karabuk
İmsak 06:04
Güneş 07:29
Öğle 13:08
İkindi 16:07
Akşam 18:37
Yatsı 19:57
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Ağustos, 2024 16:22 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Tünel kapandı, Bolu Dağı esnafı yoğunluktan işleri yetiştiremiyor

Anadolu Otoyolu’nun Bolu Dağı Tüneli’nin İstanbul yönünde yapılan çalışmalar sebebiyle sürücülerin D-100’ün Bolu Dağı geçişine yönlendirilmesi, Bolu Dağı esnafının yüzünü güldürdü.

Heyelan riski sebebiyle Anadolu Otoyolu Bolu Dağı Tüneli geçişinde tünel tüpünün 67 metre uzatılması çalışmaları nedeniyle sürücüler D-100 kara yoluna yönlendiriliyor. İstanbul istikametine gitmek isteyen sürücüler, D-100 kara yolunda zaman zaman yoğunluk oluşturuyor. Tünel kapanmadan önce D-100 kara yolunu kullanan araçların sayısı 10 bin civarındayken, tünel kapandığında ise bu sayı 4 kat arttı. D-100 kara yolundaki artan araç yoğunluğu sebebiyle et lokantası işletmecilerinin işleri yüzde 100 oranında artış gösterdi. Tünelin kapanması bölgedeki esnafa yaradı.
"Yoğunluk gayet güzel, işleri yetiştiremiyoruz"
Izgara ustası Sadık Sarı, "Yoğunluk gayet güzel, işleri yetiştiremiyoruz. Eleman bulmakta zorlanıyoruz. Kimse çalışmak istemiyor gençlerden. İş zor geliyor beyefendilere ama biz devam ettiriyoruz" dedi.
"Müşterilerimiz Bolu Dağı manzarası karşısında yemek yiyor, memnun kalıyor"
Kapanan yol nedeniyle işletmelerinde yoğunluk olduğunu ifade eden işletme sahibi Şeyma Küçük, "İşletmemizde yoğunluk var. Güzel anlamda yoğunluklar var. Memnunuz bundan tabi bazı müşteriler bizi yoruyor ama genel olarak çok memnunuz. Müşterilerimiz Bolu Dağı manzarası karşısında yemek yiyor, memnun kalıyor. Onlar memnun kaldıkça bizde memnun oluyoruz. Yoğunluk Pazar günleri çok oluyor. Buradan da söyleyelim yola çok çıkmasınlar" diye konuştu.
"Harika bir manzara eşliğinde yemek yedik"
Tatil için memleketi Gaziantep’e gelen ve tatilin bitmesiyle Almanya’ya geri dönüş yolculuğuna başlayan gurbetçi Hasan Kartal, "Şuan yollarda pek bir sıkıntı yok. Bazı sürücülerin yollarda hatalı sollama yapmaları dışında bir sıkıntı yaşamadık. Bolu Dağı çok güzel. Havası serin. Herkesin gelip görmesi gereken bir yer. Harika bir manzara eşliğinde yemek yedik" ifadelerini kullandı.
"Gerçekten burada yaşamak isterdim"
Danimarka’ya giden başka bir gurbetçi Murat Çevik ise "Bolu Dağı’nda mola verdik. Yemekleri süper. Havası mükemmel, gerçekten burada yaşamak isterdim. Avrupa’da hava böyle değil, her gün yağmur, hava kapalı" şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
21 Şubat, 2026 08:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 20.02.2026 15:10
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ÇOCUĞUNUZUN SESSİZ ÇIĞLIĞINI DUYUN!

Her geçen gün artan akran zorbalığı vakaları toplumda ciddi endişe yaratıyor. Çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan bu sorun, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyerek ağır sonuçlara yol açabiliyor.

Son yıllarda akran zorbalığının ulaştığı boyut, toplumda ciddi endişe yaratıyor. Pek çok çocuk ve gencin fiziksel ve psikolojik olarak etkilendiği bu sorun, bazı vakalarda şiddetin en ağır biçimlerine kadar uzanıyor. Neredeyse her gün çocukların bıçaklandığı ya da hayatını kaybettiği olayların gündeme gelmesi, akran zorbalığının ne denli acil bir mesele olduğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye genelinde olduğu gibi Karabük’te de benzer olayların artış göstermesi, hem eğitim camiasında hem de aileler arasında kaygıyı artırıyor.

Okullarda ve dijital platformlarda giderek yaygınlaşan akran zorbalığı, artık belirli bir nedene bağlı olmaksızın çocukların ve gençlerin yaşamını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, günümüzde yaşanan zorbalık vakalarının önemli bir kısmında net bir sebep bulunmadığına dikkat çekiyor. Dış görünüş, sessiz bir kişilik yapısı, akademik başarı ya da başarısızlık gibi herhangi bir özellik, zorbalık için yeterli gerekçe olarak görülebiliyor.

Eğitimciler, sosyal medyanın etkisiyle zorbalığın biçim değiştirdiğini vurguluyor. Fiziksel ve sözlü zorbalığın yanı sıra dışlama, alay etme, küçük düşürücü paylaşımlar ve mesajlaşma yoluyla yapılan siber zorbalık vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Bu durum, mağdur öğrencilerin akademik başarısını düşürürken; kaygı bozukluğu, özgüven kaybı ve sosyal içe kapanma gibi psikolojik sorunlara da yol açıyor.

Zorbalığa maruz kalan birçok çocuk, neden hedef alındığını anlayamazken zamanla suçu kendinde aramaya başlıyor. Uzmanlar, bu süreçte ailelerin ve öğretmenlerin çocukları yakından gözlemlemesinin ve erken müdahalenin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Milli Eğitim camiasında ise akran zorbalığına yönelik farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiği ifade ediliyor. Okullarda rehberlik servislerinin daha aktif rol üstlenmesi, yalnızca mağdur öğrencilerin değil, zorbalık yapan çocukların da desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, zorbalık davranışlarının altında yatan nedenler ele alınmadan kalıcı bir çözüm sağlanması mümkün değil.

Yetkililer, akran zorbalığıyla mücadelenin erken yaşta empati eğitimi, açık iletişim ve güvenli okul ortamlarının oluşturulmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Zorbalığın bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorun olduğuna işaret edilirken, yaşanan olayların zaman zaman şiddet ve ölümle sonuçlanmasının tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyduğu belirtiliyor.

.

Bizi sosyal medyadan takip edin