blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Ağustos, 2025 20:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı Çorum’da tanıtıldı

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü uyumunda faaliyetlerini sürdüren Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA), "Yerel Kalkınma Atılımı Teşvik Programı" Çorum Bilgilendirme Toplantılarını Çorum Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Toplantı Salonu ve Çorum Teknokent konut sahipliğinde gerçekleştirdi.
Toplantılarda, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda; bölgeler ortası gelişmişlik farklarının azaltılması, vilayetlerin potansiyellerinin kıymetlendirilmesi, yetkinlik ve teknoloji üretim kapasitesinin artırılması, güçlü bir ekosistem oluşturulması ve rekabet gücünün yükseltilmesi gayesiyle tasarlanan programın kapsamı, yatırımcılara sunulan teşvikler ve takviye sistemleri detaylı olarak anlatıldı.

Çorum’un yatırım öncelikleri
Çorum Yatırım Dayanak Ofisi (YDO) Koordinatörü Tuğba Purtul Kılıç, Mahallî Kalkınma Atağı Teşvik Programında Çorum’un öncelikli yatırım hususları olarak belirlenen "Alaşımlı Döküm Eserleri Üretimi", Raylı Sistemler İmalatı", "İş Makineleri Üretimi", "Likit Yumurta ve Yumurta Tozu Üretimi" hakkında bilgi verdi. Ayrıyeten, teşvik ögeleri, örnek yatırım senaryoları, yerelkalkinmahamlesi.sanayi.gov.tr müracaat portalının kullanımı, fizibilite raporu formatı ve müracaat sürecinde dikkat edilmesi gerekenler hakkında iştirakçileri bilgilendirdi. Endüstriciler, iş insanları ve kurum temsilcilerinin iştirakiyle gerçekleştirilen toplantıda, sunumların akabinde soru-cevap oturumu düzenlendi. İştirakçiler, dayanak programları ve müracaat kaideleri hakkında ayrıntılı bilgi alma fırsatı buldu.

Başvurular 30 Eylül’e kadar devam ediyor
Yatırımcılar, 1 Ağustos-30 Eylül 2025 tarihleri ortasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yerelkalkinmahamlesi.sanayi.gov.tr adresi üzerinden müracaat yapabilecek. Müracaatlar, evvel ilgili kalkınma ajansları tarafından teknik açıdan değerlendirilecek, yönetim kurulu onayının akabinde ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Değerlendirme Komitesi tarafından en son kıymetlendirme yapılacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
21 Aralık, 2025 13:02 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Osmanlı’dan Safranbolu’ya Abkâme Mirası

Safranbolu’da, yaklaşık iki bin yıllık bir mutfak tekniği yeniden gün yüzüne çıkarıldı.

Uzman Sanat Tarihçi Esra Oğuzkağan Özkan ile Yüksek Mimar İbrahim Canbulat, II. Ulusal Tarihte Safranbolu Sempozyumu’nda sundukları bildiride, “Osmanlı’dan Safranbolu’ya Uzanan Bir Miras: 15. Yüzyıl Geleneğiyle Kaplarda Üretilen Sirkeler” başlığı altında Abkâme geleneğini anlattı.

Sunumda, Osmanlı mutfağında önemli bir yere sahip olan Abkâme’nin yalnızca bir sirke türü olmadığı, aynı zamanda köklü bir fermentasyon ve aroma tekniği olduğu vurgulandı. Haber Sitemizin Yazı İşleri Müdürü ve Uzman Sanat Tarihçi Esra Oğuzkağan Özkan, Abkâme’nin tarihsel serüvenine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Abkâme, yüzlerce yıldır adı aynı kalan fakat her çağda yeni bir anlam kazanan bir fermente sıvıdır. Sadece bir sirke çeşidi değil; hem ekşilik hem aroma taşıyan bir mutfak tekniğidir. Şirvânî’nin ‘Bu karışım tatlı ile ekşinin ustalıkla bir araya getirilmesidir’ sözü, Abkâme’nin tarih boyunca geçirdiği dönüşümü tek başına özetler.”

Özkan, Şirvânî’nin tarifinde Abkâme’nin küflenmiş ekmek unu, sirke ve tarçın, karanfil, safran gibi aromatik baharatların bir araya getirilmesiyle hazırlandığını belirterek, karışımın yaklaşık kırk gün boyunca güneş gören bir ortamda, üstü açık şekilde bekletildiğini ifade etti.

Abkâme’nin yalnızca ekşilik veren bir unsur olmadığını vurgulayan Özkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Burada özellikle vurgulamak isterim: Abkâme yalnızca sirke değildir; içindeki baharat karışımının kokusunu ve tadını yemeğe taşıyan aromatik bir sıvıdır. Bu yönüyle Osmanlı mutfağında sıradan bir ekşilikten çok daha fazlasını ifade eder.”

Sunumda, Safranbolu’da günümüzde bazı üreticilerin sirkeyi aynı küp ya da fıçıda yıllarca olgunlaştırmasının, Şirvânî’nin açık fermentasyon tekniğiyle benzerlik taşıdığına dikkat çekildi. Küp ve meşe fıçılarda oluşan doğal mikrofloranın, sirkenin tadını yumuşattığı ve aromayı derinleştirdiği belirtildi.

Yüksek Mimar İbrahim Canbulat’ın, sekiz yıldır aynı küpte olgunlaştırdığı Safranbolu sirkesiyle, Şirvânî’nin yöntemlerine uygun olarak Abkâme hazırladığı aktarılan bildiride, bu uygulamanın yalnızca teorik bir bilgi değil, yaşayan bir mutfak geleneği olduğu ifade edildi.

Özkan, Abkâme’nin tarihsel önemini şu sözlerle özetledi:

“Tarifler değişebilir, malzemeler dönüşebilir; ama tekniklerin taşıdığı kültürel hafıza kolay kolay kaybolmaz. Abkâme de tam olarak böyledir. Sasanîlerin pişirme tekniği, Abbasîlerin tat–denge anlayışı ve Osmanlı’nın aromatik fermentasyonu bugün Safranbolu’nun küp ve meşe fıçısı sirkelerinde yankı bulur.” Sunumda, Abkâme’nin Sasanîlerden günümüze uzanan yaklaşık iki bin yıllık bir tekniğin Safranbolu’da hâlâ yaşatılan son miraslarından biri olduğu vurgulandı. Oturumun sonunda ise Canbulat'ın hazırladığı Abkâme tadımları katılımcılara tek tek ikram edildi.

Haber videosu için TIKLAYINIZ!

Bizi sosyal medyadan takip edin