Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Şubat, 2024 19:56 tarihinde yayınlandı
0

AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya, sahada tam gaz ilerliyor. Gündüz esnaf gezileri ve vatandaşlarla bir araya gelen Çetinkaya, akşam ise site ve apartman toplantıları seçim çalışmalarını sürdürüyor.

Türkiye’nin en genç Belediye Başkan adayı olan 36 yaşındaki Özkan Çetinkaya, çizdiği şehir vizyonu ve projelerle halkında büyük ilgisini topluyor.

En genç ama en çok proje üreten ve en çok hizmet üreten Belediye Başkanı olacaklarını da her gittiği yerde ifade eden Çetinkaya, “ Bizim burada koltuk gibi bir derdimiz yok. Bizim tek derdimiz, hizmet. İnşallah beni koltukta bulamazsınız. Beni bulacağınız yer hizmetin başındır. Sokakta saha belediyeciliği yapan birebir halkla temas eden, arazide problemi tespit eden ve çözümü üreten bir belediye gelecek. 1 Nisan’da 7/24 belediyecilik anlayışı başlıyor. Bu artık bir tercih, bir seçim olmaktan çıkmıştır. Bu artık bir zorunluluk hali almıştır. Burası artık hızlı şekilde 5 yılda tüm problemleri çözerek, tüm ihtiyaçları karşılayarak Karabük’ü artık hem imar hem de ihya dönemi başlamak durumundadır. Bana yorulmak yakışmaz. Biz yorulduk demeyeceğiz. İnsanların memleketine bakıyorsun nüfuslar artmış. Şehirde yeni yaşam merkezleri kurulmuş ama biz bizim şehrimize bakıyoruz maalesef hala o eski 1990 model. Karabük’te değişen hiçbir şey yok. Değişen boya badana. Biz bunu inşallah 2024 model yapacağız. Karabük’ü daha yaşanılabilir, daha müreffeh, daha çağdaş daha modern bir kent haline getireceğiz.” dedi.

“Verilen korkuların hepsi hikaye”

Yapılan hiçbir hizmeti yıkmayacaklarını, aksine üstüne yenilerini koyarak şehir vizyonu için projeleri sunduklarını da kaydeden Çetinkaya, “ Sokakta şimdi bir çok dedikodular dönüyor. Bunların bazıları ise, biz göreve geldiğimizde işçileri işinden edeceğimizi, otobüsleri satacağımıza kadar yalanlar dolanıyor. Burası Karabük ve burada birlik beraberlik içinde kardeşlikçe yaşamak durumundayız. Hiçbir belediye işçisi kardeşimizin tedirginliği olmasın. Kimsenin ekmeğiyle oynayacak karakterde bir insan değiliz. Verilen korkuların hepsi hikaye. Ekmek kutsaldır. Bende ev geçindiriyorum. Bizim siyasi ahlakımızda ve yaşam gayemizde hizipçilik, kin ve nefret yoktur. Bizim tek hedefimiz icraat. Cumhurbaşkanımızda bu ülkenin iktidarına gelmeden önce bir çok sözler ve laflar yapıldı. Ama ne oldu 20 sene geçti ve ortaya eser hizmetleri çıktı. Kendi savaş gemilerimizi, kendi savaş uçaklarımızı yapıyoruz. Bizlerde artık Karabük’ün gelişmesi ve büyümesi adına gerçek belediyecilik için projelerimizi halkımızın onayına sunuyoruz. Her kesime, her mahalleye projelerimiz var. Çocuklarımıza ücretsiz İngilizce, matematik kurslarımız ve kültür sanat faaliyetlerimiz de olacak. Bunun gibi insana dokunan bir çok eser hizmetimizi ortaya koyacağız” dedi.

 

VİDEO İZLEMEK İÇİN >>>TIKLAYINIZ<<

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay