1870 Safranbolu Belediye Spor Voleybol Takımı Zonguldak’ta
Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’nin destekleri ile kurulan 1870 Safranbolu Belediye Spor Voleybol Takımı, Büyükler Kategorisi Bölgesel Voleybol Ligi (Kadın) Grup müsabakaları için Zonguldak’a gitti.
Turnuva öncesi teknik kadro ve voleybolcularla bir araya gelen Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse takıma başarılar diledi.
Başkan Köse’ye ilgisi ve desteklerinden ötürü teşekkür eden Antrenör Adem Özdemir, takıma güvendiğini ve turnuvadan iyi bir sonuçla döneceklerine inandıklarını söyledi.
Voleybolcularla uzun süre sohbet eden ve yolculuk öncesi moral veren Başkan Elif Köse ise, Safranbolu Belediyesi bünyesinde 1870 Spor Kulübünü yaklaşık 6 ay önce hayata geçirdiklerini ve ilk takımın ise Kız Voleybol takımı olduğunu söyledi.
Takımın bu hafta turnuvaya katılacağını ifade eden Başkan Köse; “ Bu gün sporcularımızla bir araya geldik ve kızlarımıza başarılar diledik. Onlara güveniyor ve güzel haberlerle döneceklerine inanıyorum” dedi.
Takım ilk maçını bu gün saat 18.00’de Devrek Eğitim Gençli Spor ile oynayacak.
Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.
Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.
Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.
Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.
Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.
Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.
Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.
Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.