blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Ekim, 2024 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

1934 model aracın yayında fotoğraf çektirmek sıraya girdiler

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Anıtkabir’de sergilenen 1934 model arabasının benzeri, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde Trabzon’a getirilerek sergilenirken, araç yoğun ilgi gördü. Trabzonlular, Samsun’dan getirilerek Valilik binası önünde sergilenen aracın yanında cep telefonlarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Trabzon’un Ortahisar Mahalle Muhtarı Süleyman Kara, aracın geçen yıl da Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Trabzon’da vatandaşın ziyaretine sunulduğunu belirterek “Bu araba törenlerde önemli günlerde milli bayramlarda kullanılıyor. Burada vatandaşın ziyaretine açıldı. Araba Samsun’da duruyor. Geçen sene 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında da Trabzon’a gelmişti. Bu sene de Ortahisar Belediyesinin katkılarıyla Trabzon’a getirdik. Halkımızın yoğun bir ilgisi var. Cumhuriyet Bayramı törenlerinde meydan bölgesinde de vatandaşın ziyaretine açılmıştı çok güzel ilgi gördü. Okullarımız da ziyaret ediyor. Araç 1934 model. Araç Samsun’da yapıldı orijinaliyle bire bir aynı. Vatandaş çok yoğun ilgi gösteriyor” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.