Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
26 Nisan, 2019 13:38 tarihinde yayınlandı
0

1.Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi’nde “mikrobiyota” tartışılıyor

Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen I. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresinde ikinci beyin de denilen bağırsak mikrobiyotası masaya yatırılıyor.

Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen ve 27 Nisan’a kadar sürecek olan I. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi’nde sağlık ve tıp alanında çalışan bilim insanları, uzmanlar ve öğrenciler bir araya gelerek “Mikrobiyota” ana başlığıyla bilgiler paylaşıyor.

Kongre süresince mikrobiyota, metabolizma, obozite, beslenme, antibiyotik ve probiyotikler gibi birçok önemli konu ele alınıyor.

Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Prof. Dr. Sadettin Ökten Konferans Salonu’nda düzenlenen kongrenin açılışına Vali Fuat Gürel, Rektör Prof. Dr. Refik Polat, Safranbolu Kaymakamı Dr. Fatih Ürkmezer, Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Kürtül, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Uzun, Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Erkan Doğan, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Programın açılışında konuşan Vali Fuat Gürel, böyle bir etkinliğin Karabük’te yapılmasından dolayı memnuniyet duyduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Bu etkinliğin Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri tarafından gündeme getiriliyor olması ve buna öncülük ediliyor olması çok önemli. Artık bulunduğumuz coğrafyadan bilim adamlarını dünyaca ünlü bilim adamlarının çıkmasını arzu ediyoruz. Bir tıp öğrencisi insanla uğraşıyor, insan hayatıyla uğraşıyor onun yapacağı hata ondan bilgisinden kaynaklanan bir eksiklik insan hayatına mal olacağı için kendimizi çok iyi yetiştirmemiz gerekiyor.”

Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Refik Polat da kongrenin hazırlamasında emeği geçenlere teşekkür ederek şu ifadelere yer verdi:

“İnşallah kongremiz verimli ve bereketli olur. Yeter ki üniversitemizde bu tür etkinlikler hiç eksilmesin, ben bu görevde kaldığım sürece size her türlü desteği vermeye hazırım.”

“BİLİM İNSANLARI MİKROBİYOTAYI İKİNCİ BİR BEYİN OLARAK İSİMLENDİRİYOR”

Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Kürtül ise kongrede son yılların önemli bir konusu haline gelen mikrobiyotanın ele alınacağını belirterek şöyle konuştu:

“Mikrobiyota ile ilgili olarak bilim insanları normalde insan vücudunda bir tane beyin vardı ama bundan sonraki süreçte mide ile bağırsaklarda yaşayan o derin dünyayı da ikinci bir beyin olarak isimlendiriyor. Bu açıdan ben kongreye katılanların olayın bu yönüyle de çok değerli ve verimli bilgiler elde edeceğine inanıyorum.”

Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Erkan Doğan, kongrenin düzenlenmesinden dolayı memnuniyetini dile getirerek, “Her geçen gün her alanda başarılarına yenisini ekleyen Karabük Üniversitesi, ulusal ve uluslararası alanda bilime katkı sağlamaya ve bilimsel olarak etkinlikler ve çalıştaylar düzenlemeye devam etmektedir.” diye konuştu.

Kongre Danışmanı Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faik Ersoy, kongrede yaklaşık 230 katılımcının yer aldığını belirterek, “Bu kongre bize azmi, sabrı, mutluluğu öğretti. Ekip arkadaşlarım ve ben kongreden çok fazla dersler çıkardık. Bu nedenle her türlü özveriyi gösteren ve inanılmaz emek harcayan öğrencilerimize teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu.

Bağımlılıklarla Mücadele Kulübü Danışmanı Arş Gör. Yusuf Seçgin ise konuşmasında yapmış oldukları kulüp faaliyetlerinden söz ederek katılımcılara teşekkür etti.

Kongre Koordinatörü Tıp Fakültesi öğrencisi Kerem Talha Düz ise kongre için ilgi çekici ve güncel bir konu olan mikrobiyotayı seçtiklerini belirterek yoğun bir bilimsel program hazırladıklarının altını çizdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin