blank
Haber Merkezi tarafından
02 Ocak, 2025 14:43 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programına Ev Sahipliği Yaptı

Karabük Üniversitesi tarafından Sağlık Eski Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın katılımıyla “Liderlik ve Sistem Dönüşümü: Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı” konulu etkinlik düzenlendi. Etkinlik, 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda gerçekleşti.

Programa Sağlık Eski Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Cumhuriyet Başsavcısı Selçuk Akman,  Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Vali Yardımcısı Mustafa Şahin, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hasan Solmaz Ve Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, İl Protokolü, Dekanlar, Müdürler, Akademik Ve İdari Personel, Öğrenciler ve çok sayıda Davetli katıldı.

Rektör Kırışık: “Karabük Üniversitesi, Ulusal ve Uluslararası Alanda Büyümeye Devam Ediyor”

Programın açılış konuşmasını yapan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, üniversitenin ulusal ve uluslararası başarılarını, faaliyetlerini ve çalışmalarını katılımcılarla paylaştı. 

Üniversitenin sürekli geliştiğini vurgulayan Kırışık, “Yeni açılan bölüm ve programlarla çağın ihtiyaçlarına cevap verecek bir üniversite olma yolunda ilerliyoruz. Karabük Üniversitesi hem ulusal hem de uluslararası alanda hızla büyümeye devam etmektedir. Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde olan ülkelerimizin üniversiteleri ve uluslararası iş birliklerimizle akademik gücümüzü artırıyoruz. Bilimsel alandaki uluslararası başarılarımız da giderek daha fazla dikkat çekiyor.” dedi. Rektör Kırışık, üniversitenin uluslararası alandaki başarısını şu sözlerle özetledi: “Bu yıl, disiplinler arası bilimsel çalışmalarımızda uluslararası düzeyde önemli başarılar elde ettik ve Türkiye çapında üniversiteler arasında 16. sıraya yerleştik. Ayrıca, URAP verilerine göre 64. basamaktan 54. basamağa yükseldik. Bu büyük başarı, bilimsel çalışmalarımızın ve araştırmalarımızın meyvelerini verdiğini gösteriyor.” 

Prof. Dr. Kırışık, Türkiye’de ilk defa Lisansüstü Eğitim Otomasyon Sistemini Karabük Üniversitesi olarak hazırladıklarını da belirterek, bunun büyük bir yazılım başarısı olduğunu vurguladı.

Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı

Programda konuşan Sağlık Eski Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Türkiye’nin sağlık sistemindeki dönüşümün uluslararası başarılarına dikkat çekti. Prof. Dr. Akdağ, 2003-2012 yılları arasında  Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın dünya çapında büyük bir ilgiyle takip edildiğini ve birçok uluslararası yayında başarıyla ele alındığını belirtti. Özellikle The Lancet dergisinde 2013 yılında yayımlanan özel sayının, Türkiye’deki sağlık dönüşümünün büyük başarısını detaylı bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Akdağ, The Lancet dergisinin, dünya tıbbı açısından en prestijli yayınlardan biri olduğunu hatırlatarak, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), OECD, British Medical Journal ve Dünya Bankası raporları gibi saygın uluslararası kuruluşlar da Türkiye Sağlıkta Dönüşümünün başarısının dünyaya örnek olarak gösterildiğine işaret etti.

Sağlık Sisteminin Hedefleri

Konuşmasında sağlık sisteminin hedeflerinden söz eden Akdağ, “Hangi işi yaparsak yapalım, nihai gayelerimizi doğru belirlemişsek ve o gayelere bizi ulaştırdığını gösterdiğimiz göstergelere doğru belirlemişsek işimizi iyi takip edebiliriz. Aksi takdirde süreçlere saplanıp kalabiliriz. Bu da dönüşümün esaslarından birisi. Mutlaka nihai gayemizi koyacağız. Nihai gayeleri doğru koymak lazım. Sağlığın bir toplum açısından nihai gayelerini sağlık durumu, parasal açıdan vatandaşın korunması ve vatandaşın memnuniyeti olarak alabiliriz. Tabii ki sürdürülebilirlik seviyesinde olması lazım.” dedi.

Liderlik ve Yöneticilik

Programda liderlik kavramına da değinen Prof. Dr. Recep Akdağ, liderlik ve yöneticiliğin farklı olgular olduğunu belirtti. Akdağ, liderliğin doğuştan gelen bir özellik değil, zamanla geliştirilebilen bir pratik olduğunu söyledi. “Lider doğulur mu, yoksa geliştirilir mi?” sorusuna da yanıt veren Akdağ, liderliğin bir süreç olduğunu ve bu sürecin, kişinin karşılaştığı zorluklar ve kırılma noktalarından sonra gelişebileceğini ifade etti. Program, hediye takdimi ve hatıra fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Asuman Doğan tarafından
21 Kasım, 2025 15:23 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Safranbolu’da Tarihi Konaklar Yok Oluyor

UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer Safranbolu'da son zamanlarda artan Tarihi Konak yangınları  yaşanan tehlikenin boyutunu ortaya koyarken, 150 yıllık bir konağın daha yanması yürekleri sızlattı.

Karabük’ün Safranbolu ilçesinde alevlere teslim olan yaklaşık 150 yıllık tarihi konaktan geriye kalan harabe, gün ağarmasıyla birlikte görüntülendi.

İzzetpaşa Mahallesi Akseki Sokak’ta Pınar Ç.’ye ait olduğu belirtilen konakta henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Ahşap yapının kısa sürede tutuşmasıyla büyüyen alevler tüm yapıyı sardı. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangını uzun süre süren müdahalenin ardından kontrol altına alabildi.

Sabaha karşı tamamen söndürülen yangının ardından tarihi konağın büyük bölümünün çöktüğü, taş ve ahşap bölümlerin ağır hasar aldığı belirlendi. Konaktan geriye kalan harabe, görüntülenerek kayıt altına alındı.

Yangının, 24 Kasım’da açılması planlanan Kalealtı Eğitim ve Kent Tarihi Müzesi’nin bulunduğu bölgeye yakın bir noktada çıkması nedeniyle çevrede kısa süreli paniğe neden olduğu bildirildi. Yangının çıkış nedenine ilişkin başlatılan inceleme sürüyor.

YANGIN EN BÜYÜK TEHDİT

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve Osmanlı-Türk şehir kültürünü günümüze taşıyan Safranbolu’da, yangınlar tarihi doku için en büyük tehditler arasında yer alıyor. Kentteki tarihi konakların çoğunda ahşap iskelet sistemi, dar sokak yapısı, eski elektrik tesisatları ve temizlenmeyen bacalar yangın riskini artırıyor.

Safranbolu’da son yıllarda meydana gelen bazı tarihi konak yangınları şöyle:

1998 - Bağlarbaşı'nda tarihi konak yangını: Ahşap yapıda elektrik kontağından çıktığı değerlendirilen yangında yapı tamamen kullanılamaz hale geldi.

2002 - Cinci Han bölgesinde çatı yangını: Baca kaynaklı olduğu belirlenen yangında konak ağır hasar aldı.

2007- Kara Üzüm Sokak’ta tarihi konak yangını: Yapıdakilerin tahliyesiyle can kaybı yaşanmadı.

2013 -  Kıranköy’de iki katlı ahşap konak yangını: Ahşap yapı tamamen yandı, bitişik yapılarda maddi hasar oluştu.

2017 - Gümüş Mahallesi’nde restorasyon sürecindeki konak yangını: Elektrik tesisatından çıktığı belirlenen yangında tavan ve çatı bölümü çöktü.

2021 - 120 yıllık konak yangını: İtfaiyenin uzun uğraşı sonucu söndürülen yangında yapı tamamen kullanılamaz hale geldi.

2023 - Çarşı bölgesinde konak yangını: Baca yangınının çatıya sıçramasıyla tarihi konak kısmen zarar gördü.

2024 - Yörük Köyü'nde bulunan üç katlı tarihi Sağır Şakir Konağı henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangında kül oldu.

2025 –150 yıllık konakta yangın: İsmetpaşa Mahallesi’nde çıkan yangında konağın kullanılamaz hale geldiği bildirildi.

Bu yangınlarda en yaygın nedenlerin baca çekiş problemleri, eski elektrik tesisatları, çatı katı birikintileri ve ihmal kaynaklı alevlenmeler olduğu rapor ediliyor.

 “ÇATI VE BACALAR EN BÜYÜK RİSK”

Safranbolu üzerine yapılan teknik araştırmalarda, konak yangınlarının büyük bölümünün çatı katı ve bacalarda başladığına dikkat çekiliyor. Ahşap karkas yapıların yüksek yanıcılığı, dar sokaklar sebebiyle itfaiye araçlarının bazı bölgelere sınırlı erişebilmesi riski artırıyor.

Uzmanlara göre:Bacaların düzenli temizlenmemesi, elektrik tesisatlarının eski olması, yangın algılama sistemlerinin bulunmaması, yangın yönetmeliğine uygunluk denetimlerinin yetersiz kalması gibi sebepler tarihi konaklarda yangın riskini artırıyor.

EKONOMİK YETERSİZLİKLER RESTORASYONU GECİKTİRİYOR

Yangın sonrası hasar gören birçok konak, yüksek maliyetler nedeniyle uzun süre onarılamıyor. Restorasyon projelerinin uzmanlık gerektiren yapısı, malzeme maliyetleri ve bürokratik süreçler, yapıların atıl bırakılmasına yol açıyor. Bazı konakların ise tamamen yıkılarak yok olduğu biliniyor.

TARİHİ KONAKLAR SİGORTALANABİLİYOR MU?

Tarihi yapıların sigortalanmasında zorluk bulunsa da bunun mümkün olduğu belirtiliyor. Tarihi yapıların maddi-manevi değerlerinin ölçülmesindeki güçlük sigorta şirketleri için sorun oluştururken, “mutabakatlı değer poliçeleri” çözüm olarak öneriliyor.

Sigortalanabilmesi için yapının elektrik tesisatının yenilenmiş olması, yangın algılama ve uyarı sistemlerinin bulunması, su deposu sistemine sahip olması, yangın yönetmeliğine uygunluğunun belgelenmesi gerekiyor.

YANGIN YÖNETMELİĞİNDE ARANAN BAŞLICA ŞARTLAR

"Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik" uyarınca bir yapının kullanım izni alabilmesi için şu kriterlerin:yapı malzemelerinin yangın yönetmeliklerine uygunluğu, acil çıkış ve tahliye yolları, yangın merdivenleri ve güvenlik holleri, elektrik ve aydınlatma sistemlerinin uygunluğu, yangın algılama ve uyarı sistemleri, duman dedektörleri, yangın söndürme cihazları ve söndürme sistemleri, yönlendirme levhaları ve acil çıkış aydınlatmaları yer alması isteniyor.

ÖNLEM ALINMASI ŞART

Tarihi konaklarda yangın riskini azaltmak için düzenli baca temizliği, elektrik tesisatı kontrolleri ve ahşap yapıların koruyucu malzemelerle güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Konaklara duman algılama sistemleri, otomatik uyarı sensörleri ve mümkün olan yerlerde sprinkler (yangın söndürme) sistemi kurulması, alevlerin erken fark edilmesini sağlayarak kayıpları en aza indiriyor. Ayrıca sokak dokusunun dar olduğu Safranbolu’da, itfaiyenin hızlı erişimi için acil müdahale noktalarının artırılması, yangın hidrantlarının düzenli bakımının yapılması ve konut sahiplerine yönelik yangın eğitimi verilmesi, kültürel mirasın korunması açısından kritik önlemler arasında yer alıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin