Reklam
Reklam
turkiyenin ilk yerli ve milli klonal kestane anaclari geliyor
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Kasım, 2024 12:45 tarihinde yayınlandı
0

Türkiye’nin ilk yerli ve milli klonal kestane anaçları geliyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Burak Akyüz tarafından yürütülen proje ile Türkiye’nin ilk yerli ve milli klonal kestane anaçları elde edilecek. Kestanenin klonal olarak çoğaltılmasıyla bitkiler tohum ile çoğaltılmak zorunda kalmayacak. Bu tohumlar iç pazarda, satış amacıyla kullanılabilecek.

’Klonal Kestane Anaç Adaylarının Klasik ve Yeni Nesil Tekniklerle In Vitro Çoğaltımı’ isimli bir proje yapan Dr. Öğr. Üyesi Burak Akyüz, proje ekibi Prof. Dr. Ümit Serdar, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Tütüncü ile birlikte köklenmesi zor olan kestane bitkisinin, yeni nesil teknikler kullanarak doku kültürü yöntemi ile köklendirilmesi ve böylece Türkiye’nin ilk yerli ve milli klonal kestane anaçlarının çoğaltılmasını hedefledi.

Proje hakkında bilgi veren Akyüz, “Özellikle kestane olmak üzere sert kabuklu türlerinde çalışmalar yapıyoruz. Kestane özellikle tohumdan çoğaltılan bir meyve türüdür. Tohumun üzerine aşılama yapılıyor. Ancak bu durumda hem sattığımız tohumu toprağa gömmüş oluyoruz hem de genetik bir açılma oluyor. Tohumdan çıkan bitkiler bire bir aynı bitkileri vermemiş oluyor. Bu yüzden biz aynı klon olan anaçlara ihtiyaç duyuyoruz. Proje kapsamında klonal olarak kestaneye çoğaltmayı hedefledik. Bu çalışma ile ilk yerli ve milli anaçlarımızı elde etmeyi hedefledik. Proje kapsamında 3 dönem aşılar yapıldı. Gençleştirme uygulamasıyla aşılar yapıldı. Doğal haliyle köklenmeyen bir meyve türüdür. Bu amaçla biz bunlara daha genç dokulara aşılayarak nasıl köklendiririz, bunu hedefledik. Çimlenmiş tohuma aşılar yaptık. Buradan elde ettiğimiz sürgünleri laboratuvar ortamında doku kültürüne alarak çoğalma katsayılarını tespit etmeye çalıştık. Hangi aşamada daha iyi köklenme olacak bunu belirlemeye çalışıyoruz. Yerli ve milli ilk kestane klon anaçlarımızı elde etmeyi hedefledik. Bu çalışmada ’Akyüz’ ve ’Macit55’ kestane çeşitlerini kullandık. Akyüz çeşidinde şu an çok başarılıyız. Biyoreaktör dediğimiz yeni nesil sistemlerde test ettik ve oradan köklenmiş bitkilerimizi elde ettik. Buradan elde ettiğimiz bitkileri sera ortamında şaşırttık. Daha sonrasında buradaki bitkileri arazi şartlarında şaşırtarak ana bitki damızlığımızı kurmayı hedefliyoruz. Yerli ve milli anaçlarının sayısı arttırmayı hedefliyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xaxaxa 2
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
25 Mayıs, 2026 11:40 tarihinde yayınlandı
0

Karabük’ün Son Mücellidi Yarım Asırlık Emanetini Üniversiteye Bağışladı

Karabük’te yıllardır kitap ciltleme sanatıyla uğraşan “son mücellit” olarak tanınan Sinan Haşlaman, yarım asrı aşkın süredir kullandığı meslek eşyalarını üniversiteye bağışladı. Geleneksel sanatların unutulmaması için anlamlı bir adım atan Haşlaman, hem öğrencilerle tecrübelerini paylaştı hem de uygulamalı olarak kitap ciltleme tekniklerini anlattı.

İlahiyat Fakültesi atölyesinde gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, yılların ustasının elinde adeta geçmişe yolculuk yaptı. Kitapların nasıl sökülüp formalara ayrıldığını, iplikle nasıl yeniden dikildiğini ve geleneksel yöntemlerle nasıl sağlam hale getirildiğini uygulamalı olarak gösteren Haşlaman, mesleğin sabır ve emek istediğini söyledi.

Çocuk yaşta mesleğe başladığını anlatan Sinan Haşlaman, babasının kitap sevgisinin hayatını değiştirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Benim babam kitap hastasıydı, kitapları çok severdi. Mustafa Usta’nın yanına babam beni çırak olarak verdi. İlkokulda yaz tatillerinde çalışırdım ve para kazanıp tatil yapardım. Kastamonu’da eğitimimi tamamladım. İşin ne olduğu önemli değil, her zaman çalışırım. Bir kitabı sökerken formalara ayırıyorum. Şayet ipli ise sökerek dikme işlemini yapıyoruz. İnce bir kitap ise daha pratik oluyor, yapıştırıcı kullanarak yapıyorum. Bazen kitap cildi için kanaviçe kullanırız. Bu çok sağlam olur. Gençlere bu işi öğretmek isterim. Biraz sabır gerektiren bir meslek ama alışınca çok kolay olduğunu anlarsınız ve vazgeçemezsiniz.”

1970’li yıllarda demir çelik fabrikalarında çalışmaya başladığını ifade eden Haşlaman, 27 yıl fabrikada görev yaptığını, emekliliğin ardından ise 20 yıl özel sektörde çalışmayı sürdürdüğünü söyledi. Ancak kitap ciltleme sanatından hiçbir zaman kopmadığını vurgulayan Haşlaman, bugün sahip olduğu tüm bilgi birikimini genç kuşaklara aktarmak istediğini dile getirdi.

Etkinliğe Geleneksel El Sanatları Bölümü öğrencilerinin yanı sıra Kültürel Miras Taşıyıcısı Hattat Niyazi Ünal, Dr. Öğr. Gör. Safranbolu ŞYD MYO El Sanatları Bölüm Başkanı Durmuş Gür, Öğr. Gör. Dilek Çelik, Arş. Gör. Ufuk Deveci de katıldı.

Katılımcılar, Sinan Haşlaman’ın bağışladığı tarihi ekipmanların gelecek nesillere aktarılacak önemli bir kültürel miras olduğunu ifade ederken, öğrenciler de ustadan birebir eğitim alma fırsatı bulmanın heyecanını yaşadı.

Bizi sosyal medyadan takip edin