Ziraat Odası Başkanı Hasan Benlioğlu: “Kadın çiftçilerimize destek verilmeli” - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Ekim, 2014 14:48 tarihinde yayınlandı
0
0

Ziraat Odası Başkanı Hasan Benlioğlu: “Kadın çiftçilerimize destek verilmeli”

Karabük Ziraat Odası Başkanı Hasan Benlioğlu, Dünya Kadın Çiftçiler Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, kadın çiftçilere Devlet ve Millet olarak daha çok katkı verilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Benlioğlu yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:

“15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler günü dünyada olduğu gibi ülkemizde de 1997 yılından bu tarafa her sene kutlanmaktadır. Bu vesile ile Karabük Ziraat Odası olarak kadın çiftçiler gününü kutlar, tüm çiftçilerimize bu vesile ile başarılar dileriz.

Gelişmekte olan bir çok ülkede tarımsal iş gücünün en önemli kaynağını kadınlar oluşturmaktadır.

Bilindiği üzere; dünyada olduğu gibi Türkiye’mizde de tarımsal üretimin ve kırsal hayatın sürekliliğinin sağlanmasında kırsal alandaki kadınlarımızın rolü çok büyüktür.

Zirai üretimde, kaynakların kullanımında, gıda üretim ve güvenliğinde kadınlarımızın katkısı ve rolünün memleketimize hem ekonomik hem de sosyal refah ve barış yönü itibari ile katkılarının büyük olacağı muhakkaktır.

Bu cümleden olarak tarım sektöründe çalışan kadınlarımızın sosyal güvence altına alınarak Devletçe sigorta primlerinin ödenmesinde % 50 – % 60 oranında katkı sağlanmalıdır. Dolayısı ile kadınlarımızın iş gücüne katılma oranları mutlaka yükseltilmelidir.

Kadınlarımız ekonomik yönde güçlendiğinde genç kadın çiftçi sayısı artacak, boş olan tarım arazilerimizin daha verimli kullanımı da sağlanmış olacaktır.

Bir diğer yönden baktığımızda kadınlarımızın arazide, tabii ortamlarda çalışması onun hem fiziki hem de ruhsal sağlığına katkı yapacak, bu sağlığı yapı ile yaşayan kadının ailesine ve çevresine dolaylı faydaları olacaktır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, bizim gibi gelişmekte olan bir ülke için kadınlarımıza tarım alanında da her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır. Bu durum göz önünde tutularak kadın çiftçilerimize Devlet ve Millet olarak daha çok katkı verilmelidir.

Bu vesile ile 15 Ekim Kadın Çiftçiler gününü ve 16 Ekim Gıda gününü kutlar, ülkemize hayırlı olmasını ilerim.”

 

 

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…