blank
Asuman Doğan tarafından
30 Mayıs, 2025 14:34 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türkiye’nin Eğitim Verileri Açıklandı

Türkiye'nin eğitim alanındaki gelişimi 2024 verileriyle gözler önüne serildi.

Ulusal Eğitim İstatistikleri ve OECD verilerine göre, genç yetişkinler ve genel nüfusun eğitim seviyeleri belirgin bir ilerleme kaydetti.

YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNİYET ORANLARI ARTIŞTA

2008 yılında %13,5 olan 25-34 yaş grubundaki yükseköğretim mezun oranı, 2024 itibarıyla %44,9’a yükseldi. Kadınlar bu alanda büyük bir sıçrama yaparak oranlarını %12,5’ten %48,9’a çıkarırken, erkeklerde de %14,6’dan %41,1’e yükseliş görüldü. OECD ülkeleri ortalaması ise %47,4 seviyesinde bulunuyor; Türkiye bu ortalamaya yaklaşırken, Güney Kore (%69,6) en yüksek, Meksika (%27,3) ise en düşük oranlara sahip.

GENEL EĞİTİM SEVİYESİ VE OKURYAZARLIK
25 yaş ve üzeri nüfusta yükseköğretim mezunlarının oranı %25,3’e ulaşırken, ortaöğretim ve üzeri eğitim seviyesinden mezun olanların toplam oranı %49,4 oldu. Ayrıca, 6 yaş ve üzeri nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı %97,8’e çıktı; kadınlarda bu oran %96,2, erkeklerde ise %99,3 seviyesinde.

EĞİTİM SÜRESİ VE İL BAZINDA VERİLER
2024 yılında, 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 9,5 yıl olarak kayıtlara geçti. Kadınların ortalama eğitim süresi 8,8 yıl, erkeklerin ise 10,2 yıl oldu. En yüksek eğitim süresi Ankara’da (10,8 yıl), en düşük ise Ağrı’da (7,5 yıl) gerçekleşti. Son on yılda en yüksek artış ise %51,6 ile Şırnak’ta gözlendi; en düşük artış ise %13,7 ile Ankara’da oldu.

KARABÜK’TEKİ EĞİTİM DURUMU

Bölgesel farklılıklar dikkate alındığında, eğitim süreleri ve okuryazarlık oranlarının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu görülüyor. İl, sanayileşmiş yapısı sayesinde genç nüfusunun eğitim seviyesini yükseltmek amacıyla çeşitli projeler ve eğitim yatırımlarını sürdürüyor. Ayrıca, ailelerin eğitim durumu ile çocukların eğitim başarıları arasında güçlü bir ilişki bulunmakta, bu da bölgedeki eğitim politikalarının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.

AİLE VE EĞİTİM İLİŞKİSİ
Annesi yükseköğretim mezunu olan fertlerin %84,4’ü yükseköğretimi tamamladı. Bu oran, babası yükseköğretim mezunu olanlarda %80,3 seviyesinde. Aile eğitim durumu, bireylerin eğitim seviyeleri üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Veriler, Türkiye’nin eğitim alanında önemli bir gelişme kaydettiğini gösteriyor. Özellikle yükseköğretim mezuniyet oranlarındaki artış ve okuma yazma oranlarının yükselmesi, genç nüfusun eğitim seviyesinin yükseldiğine işaret ediyor. Ancak, bölgesel farklılıklar ve eğitim süresi gibi alanlarda gelişmelerin sürdürülebilir olması için çalışmalar devam ediyor. Eğitimdeki bu olumlu gelişmelerin, ülkenin kalkınmasına ve bireylerin yaşam kalitesine katkı sağlaması bekleniyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
29 Ocak, 2026 16:43 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

TARİHİ PROJEDE GÖZLER KARDEMİR’DE!

Türkiye ve Suriye, Osmanlı döneminin en sembolik projelerinden biri olan İstanbul’dan Medine’ye uzanan Hicaz Demiryolu’nu yeniden canlandırmak için harekete geçti.  İki ülke arasında başlayan bu tarihi işbirliğinde, Türkiye’nin ray ve demiryolu tekeri üretimindeki tek milli markası Karabük Demir Çelik İşletmeleri’nin (KARDEMİR) projeye nasıl bir rol üstleneceği merak ediliyor.

Türkiye ve Suriye, Osmanlı İmparatorluğu döneminin en önemli sembollerinden biri olan İstanbul'dan Medine'ye uzanan Hicaz Demiryolu'nu yeniden inşa etmek için tarihi bir adım attı. İki ülke arasındaki yakınlaşma sürecinde demiryolu ağının yeniden canlandırılması ön plana çıktı.

Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ile Suriye Ulaştırma Bakanı Yarub Bedir'in gerçekleştirdiği görüşmede, Hicaz Demiryolu'nun ihya edilmesi ana gündem maddelerinden biri olarak ele alındı. Büyükelçi Yılmaz, yaptığı açıklamayla projenin iki ülkenin gündeminde olduğunu teyit etti.

KARDEMİR'DEN YERLİ VE MİLLİ TEKNOLOJİ

Projenin uygulama aşamasında Türkiye'nin demiryolu sektöründeki tek milli markası Karabük Demir Çelik Fabrikaları'nın  (KARDEMİR) kritik rol üstleneceği ifade ediliyor.  Demiryolu altyapısının yeniden inşasında raylar, traversler ve vagon tekerleri gibi temel bileşenlerin temininde KARDEMİR'in yerli üretim kapasitesi ve tecrübesinin projenin bel kemiğini oluşturacağı belirtiliyor.

KARDEMİR, sahip olduğu ileri teknoloji üretim tesisleriyle projenin teknik ihtiyaçlarını karşılamaya hazır olduğu belirtilirken, yıllık 200 bin adet üretim kapasitesine sahip Demiryolu Tekeri Üretim Tesisi'nde 700 mm'den 1250 mm'ye kadar farklı çaplarda yük, yolcu, YHT ve lokomotif tekerleri üretilebiliyor.

AVRUPA STANDARTLARINDA ÜRETİM

Şirketin 2007 yılında devreye aldığı Ray-Profil Haddehanesi ise yıllık 450 bin ton kapasiteyle bölgenin en önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. 12-75 metre uzunlukta, 46-60 kg/m ağırlığında rayların yanı sıra R350 HT sertleştirilmiş raylar ile oluklu raylar bu tesiste üretiliyor. Avrupa'da sayılı üreticide bulunan HPQ belgesine sahip tesis, milimetrenin yüzde biri hassasiyetle üretim yapabiliyor.

STRATEJİK ENTEGRASYON PROJESİ

Tarihi Hicaz Demiryolu'nun yeniden hayata geçirilmesi, sadece nostaljik bir hat olmanın ötesinde Türkiye-Suriye hattında ekonomik ve lojistik entegrasyonu güçlendirecek stratejik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Projenin teknik ve endüstriyel altyapısının büyük ölçüde KARDEMİR öncülüğünde şekillenmesi bekleniyor.

Öte yandan bu projenin iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağları güçlendireceği, bölgesel kalkınmaya önemli katkı sağlayacağı ifade ediliyor.

Öte yandan konuyla ilgili olarak KARDEMİR yetkililerinden açıklama yapılması bekleniyor.

HİCAZ DEMİR YOLU PROJESİ'NİN ÖNEMİ

Sultan II. Abdülhamid’in en önemli girişimlerinden biri olan Hicaz Demir yolu, 117 yıl önce hizmete açıldı. Abdülhamid, bu projeyle hem dini hem de siyasi bir hedef gözetti.

1 Eylül 1900’de temeli atılan hat, Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılına denk geldi. Şam’dan başlayarak Medine’ye kadar uzanan 1464 kilometrelik demiryolu, hac yolculuğunu kolaylaştırmasının yanı sıra Osmanlı’ya askeri ve ekonomik katkılar sağladı.

İnşa süreci için İstanbul’da Komisyon-ı Ali kuruldu. Çalışmalar sırasında binlerce köprü, tünel ve istasyon yapıldı. Projenin finansmanı büyük ölçüde Osmanlı içinden ve dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlardan gelen bağışlarla karşılandı. İlk bağışı ise 50 bin lira ile Sultan Andülhamid  yaptı.

1908’de açılan hatta Medine-Mekke arasındaki 450 kilometrelik bölüm bedevi saldırıları ve siyasi engeller yüzünden tamamlanamadı. Ancak hat, Osmanlı’nın asker sevkiyatında ve bölgesel ticarette kritik bir rol oynadı. Sultan Abdülhamid, Medine yakınlarındaki kısımlarda ise hassasiyet göstererek rayların altına keçe döşetti. Bunun nedeni, gürültünün Hazreti Peygamber’in ruhaniyetini rahatsız etmemesi içindi.

Bizi sosyal medyadan takip edin