Tarihi Konaklar Yangına Karşı Korunuyor - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
13 Aralık, 2022 11:40 tarihinde yayınlandı
0
0

Tarihi Konaklar Yangına Karşı Korunuyor

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve “En iyi korunan 20 kent” arasında bulunan  Safranbolu ilçesindeki tarihi konaklar yangına karşı denetlendi.
Osmanlı mimarisi, şehir hayatı ve kültürünü yansıtması dolayısıyla “Osmanlı’nın parmak izi” olarak adlandırılan Safranbolu’da kış ayının gelmesiyle birlikte konak yangınlarını önlemek amacıyla çalışma başlatıldı. Safranbolu Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri tarafından Tarihi Çarşı bölgesinde tarihi konaklar yangına karşı tek tek denetlendi.
İtfaiye ekipleri, konaklarda soba bacaları, yangın söndürme tüpleri, doğalgaz sistemlerini kontrol ederken, konaklara bilgilendirici broşürler de astı. Safranbolu Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünde görevli itfaiye eri Betül ŞevOsmanli doneminden kalan konaklar yangina karsi korunuyor1val Taşlıyan, gazetecilere yaptığı açıklamada, denetimlerin binaların yangın korunması yönetmeliğince konak sahiplerinin ve vatandaşlarının bilgilendirilmesi amacıyla yapıldığını söyledi. Denetimlerde konak sahiplerinin ne gibi tehlikelerle karşı karşıya oldukları yönünde bilgiler verildiğini aktaran Taşlıyan, “Denetimlerde, baca temizliği yapılmış mı, ne sıklıkla yapılıyor, doğalgaz kullanılıyorsa bunun kontrolleri yapılıyor mu, bunları denetliyoruz. Tarihi çarşı çok fazla bitişik evlerin bulunduğu bir merkez o nedenle yangının çok çabuk sirayet etmesi de kolay oluyor. Bu nedenle her binanın ayrı bir şekilde tedbirini almış olması gerekiyor” dedi.

Sıklıkla eğitim ve tatbikat yaptıklarını aktaran Taşlıyan, “Girilmeyecek sokaklara tatbikatlar düzenleyerek bilinçleniyoruz. Hem biz yangın olursa nasıl müdahale ederiz hem de vatandaşımız yangın çıkmaması için ne yapabilir, bunları denetliyoruz. doğalgaz olan yerlerde kontroller yapılmış mı onlara bakıyoruz, onun haricinde havalandırma çok önemli. Doğalgaz bilindiği gibi yukarı da toplanan bir gaz türü. Havalandırmaların kapatılmaması gerekiyor, çünkü gaz sıkışması da tehlike arz ediyor” diye konuştu.
PARK EDİLEN ARAÇLAR İTFAİYEYE ENGEL OLUYOR
Vatandaşların baca kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurgulayan Taşlıyan, şunları kaydetti:
“Araçlar bize çok sorun oluyor. Park halindeki araçlar itfaiye araçlarının ulaşımını çok etkiliyor. Araçlarını bunun bilincinde park etmelerini, hidrantlarımızı kapatmadan park etmeleri gerekiyor. Tarihi Çarşı’da itfaiye aracının giremeyeceği yerler var, bu yerlere de hidrantlar koyduk, toplamda 81 hidrantımız oldu, hidrantlarımızın önünü kapatmamaları gerekiyor. Bir de gösterişi artırmak için cila, vernik tarzı çok fazla etken madde kullanıyorlar. Bunlar da yangının hızlanmasına sebebiyet veriyor. Bunlara da dikkat ederlerse güzel olur.”
“Önceliğimiz yangınları engellemek” diyen Taşlıyan, “Bunun için gerekli denetimleri yaptığımı zaman birçok konak sahibine, vatandaşa neler yapmaları gerektiğini söylüyoruz. Yangın söndürme tüplerinin kontrol edilmesi gerekiyor, tarihi geçenlerin yenilenmesi gerekiyor. Biz yangın çıktığında söndüreceğiz ama vatandaşın aldığı ilk önlem yangının sirayet etmesi ve büyümesini engelleyecek bir faktör” ifadelerine yer verdi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…