Tokat’taki termal suyun izleri 2 bin yıllık Roma hamamını işaret ediyor - Karabük Haber Postası
tokattaki termal suyun izleri 2 bin yillik roma hamamini isaret ediyor XdDU433M
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ekim, 2025 20:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Tokat’taki termal suyun izleri 2 bin yıllık Roma hamamını işaret ediyor

Tokat’ın Sulusaray ilçesindeki termal su, içerdiği silisyum, florür ve kükürt mineralleriyle ’özel su’ olarak tescillenirken, arkeolojik çalışmalar kaynağın 2 bin yıllık Roma hamamı olduğunu gösteriyor.

Türkiye Halk Sıhhati Laboratuvarı tarafından yapılan tahlilde Tokat’ın Sulusaray ilçesindeki termal su, bakteriyolojik manada kusursuz olarak değerlendirildi. İçeriğinde dünyada nadir rastlanan silisyum, florür ve kükürt mineraller bulunması nedeniyle ’özel su’ olarak nitelendirilen termal kaynak, bölge halkının yanı sıra etraf vilayet ve ilçelerdeki vatandaşlardan da ağır ilgi görüyor. 53,5 derece çıkış sıcaklığına ve 2 bin 137 miligram/litre mineralizasyona sahip olan termal su, romatizma, nevralji, cilt, kas ve eklem rahatsızlıklarına karşı şifa arayan vatandaşların uğrak noktası haline geldi. İlçedeki Sebastapolis Antik Kenti’nde Roma hamamı kalıntılarının bulunmasıyla antik periyotlardan bu yana kullanıldığı bilinen su, günümüzde de sıhhat turizmi açısından bölgeye kıymet katıyor.

2 bin yıllık geçmişe sahip

Sulusaray Belediye Başkanı Davut Kılıç, termal suyun ilçenin sembolü haline geldiğini belirterek, “Buradaki termal su, ilçemize de ismini veren bir sudur. İlçemiz büyük bir ova içerisinde kurulu olduğu için içerisinden üç ırmak ve dere geçiyor. Termal suyun 2 bin yılın üzerinde geçmişi olduğu söylenmektedir. Bunun gerçek olabileceğini, çabucak yan tarafımızda bulunan Roma hamamı kalıntıları gösteriyor. Büyük ihtimalle o devirde de bu kaplıca suyu kullanılmıştır” dedi.

Antik Roma devrine uzanan tarihiyle dikkat çeken Sulusaray termal suyu, hem bilimsel olarak tescillenmiş içeriğiyle hem de doğal şifa özelliğiyle Tokat’ın sıhhat turizmi potansiyelini yükseltiyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…