Karabük’ün Safranbolu ilçesinin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmesinin 30’uncu yıl dönümü çerçevesinde “En Başarılı Restorasyon Uygulama Onur Ödülü” Dr. Mahmut Faytrouny Konağı’na verildi.
Karabük’ün tarihi konaklarıyla ünlü ilçesi Safranbolu’nun UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmesinin 30’uncu yıl dönümü çeşitli etkinliklerle kutlanmaya devam ediyor.
Program çerçevesinde Tarihi Çarşı bölgesinde bulunan 150 yıllık Dr. Mahmut Faytrouny Konağı ’En Başarılı Restorasyon Uygulama Onur Ödülü’ne layık görüldü.
Restorasyonu 2 yıl süren 3 katlı konağın plaketini Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse ile konak sahibi Dr. Mahmut Faytrouny çaktı.
Burada konuşan Belediye Başkanı Elif Köse, en iyi restore ve korunan ev ödülü programlarının geçtiğimiz yıllarda Uluslararası Altın Safran Festivali bünyesinde yapıldığını hatırlattı.
Bu programların Safranbolu’nun UNESCO’ya dahil edilmesinin yıl dönümlerinde yapılmasının daha uygun olacağını düşündüklerini belirten Köse, “30 yıl boyunca UNESCO Dünya Miras Listesindeyiz. Tabi ki bu serüven 30 yıl önce UNESCO’ya dahil edilmeden Safranboluluların elindekinin değerini bilmesiyle başlıyor. Onlara teşekkür ediyorum. Daha sonrasında vizyon sahibi yöneticilerin çok büyük katkısı var ama ilk kahramanları bu evlerin sahipleridir” dedi.
UNESCO’nun kriterlerini yerine getirdikleri için 30 yıldır dahil olduklarını ifade eden Köse, bundan sonraki hedeflerinin bu listede kalarak Safranbolu’yu gelecek nesillere aktarmak olduğunu söyledi.
Restorasyon sürecinin 2 yıl sürdüğünü belirten konak sahibi Dr. Mahmut Faytrouny, ilçenin UNESCO’ya dahil oluşunun 30. yılında böyle bir ödüle layık olduklari için mutlu olduklarını kaydetti.
Faytrouny, birçok ülke gezdiklerini aktararak Safranbolu gibi benzeri olan bir şehir görmediklerini dile getirdi.
Konuşmaların ardından Başkan Köse beraberindekilerle birlikte konağı gezdi.


150 yıllık konağa “En Başarılı Restorasyon Uygulama Onur Ödülü” verildi
Meyvelerin en büyük düşmanına Samsun’da savaş açıldı
Dünyada meyvelere en çok zarar veren türlerin başında gelen Akdeniz meyve sineği ile mücadele kapsamında Samsun’da 110 çiftçiye bin 600 adet kitlesel tuzak dağıtıldı.
Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesi ortaklığında, meyve yetiştiriciliğinde kalitenin artırılması ve kimyasal ilaç kullanımının azaltılması amacıyla “Samsun İli Akdeniz Meyve Sineği Biyoteknik Mücadele Projesi” hayata geçirildi. Dünyada ve Türkiye’de meyve üretimine en büyük zararı veren etmenlerin başında gelen Akdeniz meyve sineği, meyvelerde çürümeye yol açarak ciddi ürün ve pazar kayıplarına neden oluyor. Hasat dönemine yakın yapılan kimyasal ilaçlamalar meyvelerde kalıntı riski oluştururken, bu durum insan sağlığını tehdit ettiği gibi ihraç edilen ürünlerin geri dönmesine de yol açıyor. Bu nedenle olumsuzlukların önüne geçmek, doğal dengeyi korumak ve tüketicilere kalıntısız gıda arz etmek amacıyla kimyasal mücadele yerine biyoteknik mücadelede gaza basıldı.
Yılbaşına kadar Atakum, Canik ve İlkadım ilçelerinde yürütülecek bu proje kapsamında, toplam 400 dekar şeftali üretim alanında kitlesel tuzaklama yöntemi uygulanacak. Projeden bölgedeki 110 üretici faydalanacak, zararlıyla etkin mücadele edilmesi amacıyla sahaya toplam bin 600 adet Akdeniz meyve sineği tuzağı dağıtıldı. Toplam bütçesi 352 bin TL olan ve yüzde 75’i Samsun Büyükşehir Belediyesi desteği, yüzde 25’i ise üretici katkısı ile finanse edilen bu çalışma sayesinde hem birim alandan elde edilen ürün miktarı artırılacak hem de kimyasal ilaç kullanımı alışkanlığı ve miktarı azaltılacak.
Yılmaz: “Kimyasal mücadele üründe kalıntı bırakıyor, ihracatı olumsuz etkiliyor”
Tuzak dağıtım töreninde konu hakkında açıklamalarda bulunan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, “Bitkisel üretimde hastalık ve zararlarla mücadele konusu oldukça önemli bir konu olup mücadele edilmediği takdirde üründe ciddi verim ve kalite kayıpları yaşanabilmektedir. Üretimde ciddi manada verim ve kalite kayıplarına neden olan bir zararlımız da Akdeniz meyve sineğidir. Akdeniz meyve sineği ile mücadele edilmediği takdirde meyvelerde çürüme olur ve ciddi anlamda verim ve kalite kaybı yaşanır. Akdeniz meyve sineği ile mücadelede özellikle kimyasal mücadeleden ziyade biyoteknik mücadeleyi uygulamak istiyoruz ve öneriyoruz. Özellikle geç dönemde kimyasal uygulandığı zaman üründe kalıntıya sebebiyet verebilmekte. Bu da ihracatımızı olumsuz anlamda etkilemektedir. Üreticilerimizin verim ve gelir kaybı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla biz biyoteknik mücadeleyi kullanarak hem çevreyi, doğayı korumuş oluyoruz hem kalıntı problemini ortadan kaldırmış oluyoruz hem de daha sürdürülebilir bir üretim yapılmasına da imkan sağlamış oluyoruz” dedi.
Projeye destek veren Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Mehmet Yıldız ise “Samsun’da tarımla ilgili, üretimle ilgili her noktada varız. Sağ olsun il müdürümüz bu konuda bizi hiçbir zaman yalnız bırakmıyor. Her türlü konuyu oturup istişare edip projelendirdikten sonra uygulamaya geçiyoruz ve bu süreç içerisinde üretimdeki değişimi, çiftçilere olan faydayı, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan da memnuniyet duyuyoruz” diye konuştu.
Öte yandan proje süreci boyunca il ve ilçe müdürlüklerinde görevli ziraat mühendisleri ve teknik personel sahada aktif olarak izleme faaliyetleri yürütecek, sürekli tarla ve işletme ziyaretleri gerçekleştirecek. Üreticilere tuzakların doğru kullanımı konusunda gerekli eğitimler verilecek. Bu biyoteknik mücadele atağı ile Samsun şeftalisinin kalitesi, güvenirliği ve pazar değerini artırmak, çevre ve insan sağlığı korunarak sürdürülebilir bir üretim modeli sağlamak amaçlanıyor.

