TÜED Başkanı Celal Bulut’tan Çanakkale Zaferi Mesajı
Bugün 18 Mart Çanakkale Şehitlerini anma günüdür. Bildiğiniz gibi Çanakkale Savaşları Türk Tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Düveli Muazama denilen yedi düvelin saldırdığı ve yenildiği yerdir Çanakkale.
Seyit Onbaşıların, Ali Çavuşların, Yahya Çavuşların, 57. Alayın, daha nicelerinin ne zor şartlarda ne yoklukta mücadele ettikleri nice kahramanlıkların yaşandığı dünyada eşi benzeri görülmeyen bir savaştır Çanakkale.
Doğu’lusu, Batı’lısı, Kuzey’lisi, Güney’lisi bir ulusun vatan için sırt sırta çarpıştığı, şehit olarak koyun koyuna yattığı yerdir Çanakkale.
Vatan için yemeyip içmeden, günlük yarım tayınla şehit olmak için koşarak kanlı sırtta siperlere giren, gerektiğinde yaralı düşmanını bile sırtına alarak siperlere getiren, dünyada emsali görülmemiş Mehmetçiğin asaletinin öyküsüdür Çanakkale.
En önemlisi Mustafa Kemal gibi dünyaya 100 yılda bir gelen dahinin ortaya çıktığı, savaşın ve bir ulusun kaderini Anafartlarda, Conk Bayırında, Kanlı Sırtta nasıl değiştirdiğinin belgesidir Çanakkale.
Her Türk gencinin görmesi gereken bir yerdir Çanakkale.
Bu millet Çanakkale’yi ve hele Mustafa Kemal Atatürk’ü hiçbir zaman unutmayacaktır.
Bu duygularla 18 Mart Çanakkale Şehitlerini anma gününü kutlar, tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar dilerim.
Emekli öğretmenin evinden tarih fışkırıyor: II. Mahmut’un masasından Çanakkale kılıcına
Bolu’da yaşayan emekli öğretmen Yılmaz Özarslan, çocukluğundan beri ilgi duyduğu ve yıllar içinde topladığı yüzlerce eski eseri koleksiyona dönüştürdü. Koleksiyonda, II. Mahmut’tan kalan yemek masasından, Çanakkale Savaşı’ndaki kılıçlara kadar birçok tarihi eser bulunuyor.
Bolu’da 1981 yılında emekli olan ve 28 yıl Kızılay Bolu Şube Başkanlığı yapan Yılmaz Özarslan (81), uzun yıllardır ilgi duyduğu antika tutkusunu babasından kalma bir dairede kurduğu özel koleksiyonda yaşatıyor. Çocukluğundan itibaren biriktirdiği eşyalar, dostlarından gelen parçalar ve ailesinden kalma eserlerle zenginleşen koleksiyon içerisinde II. Mahmut’un yemek masasından, Çanakkale’den gelen süngüye kadar pek çok eseri barındırıyor.
"Hobi olarak başladım"
Antikaya olan ilgisinin yavaş yavaş geliştiğini belirten Özarslan, "Elimizdekileri topladım. Bazı şeyleri eş dost getirdi. Dolayısıyla böyle bir hobi olarak bu noktaya geldim. Mesleğimi, sanatımı icra ettiğim ufak tefek imalatlar da yapıyorum. Onun dışında bu antika işleri ile uğraşıyorum. Hatta eskiden kalma paralar da var, babamdan kalma. Öyle de vakit geçiriyorum. Kahvehanelere gitme alışkanlığım olmadığı için burada mutlu oluyorum" dedi.
"II. Mahmut’un bir ilk ıslahat döneminde yemek yediği masayı muhafaza ediyorum"
Koleksiyonun en değerli eserlerinden biri olan II. Mahmut’un ıslahat döneminde kullandığı yemek masası ve sandalyeleri olduğunu söyleyen Özarslan, "II. Mahmut’un bir ilk ıslahat döneminde yemek yediği masayı muhafaza ediyorum. Çatal, bıçak vs. kullanmak üzere ürettiği bir masa ve sandalyeleri. Orman mühendisleri ahşabına baktılar, 200 küsur yıllık imalat olduğunu düşündüler. Daha sonra araştırmaya devam ettim. Bunun 2. Mahmut’a Fransa’dan ıslahat döneminde 1927 yılında hediye ettiklerini öğrendik. Zaten II. Mahmut Avrupa’daki diğer ülkelerin yaşantılarına bakmak suretiyle Osmanlı Devleti’nde de ıslahata gitmiş bir padişah" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Savaş’ından kalan kılıç
Özarslan’ın koleksiyonunda ayrıca dedesinin Çanakkale Savaşı’nda eline geçen, 1915 tarihli Avusturalya yapımı bir süngü, yine ona ait kılıçlar, Karadeniz seyahatinde hediye edilen gümüş kabartma vazo, 1978’de kendisine verilen vazo, çini eserler ve Pontus döneminden kaldığı belirtilen şarap şişesi yer alıyor.
Bakır dövme Atatürk portresi
Koleksiyonun diğer önemli parçalarından biri de dedesinden kalan, bakır dövme tekniğiyle yapılmış kabartma Atatürk resmi olduğunu dile getiren Özarslan, "Atatürk resmi de tabii çok eski, tarihini bilemeyeceğim ama dedemden kalma. Çerçevesini yaptırdım. Bakır dövme olarak yapılmış bir resimdir. Çok değerli bir kabartma Atatürk resmidir o da" dedi.