blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Kasım, 2025 12:15 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Zirai don, Samsun’u fındık üretiminde zirveye taşıdı

Samsun Tarım ve Orman Vilayet Müdürü Kemal Yılmaz, Türkiye genelinde tesirli olan zirai donun bilhassa yüksek rakımlı bahçelerdeki fındık üretimini olumsuz etkilediğini söyledi. Yılmaz, don olayından öbür vilayetlere nazaran daha az etkilenen Samsun’un bu yıl 90 bin ton fındık üreterek tarihinde birinci sefer Ordu’yu geçip "Türkiye’nin en çok fındık üreten ili" olduğunu vurguladı.
Bu yıl Türkiye genelinde tesirli olan zirai don ve doğal afetler, bilhassa yüksek rakımlı fındık bahçelerinde önemli kayıplara yol açtı. Yüksek bölümlerde kayıp oranı artarken, düşük rakımlı alanlarda ziyan daha sonlu kaldı. Ordu ve Giresun’da rekolte kaybının çok yüksek olması, Samsun’un ise don olayından daha az etkilenmesiyle birlikte Samsun fındık üretiminde tarihinde birinci kere Türkiye’de 1. sıraya yükseldi. Yaklaşık 250 bin ton fındık üreten Ordu’nun rekoltesi don nedeniyle 60 bin tona düşerken, Samsun’da bu yıl yaklaşık 90 bin ton fındık üretildi. Samsun Tarım ve Orman Vilayet Müdürü Kemal Yılmaz, zirai don nedeniyle bu yıl en çok fındık üretiminin Samsun’da yapıldığının altını çizdi.

"Bu yıl en çok fındık üretilen vilayet Samsun oldu"
Zirai don olayından öbür vilayetlere nazaran daha az etkilenen Samsun’un bu nedenle yılı en çok fındık üreten vilayet olarak kapattığını tabir eden Kemal Yılmaz, "Türkiye’de fındık üretiminin çok büyük bir kısmını Ordu ilimiz karşılıyordu. Bu sene vilayetlerimizde yaşanan bir doğal afet sonucu fındık üretimi de bundan olumsuz manada değerli oranda etkilendi. Ordu’da bu sene fındık rekoltesi 60 bin ton civarında gerçekleşti. Olağanda Ordu’da yıllık 200-250 bin ton fındık üretiliyordu. Samsun ise 125 bin hektar fındık alanı ile Türkiye’de fındık üretiminde kelam sahibi vilayetlerden bir tanesi. Yıllarca ikinci sırada geliyordu. Zirai don nedeniyle bu sene Ordu’da fındık üretiminin önemli manada azalması, Samsun’un zirai don olayından az etkilenmesi nedeniyle fındıkta rekolte bakımından Samsun Ordu’yu geçti. Samsun’da 2025 yılı rekoltesi 90 bin ton olarak gerçekleşti. Bu sene için Samsun’da üretilen 90 bin ton fındıkla fındık üreten vilayetler içerisinde en yüksek fındık üretiminin gerçekleştiği ili Samsun oldu. Bu durumun Türkiye genelinde tesirli olan zirai don hadisesinden ötürü olduğunu da belirtmek gerekiyor" dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.