karabuk
İmsak 05:57
Güneş 07:22
Öğle 13:08
İkindi 16:11
Akşam 18:43
Yatsı 20:02
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Eylül, 2024 00:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Taner Saral: “Şenol Güneş hep bizimdi, sonsuza kadar da bizim kalacak”

Trabzonspor Kulübü Başkan Yardımcısı Taner Saral, Beşiktaş Asbaşkanı Mete Vardar’ın önümüzdeki hafta oynanacak Trabzonspor-Beşiktaş maçıyla ilgili Teknik Direktör Şenol Güneş’e yönelik ifadelerine sert tepki gösterdi. Saral, “Şenol Güneş hep bizimdi, sonsuza kadar da bizim kalacak” dedi.
Trabzonspor Kulübü Başkan Yardımcısı Taner Saral, teknik direktörlük koltuğuna oturan Şenol Güneş ve söylemlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Saral, “Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki, teknik direktörümüz Şenol Güneş, Trabzonspor’un tarihinde özel bir yere sahiptir ve kulübün başarılarına büyük katkı sağlamış önemli bir futbol adamıdır. Hem oyunculuk kariyerinde hem de teknik direktörlük döneminde Trabzonspor’un şampiyonluklarına imza atmıştır. Liderlik vasıfları, futbol zekası ve disiplinli yaklaşımıyla gerek saha içinde gerekse saha dışında örnek karakterdir" ifadelerini kullandı.

“Vardar’ın korkusunu anlayabiliyoruz"
“Futbolda ahlak önemlidir ve yöneticilerin bu alanda nasıl davranması gerektiği malumunuzdur" diyen Saral, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yöneticilerin popülist söylemlerde bulunarak şaklabanlığa soyunması, ciddiyetten uzaklaşmasına ayrıca kulüp imajının zarar görmesine yol açar. Beşiktaş Kulübü Asbaşkanı Mete Vardar’ın bir sosyal medya platformundaki açıklamaları işte bu bahsettiğimiz ‘şaklabanlığın’ tezahürüdür. Trabzonspor’un efsanesi Şenol Güneş’in ismi üzerinden şaklabanlık sergilenmesini asla kabul edemeyiz. Beşiktaş’a teknik adamlığı döneminde şampiyonluklar yaşatmış Sayın Güneş’in bugün kendi evi ve takımıyla yeniden buluşmasını hazmedemeyen Vardar’ın korkusunu elbette anlıyoruz. Ancak buna gerek yoktu."

“Yüzümüze karşı konuşamaz"
Futbolun sahada oynanan bir oyun olduğunu belirten Saral, "Asbaşkanlık makamındaki birisinin sahanın içinden çıkarak saha dışında etik ve ahlaki değerlere uygun davranmaması aslında ‘kendisini’ tarif etmektedir. Söz konusu şahsa tavsiyemiz bundan sonra yüzümüze karşı söylemeyeceği ifadeleri ‘sosyal medya trolü’ gibi anlatmamasıdır. Birileri sosyal medya trolü gibi davranmaya devam ede dursun bizler, doğruyu temsil etmek ve sporun pozitif değerlerini yansıtmak, futbol camiasının daha sağlıklı ve saygın bir yapıya kavuşması için mücadele edeceğiz. Son olarak Şenol Güneş hep bizimdi, sonsuza kadar da bizim kalacaktır" şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
26 Şubat, 2026 13:23 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ERKEN SEÇİMİN İLK SİNYALLERİ !

Seçim ekonomisi, ülkeyi yönetenlerin seçimlerde yeniden iktidara gelebilmek için; ekonominin araçlarını iktidar uğruna kullanması ve yönlendirmesi olarak kendini gösterir.

Nedir bunlar?

  • Çalışan kesimin maaş zamları,
  • Emekli maaşlarının artırılması
  • Asgari ücretin yükseltilmesi
  • Sosyal yardımların artırılması * Tarımsal destekler
  • Vergi oranlarının düşürülmesi * Vergi cezalarının affedilmesi * Vergi ödemelerinin ertelenmesi gibi toplumda memnuniyet yaratan faaliyetlerdir.
    Kredi genişlemesini teşvik edici uygulamalar, para arzının artırılması gibi uygulamaları da para politikasının seçim ekonomisinin emrine girdiğinin kanıtını oluşturan gelişmeler olarak sınıflandırabiliriz.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI GÖREVDEN AFFINI İSTERSE BİLİNKİ 6 AY SONRA SEÇİM VAR !

Ülkeyi yönetenler iktidarı garanti görmedikçe erken seçim kararı almaz. Seçim ekonomisi yöntemi oyları artırmanın en önemli yolu olarak görülür. Seçim ekonomisi öncesi Hazine ve Maliye Bakanı değişir. Erken seçimin en önemli göstergesi budur. Seçim ekonomisine yeni gelen bakanla geçilir.

Seçim ekonomisi dünyanın her yerinde az ya da çok uygulanan bir yaklaşımdır.
Bu tür uygulamalar demokrasinin geliştiği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin arttığı ekonomilerde düşük düzeyde kalırken, demokrasinin fazla gelişmediği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin azaldığı ekonomilerde daha çok görülür.

SEÇİM EKONOMİSİNİN İLK SİNYALLERİ GELMEYE BAŞLADI

İktidarın yoksulluğu bitirmek yerine yoksulluğu yönetmeyi tercih eden bir stareteji izlediğini biliyoruz. Bunu Yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma harcamaları için ayırdığı kaynaklara baktığımızda da görebiliyoruz.
Burada farklı bir yaklaşım söz konusu. Bu, yardımlarla yaşamını idame ettiren büyük bir kitleyi oy potansiyeli olarak gören gayri ahlakı bir yaklaşımdır.
Bu iktidar giderse yardımlar kesilir korkusunu hakim kılmaktır.

Son 3 yılda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Yoksullukla mücadele için ayırdığı kaynağa ve 2027 yılı için ayıracağı kaynağa baktığımızda 2026 son baharında yada en geç 2027 yılının ilk yarısında sandık geliyor diyebiliriz.
2024 yılında 299.8 milyar, 2025 yılında 378.7 milyar, 2026 yılı için 469 milyar TL. kaynak ayrılırken, 2027 yılı için çok büyük bir kaynak planlandığı görülüyor. 2026 yılına göre 2027 yılı için; yüzde 78 lik bir artışla 838.3 milyar TL kaynak yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlar için planlanmış.

Önceki yıllarda, yüzde 26, yüzde 24 gibi artışlar yapılırken bu artışın 2027 yılı için neredeyse ikiye katlanması erken seçimin önemli bir sinyalidir.

Tarıma ayrılan kaynakta da önemli artış var.
2026 yılı için tarıma yaklaşık 888,2 milyar lira kaynak ayrılması öngörüldü. Bütçeden tarımsal destek programları için ayrılan tutar da 135 milyar liradan, 168 milyar liraya yükseldi. Gelecek yıl için ise yatırım ödenekleri 190 milyar lira olarak öngörüldü.

SEÇİMİ KAZANMANIN YOLU, EMEKLİLERİN GÖNLÜNÜ ALMAKTAN GEÇİYOR

Emeklilerin içinde bulunduğu vahim durumun iktidarda elbetteki farkında. Fakat inatla emeklileri rahatlatacak en küçük bir adım atılmadı.
Seçime kısa bir süre kala emeklilerin gönlünü almak için kesenin ağzı açılacak. Bu kesin diyebiliriz.
SGK ya, en düşük emekli aylığının 40 bin TL ye çıkarılması için "çalışın" talimatı verildiği yönünde bir takım söylentiler var.
Kesenin ağzı önümüzdeki Temmuz ayında açılırsa bilin ki Seçim 2026 Ekim ayında. Bu memnuniyet verici artış 2027 Ocak ayına kalırsa, ki, buna ihtimal vermiyorum. Çünkü emeklilerin o zamana kadar dayanacak takati yok.

Seçim kazanmak uğruna uygulanan Seçim ekonomisi politikasından sonrasını yazmaya gerek var mı? İktidara kim gelirse gelsin,
her zaman olduğu gibi maaş zamları yine cebe girmeden, zamlarla, yüksek vergilerle geri alınacak.

Ülkenin bu kısır döngüden kurtulabileceğine hiç umudum yok.

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.