halkımız ile birlikte sık sık istişarelerde bulunarak çalışmalar ve projeler gerçekleştirmekteyiz.

Her yıl sayısı artarak katlanan ziyaretçi sayımız ile ülkemizin en çok turist ağırlayan ve en çok merak edilen kentleri arasında yer alan Safranbolu’muzun ülke ekonomisine de katsı yadsınamaz.  Bu vesile ile tüm Safranbolu olarak, ilçemizin ve ülkemizin tanıtımına aralıksız katkı vermeye devam edeceğimizi bir kez daha hatırlatıyor, turizmin ulusal ve yerel ekonomilere katkısının yanı sıra toplumsal bütünleştirici rolünün tüm dünyaya egemen olması dileği ile Dünya Turizm Gününü kutluyorum” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin