Vali Azizoğlu' Huzurevi Sakinleriyle Çay Sohbetinde Buluştu - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
03 Ekim, 2015 08:27 tarihinde yayınlandı
0
0

Vali Azizoğlu’ Huzurevi Sakinleriyle Çay Sohbetinde Buluştu

BARTIN Valisi Seyfettin Azizoğlu, Dünya Yaşlılar Günü nedeniyle 75. Yıl Huzurevi’nde kalan yaşlılarla çay sohbetinde buluştu. Bartın Halk Sağlığı Müdürlüğü ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü koordinesinde gerçekleşen etkinliğe Vali Azizoğlu’nun yanı sıra, eşi Nilgün Azizoğlu, Bartın Halk Sağlığı Müdürü Doktor Ahmet Demir, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Vekili Zekeriya Dal, 75. Yıl Huzurevi Müdürü Merihhan Basançelebi katıldı. Etkinlikte konuşan Bartın Halk Sağlığı Müdürü Doktor Ahmet Demir, “Birleşmiş Milletler 1990 yılında, 1 Ekim tarihini Dünya Yaşlılar Günü olarak belirlemiş olup o tarihten bu yana her yıl 1 Ekim Ülkemizde ve dünya da ’’Dünya Yaşlılar Günü” olarak kutlanmaktadır. Her insan için değişik anlam ve önem ifade eden yaşlılık, hayatın çok özel bir dönemidir.
Yaşlılarımız dün ile bugün arasında köprü kuran, kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan en değerli varlıklarımızdır. Yaşlılığı kabullenmek, hem erdem, hem de olgunluktur. İnsanlığı büyüten sevgidir. Unutmayalım ki sevgiye en çok muhtaç olanlar yaşlılarımızdır. Bizler yaşlılarımıza gösterdiğimiz sevgiyle genç kuşağa örnek olmayı başardığımız ölçüde yaşlandığımızda saygıyı hak edebileceğiz. Bizleri bu günlere ve geleceğe hazırlayan Yaşlılarımız için hayatı kolaylaştırmak ve kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak, onlara gereken saygıyı ve ihtimamı göstermek, toplum olarak hepimizin görevidir” dedi.
Bartın Valisi Seyfettin Azizoğlu ise yaptığı konuşmada, “Bugün burada yaşı fazla ama genç insanlarla beraberiz. Şunu memnuniyetle ifade etmek istiyorum.
Bartın’da yaşlı olup da aç ve açıkta kalan bir tek vatandaşımız yok. Hem devletimizin kurumlarından en iyi şekilde kalmak isteyenler kalıyor, hem de evlatlarının yanlarında kalmak isteyenler en iyi şekilde kalıyorlar. Bugünde onlarla birlikte çay sohbetinde buluştuk. Biz zaten bazen birlikte oluyoruz. Bugünde sağ olsunlar arkadaşlarımız yaşlılar günü nedeniyle burada olmak istemişler. Yaşlı insanlarımızla bir arada bulunmak bizler için onur verici bir durum. Onlarla sohbet ediyor, onların tecrübelerinden istifade ediyoruz. Hep birlikte burada günlerini kutluyoruz. Davete katıldıkları için arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Daha nice sağlıklı günleri hep birlikte idrak etmeyi temenni ediyorum” ifadesini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay