Reklam
Reklam
66c5a105bbb71 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Ağustos, 2024 11:11 tarihinde yayınlandı
0

2 yıldır inşaat işiyle uğraşan Çalıkbaş, tarihi konağın restorasyonuna katkı sağlıyor

Karabük’ün Safranbolu ilçesinde yaşayan Ceylan Çalıkbaş, çocukluğundan beri merak ettiği inşaat işini 2 yıldır babasının yanında sürdürmenin gururunu yaşıyor. Genç kadın, Yörük Köyü’ndeki tarihi konakların restorasyonuna da katkı sağlıyor.

Kastamonu Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümünden mezun olan Ceylan Çalıkbaş, babasının yanında 2 yıldır inşaat işiyle uğraşıyor. İnşaatçılığa çocukluğundan beri meraklı olan Çalıkbaş, babasının ve çevresinin baskısıyla uzun yıllardır bu mesleği yapamadı. Mezun olduktan sonra farklı işlerde çalışan Çalıkbaş, çocukluk hayalini gerçekleştirmek için ikna ettiği babasının yanında inşaatçılığa başladı. Başlangıçta babasının atölyesinde makineleri kullanarak tecrübe kazanan Çalıkbaş, ardından boya ve tadilat işlerine yöneldi. Taş duvar, duvar derzi, kırım işlemi, harç ve ahşap işlemeleri yapmayı öğrenen genç kadın hem hayalini gerçekleştirmenin gururunu yaşarken hem de babasından sonra mesleği sürdürmeyi hedefliyor.

İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan Ceylan Çalıkbaş, babasının ve çevrenin baskısıyla meslekten uzak durmak zorunda kaldığını ifade ederek, “Bizim yapımızdan ve toplum yapısından kaynaklı. Biraz babamın ve çevrenin baskısıyla uzak kaldım. ‘Elalem ne der? Erkek işidir. Kadın bu işten ne anlar’ tabiriyle uzak kalmak zorunda kaldım” dedi.

Yaklaşık iki yıldır inşaat sektöründe olduğunu belirten Çalıkbaş, “Bu sektöre başlangıcım aslında bizim atölyemiz oldu. Oraya kaçak giriyordum. Babamdan, abimden gördüğüm şekilde makineleri kullanmaya başladım. Devirli makineler tehlikeli olduğu için yaralanma riski nedeniyle çalışmamı istemediler. Sonrasında babamla konuşarak dükkana girme noktasında anlaştık ve işe başladım” diye konuştu.

“Kendimi inşaat alanında buldum”

Babasının işte süreklilik sağlayamayacağını düşündüğünü aktaran Çalıkbaş, “Bir iki ay getir götür işleri yaptım. Yerleri süpür derken bu şekilde devam ettik bir dönem. Sonrasında baktı benim de isteğim var. Biraz ona da yarenlik hissettim. Boya işi yapmak için ben inşaata girdim. Yani bu görmüş olduğum ahşapların boyama işlerini yapıyordum. Tadilat işlerini başladım. Sonrasında tamamıyla kendimi inşaat alanında buldum” şeklinde konuştu.

“Kadınların yapabileceği zor mesleklerden biri ama imkansız değil”

İnşaat işinde çalışanların ve babasının kendisine büyük destek verdiğini söyleyen Çalıkbaş, “Harç karmayı öğrendim. Harç taşıyorsun. Gerçekten kadının yapabileceği aslında biraz zor mesleklerden bir tanesi. Bunu kabul ediyorum ama imkansız değil. Gerçekten kadınlar istediği sürece her şekilde her yerde çalışabileceklerini kabul ediyorum ve ben bunun en büyük ispatıyün diyebilirim” dedi.
Taş duvar, duvar derzi, kırım işlemi, harç ve ahşap işlemlerini yapabildiğini kaydeden Çalıkbaş, babasından sonra da bu mesleği sürdürmeyi hedeflediğini dile getirdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin