Reklam
Reklam
2021 yilina gore daha fazla yagis aldi ancak bu kez korkulan olmadi XJNZdGwm jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Eylül, 2024 16:15 tarihinde yayınlandı
0

2021 yılına göre daha fazla yağış aldı ancak bu kez korkulan olmadı

Artvin’in Arhavi ilçesinde şiddetli yağışlardan kaynaklı meydana gelen su baskınları ilçede 22 Temmuz 2021 yılındaki sel felaketini hatırlatsa da alınan önlemler sayesinde bu kez korkulan olmadı.

Artvin’in Arhavi ilçesinde önceki gün ve dün etkili olan şiddetli yağış 22 Temmuz 2021’de yaşanan sel felaketini hatırlattı. 22 Temmuz 2021’de ilçede metrekareye 183 kilogram yağış düşmüş, Kapisre Deresinin taşmasıyla ilçe merkezi sular altında kalmıştı. Yaşanan felakette can kaybı olmazken çok sayıda ev, iş yeri ve araba sular altında kalarak maddi zarara yol açmıştı.

Son 2 gün ilçeye 3 yıl önceki felaketin yaşandığı günden daha fazla 202 kilogram yağmur yağmasına rağmen Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yapılan taşkın koruma çalışması sayesinde korkulan olmadı. Yaşanan 2021 felaketinin ardından DSİ tarafından bölgeye yaklaşık 470 milyon TL yatırım yapıldı ve ilçenin 100 yılı düşünülerek olabilecek bir felaketin önüne geçilmiş oldu.

Taşkın anında ve sonrasında 9 ekskavatör, 14 kamyon, 5 dozer ve 50 personel ile yoğun çalışmalar yaparak meydana gelebilecek riskler azaltıldı, oluşan olumsuzluklar giderildi. Son taşkında ise ilçe merkezi tarafında yapılan bendin karşısında henüz 2. etap taşkın koruma çalışması başlamadığı için yol çöktü. Yapılacak bentle çökmenin olduğu bölgede de yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçilmiş olacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin