Reklam
Reklam
6719f96b65417
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
24 Ekim, 2024 10:38 tarihinde yayınlandı
0

24 Ortaokul Öğrencisi Karabük Üniversitesi’nde Eğitim Aldı

Vilayetler Birliği Ortaokulu tarafından TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Destekleme Programı “Bilim ve Teknoloji ile Doğada Yürüyorum, Çevre ve İklim Değişikliğinin Farkına Varıyorum” projesi kapsamında 24 ortaokul öğrencisi, Karabük Ünversitesi Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu’nu ziyaret ederek eğitim aldı.

Öğrenciler, Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu laboratuarlarına giderek onlar için hazırlanan projeleri eğitmenler ile birlikte hazırladı. Eğitim öğrencilere çevre ve iklim değişikliği farkındalığı kazandırmayı hedeflerken, teknolojinin bu süreçlerdeki rolüne dikkat çekti. Karabük Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu’nda düzenlenen eğitimlerde, öğrencilere doğa ile teknoloji arasındaki ilişki çeşitli atölye çalışmaları ve sunumlar ile anlatıldı.

Eğitim sırasında Karabük Üniversitesi akademisyenleri, öğrencilere çevre bilinci aşılamanın yanı sıra, bilişim teknolojilerinin çevre yönetimi ve iklim değişikliği ile mücadelede nasıl kullanılabileceğine dair bilgiler sundu.

Karabük Üniversitesi Bilişim Teknolojileri MYO Müdürü Öğr. Gör. Emrullah Demiral, “Karabük Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu olarak kendilerini burada misafir etmekten büyük onur duyduk. “Bilim ve Teknoloji ile Doğada Yürüyorum, Çevre ve İklim Değişikliğinin Farkına Varıyorum” projesi kapsamında çevre ve iklim değişikliğine duyarlılıkla ilgili etkinlikler gerçekleştireceğiz. Bugün burada etkinliklerimiz kapsamında güneş enerjisinin elektrik enerjisine dönüşümünü gösteren küçük bir prototip yapacağız. Daha sonra rüzgar enerjisinden yine elektrik enerjisi üretimiyle ilgili bir prototip yapacağız. Bir maketimiz var onları yapacaklar. Yine suyun önemini ön plana çıkaracak şekilde farkındalık oluşturacak şekilde Arduino ile yapacağımız devreler var bunları gerçekleştirmeyi planlıyoruz” diye konuştu. Vilayetler Birliği Ortaokul Müdürü Taner Tünay, “TÜBİTAK 4004 projesi çerçevesinde bugün etkinliklerimizi Karabük Üniversitesinde gerçekleştireceğiz. Projemiz TÜBİTAK tarafından desteklenen çevre ve iklim değişikliği tematik alanında yürütülen bir projedir. Bu proje kapsamında öğrencilerimizin güneş enerji sistemleri, rüzgar enerji sistemleri yani yenilenebilir enerji kapsamında farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun yanında da suyun verimli kullanılması noktasında nemölçer kodlama etkinlikleri gerçekleştireceğiz. Projemiz kapsamında üniversitemizle birlikte çalışmanın memnuniyetini duyuyoruz. Safranbolu’dan ortaokullarımızdan 7. sınıf seviyesinde 24 öğrenci katılıyor. Üniversitemizin destekleri için teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay