Karabük Postası tarafından
01 Eylül, 2021 12:18 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

200 Yıllık konak yeniden eski haline dönmeyi bekliyor

Safranbolu ilçesinde geçtiğimiz yıl Temmuz ayında yaşanan yangın sonrası ağır hasar alan 200 yıllık tarihi konak yeniden eski aline dönmek için bekliyor. Safranbolu tarihi çarşı kesimin girişinde yer alan ve otel olarak kullanılan Osman Şenol'a ait 3 katlı 200 yıllık tarihi konakta 24 Temmuz 2020 yılında çıkan yangın sonrası büyük hasar oluşmuştu. Otel ve restoran olarak kullanılan, birçok yerli yabancı ünlü sanatçı ve siyasetçilerin de uğrak yerlerinden biri olan 200 yıllık tarihi Kadıoğlu Şehzade konağı adeta hayalet konak gibi ortada duruyor. Ziyaretçilerin bir çok anı ve mazisinin yaşandığı konağın yaşanan yangın sonrası büyük kısmı hala ayakta durmasına rağmen gelecek destekle yeniden ayağa kaldırılması bekleniyor. Konak sahiplerinden Mert Vidinli, 200 yıllık konağın işletmesini 1999 yılında alarak otel ve restoran olarak işlettiklerini ancak geçen yıl yaşanan yangın sonrası gerekli destekleri sağlayamadıklarını söyledi. Vidinli, kente gelen birçok ünlü sanatçı ve siyasetçin uğrak yerlerinden olan konağı yeniden ayağa kaldırmak için işlem konusunda kendi üzerilerine düşen her şeyi yaptıklarını da belirterek, “Başvurularımızı yaparak, projemizi tekrar onaylattık. Evrak kısımlarını büyük ölçüde tamamladık ama böylesi tarihi bir konağı yeniden eski haline getirmek için yüksek bir maliyet çıktı karşımızı. Kendi öz kaynaklarımızla karşılama şansımız olmadı. Burası hariç 9 konak ve bir restoranımız var, yaşanan pandemiden dolayı 2 senedir öz kaynaklarımızı buraları çevirmek için kullandık. Beklentimiz devlet kanalıylaydı. Turizm Bakanlığının vereceği hibeden beklentimiz vardı. İllaki çıkar diye malzeme tedarikinde de bulunmuştuk. Şehrin girişinde olan bir konak ve yerli yabancı turistler geldiğince buranın güzelliği ile fotoğraf çekerlerdi. Şimdi yanmış bir konağı hatıra olarak çekiyorlar. Bu hem bizim için hem de Safranbolu için acı ve üzücü. Sonuçta biz bu işten ekmek yiyoruz ama onun yanı sıra tarihi bir değerin böylesi halde kalması ayrı bir acı. Bugüne kadar ne yerel yönetimlerden nede bakanlık düzeyinde bir destek gelmedi. Birçok ünlü isimlerinden yer aldığı resimler vardı birçok tarihi anılar bu yangınla yandı ama burayı yeniden ayağa kaldırırsak elimizde dijitalde olan resimlerle yeniden tarihi dokusunu geri getirmeye çalışacağız” dedi. Vidinli, tarihi konağın yeniden ayağa kalması için 2 milyon TL tutarında bir masraflarının olduğunu da sözlerine ekledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türkiye’de görülen kuzey ışıkları ilk kez kitaplaştırıldı

Gümüşhane’de Prof. Dr. Nafiz Maden, milattan sonra 333 yılından günümüze Anadolu tarihinde yazılı belgelere yansıyan kuzey ışıklarını 10 yıllık çalışmayla kayıt altına aldı.
Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, Anadolu’da görülen kuzey ışıklarını konu alan ‘Anadolu’da Kuzey Işıklarının Dansı’ kitabını yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ardından tamamladı. 2016 yılından bu yana yürütülen araştırmalar kapsamında, milattan sonra 333 yılına kadar uzanan kuzey ışıkları gözlemlerine ilişkin tamamen Türkiye’ye özgü ilk kapsamlı veri tabanı oluşturuldu.
Prof. Dr. Maden, Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçilerin bu doğa olayını kroniklerinde kayıt altına aldığını belirterek İstanbul başta olmak üzere Urfa ve Adana gibi şehirlerde ilk ve orta çağ dönemlerinde, Gümüşhane’de ise özellikle Cumhuriyet döneminde kuzey ışıklarının gözlemlendiğine dair gazete haberleri ve resmi kayıtların bulunduğunu ifade etti.

"Kayıtlar milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor"
Kitabın tarihsel boyutuna değinen Prof. Dr. Maden, "Türkiye’de kuzey ışıklarının ilk kaydedildiği dönem milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor. Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçiler bu olayları kendi kroniklerinde kayıt altına almışlar. Biz de bu kaynaklara ulaşarak İstanbul başta olmak üzere Urfa, Adana gibi şehirlerde ilk çağ ve orta çağ dönemlerinde fecr-i şimali olaylarının gözlemlendiğini görüyoruz. Bu gözlemler çoğunlukla kıyamet, savaş ve büyük felaketlerle ilişkilendirilmiş. Demek ki o dönemlerde kuzey ışıkları, insanların kıyamet inancını tetikleyen bir unsur olarak görülmüş. Fatih Sultan Mehmet’in hayatını anlatan Bizanslı tarihçi Kritovulos’un eserinde de bu konuya dair önemli anekdotlar yer alıyor. Kritovulos, Fatih’in doğumu ve tahta çıkışı sırasında fecr-i şimali olayının görüldüğünü kaydediyor. Ayrıca 1453 yılında İstanbul’un fethinden önce de bu olayın görüldüğüne dair anlatımlar bulunuyor" dedi.

"Kuzey ışıklarını gören askerler yangından şüphelenmiş"
Cumhuriyet dönemine ait önemli verilerin Kandilli Rasathanesi arşivlerinde yer aldığını aktaran Prof. Dr. Maden, "Cumhuriyet dönemine geldiğimizde Kandilli Rasathanesi’nin önemli kayıtlarıyla karşılaşıyoruz. 26 Ocak 1938 tarihinde Avrupa’da geniş çaplı bir fecr-i şimali olayı görülüyor. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olan Kandilli Rasathanesi’nin müdürü Fatin Gökmen, bunun olağanüstü bir doğa olayı olduğunu ve Türkiye’de görülmesinin mümkün olmadığını ifade ediyor. Ancak aynı tarihte Kelkit’te bu olayın halk tarafından izlendiğine dair bir haber, 4 Şubat’ta Erzurum merkezli Doğu Gazetesi’nde yayımlanıyor.1940 yılında ise bu olay Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde görülüyor. Kandilli Rasathanesi, Milli Eğitim müdürlüklerine yazı göndererek illerinde böyle bir gözlem olup olmadığını soruyor. Elimizde Şebinkarahisar Kaymakamlığı ile Gümüşhane, Tokat ve Elazığ Milli Eğitim Müdürlüklerine ait resmi yazılar bulunuyor. Özellikle Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü’nün yazısı dikkat çekici. Yazısında, kuzey kutbunda görülen bu olayın güney kutbunda da görülüp görülmediğini sorguluyor. 1940 yılında Gümüşhane’de görülen fecr-i şimali olayı sadece il merkeziyle sınırlı kalmıyor; Hamsiköy, Torul, Kelkit, Bayburt ve Kale Bucağı gibi birçok noktada da gözlemleniyor. Maçka’da telefon santrallerinin kendiliğinden devre dışı kaldığına dair bilgiler dahi mevcut. Tüm bunlar, 1940 yılındaki olayın oldukça şiddetli bir güneş fırtınasından kaynaklandığını gösteriyor. Zigana Karakolu’nda görevli askerler, gökyüzündeki bu kızıllığı görünce ‘acaba bir yangın mı var?’ düşüncesiyle Torul ve Gümüşhane’yi arıyor. Yapılan incelemeler sonucunda bunun bir fecr-i şimali olayı olduğu anlaşılıyor ve halk bu olağanüstü doğa olayını izliyor" diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin