Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, 2025 yılı Çiftçi Kayıt Sistemi(ÇKS) başvurularının 31 Aralık’ta tamamlanacağını söyledi.
2025 yılı ÇKS başvuruları hakkında açıklama yapan İbrahim Sağlam, “2025 yılı ÇKS başvuruları 1 Eylül -31 Aralık 2024 tarihleri arasında yapılmaktadır. Daha önceki yıllarda kaydı olan üreticilerimiz e-Devlet’ten veya ilçe tarım ve orman müdürlüklerine bizzat müracaat edebileceklerdir. ÇKS’ye ilk defa başvuru yapacak çiftçilerimiz ise ilçe tarım ve orman müdürlüklerine giderek 2025 yılı başvurularını yapabileceklerdir. Başvuru süresinin bitimi olan 31 Aralık 2024 tarihinden sonra yeni edinilen veya kiralanan tarım arazilerine ilişkin ÇKS başvuruları 30 Haziran 2025 tarihine kadar yapılabilecektir. İntikali yapılmamış tarım arazilerine ait başvurular da 30 Haziran 2025 tarihine kadar taahhütname ile yapılabilecek olup bu arazilerde tüm hissedar alanlarının beyan edilmesi halinde taahhütnamede yer alan hissedar bilgileri istenmeyecektir. Taahhütnameye konu arazilere ilişkin ÇKS kayıtları, üretim yılının 15-30 Temmuz tarihleri arasında 15 gün süreyle çiftçilerin başvuru yaptıkları il/ilçe müdürlükleri ve arazinin bulunduğu muhtarlıklarda askıya çıkartılarak ilan edilecektir. Ayrıca 2025 yılı ÇKS kaydı bulunan çiftçilerimiz, tarım arazileri üzerindeki ürün güncellemelerini 15 Mart-15 Nisan tarihleri arasında yapabilecekleri gibi üretim yılına ait sonraki ürün (ikinci, üçüncü) ekim-dikimlerine ilişkin beyanlarını üretim yılının 30 Haziran tarihine kadar yapabileceklerdir. Üreticilerimizin 31 Aralık 2024 tarihine kadar il ve ilçe müdürlüklerimize giderek 2025 yılı ÇKS başvurularını yapmalarını tekrar hatırlatıyoruz” dedi.


2025 ÇKS başvurularında son gün 31 Aralık
ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.
Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.
Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.
Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:
1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.
2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.
3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.
4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.
5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.
6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.
Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.
İlyas Erbay

